
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Bolak Hukuk Bürosu olarak takip ettiğimiz mevzuat gelişmeleri arasında son haftaların en kapsamlı çalışması, kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen düzenlemedir. AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan ve resmi adı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi olan bu metin, 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuştur.

Ben Avukat Ayça Bolak olarak, müvekkillerimin büyük bölümünün icra takipleri, boşanma sonrası tazminat alacakları, ceza yargılamaları ve idari davalarla doğrudan ilgili olduğunu biliyorum. Bu nedenle paketi sadece teorik düzeyde değil, günlük hayatta kimi nasıl etkileyeceği açısından ele alacağım.
Teklifin gerekçesinde yargı süreçlerinin hızlandırılması, mahkemelerin iş yükünün azaltılması, dijitalleşmenin artırılması ve vatandaşların adalete erişiminin kolaylaştırılması hedeflendiği belirtilmektedir. Toplam 30 maddeden oluşan ve 1’i geçici hüküm içeren teklif; icra-iflas hukukundan ceza muhakemesine, idari yargıdan noterlik işlemlerine kadar geniş bir alanı kapsamaktadır.
Önemle belirtmek isterim: Bu bir kanun teklifidir, henüz yasalaşmamıştır. Somut olayınıza hangi hükmün uygulanacağını netleştirmek için, paketin TBMM Genel Kurulu’ndaki nihai halini ve Resmi Gazete’de yayımlanma tarihini takip etmek gerekir.
Müvekkillerimizden en çok soru aldığımız konuların başında, devletten veya kamu idaresinden alacaklı olan kişilerin icra süreci geliyor. Paket bu noktada önemli bir usul değişikliği öngörüyor.
Teklif, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na eklenecek bir madde ile Yargıtay, bölge adliye mahkemeleri ve ilk derece mahkemelerince verilen para alacağı, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ilamların idare tarafından gecikmeksizin yerine getirilmesini öngörmektedir.
Yeni düzenlemeye göre süreç şöyle işleyecek:
Hipotetik bir örnekle açıklayalım: Bir belediyeye karşı açtığınız tazminat davasını kazandınız ve ilam kesinleşti. Yeni düzenleme yürürlüğe girdiğinde, doğrudan icra dairesine başvurmadan önce idareye yazılı bildirimde bulunmanız ve 1 aylık ödeme süresinin geçmesini beklemeniz gerekecek. Bu, idarenin gönüllü ifa şansını artırırken, alacaklı için ek bir prosedürel adım anlamına da gelmektedir.
Paket, tüm paydaşların mirasçı olduğu ve üçüncü kişilerin pay sahibi olmadığı taşınmazlarda, ortaklığın satış yoluyla giderilmesi (izale-i şüyu) davalarında dikkat çekici bir yenilik getiriyor: Bu durumda birinci açık artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak ve bu usul bir defaya mahsus uygulanacak.
Bu değişiklik, miras kalan taşınmazların düşük bedelle üçüncü kişilere kaptırılması riskini azaltmayı; bunun yerine mirasçılara taşınmazı aile içinde değerlendirme önceliği tanımayı hedeflemektedir.
Elektronik satış portalı üzerinden yapılacak ihalelerde de teknik düzenlemeler öngörülüyor:
Ceza hukuku pratiğimizde sıkça karşılaştığımız HAGB kurumu, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda kapsamlı şekilde yeniden yazılıyor. Bu, paketin belki de en çok tartışılan başlığı.
Teklife göre, sanığa yüklenen suçtan yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza 2 yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkemece HAGB kararı verilebilecek. HAGB kararı verilebilmesi için aranan şartlar şunlardır:
Zararın derhal giderilememesi halinde, denetim süresi boyunca aylık taksitlerle tam giderim taahhüdüyle de HAGB kararı verilebilecek. HAGB kararı verilen sanık 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak; bu süre içinde kasıtlı bir suçtan yeniden HAGB alınamayacak.
Mevcut uygulamada HAGB kararına karşı yalnızca itiraz yolu açıktı. Yeni düzenleme bu noktada önemli bir değişiklik öngörüyor: HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek ve bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı da temyiz mümkün olacak. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin önceki düzenlemeyi adil yargılanma hakkı bakımından yetersiz bulması üzerine getiriliyor.
Kamuoyunda en çok yankı bulan değişiklik budur: HAGB hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında “kötü muamele” olarak değerlendirilebilecek fiiller hakkında uygulanmayacak. Bu suçlarda, şartlar oluşsa bile mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakamayacak; bu da söz konusu fiillerde doğrudan ve caydırıcı yaptırım hedeflendiğini göstermektedir.
Genel olarak kural diyebiliriz ki, hukuk yargılamasının uzaması taraflar açısından en büyük mağduriyet kaynaklarından biridir. Paket bu noktada birkaç somut adım atıyor.
HMK’nın “belirsiz alacak davası” başlıklı hükmü yürürlükten kaldırılıyor. Bunun yerine, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği hallerde, talep konusu aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sonuna kadar artırılabilecek. Zamanaşımı, artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak.
Yargılamaların sürüncemede kalmasının önüne geçmek amacıyla, duruşmalar arasındaki süre kural olarak 3 ayı aşamayacak. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemleri gibi zorunlu hallerde hakim, gerekçesini belirterek daha uzun süre tayin edebilecek.
Pratikte bu ne anlama geliyor? Müvekkillerimiz sıklıkla “duruşmamız neden 6 ay sonraya verildi” diye sormaktadır. Yeni düzenleme yürürlüğe girdiğinde, hakimin makul gerekçe göstermediği durumlarda bu tür uzun aralıkların istisna haline gelmesi beklenmektedir.
İdari yargı tarafında da iş yükünü azaltmaya yönelik düzenlemeler dikkat çekiyor. Konusu 486.000 TL’yi aşmayan idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları (düzenleyici işlemlere karşı açılanlar hariç), artık tek hakimle çözümlenecek.
Bu kapsama ayrıca şu davalar da giriyor:
Vergi mahkemelerinde de aynı parasal sınırı aşmayan davalar tek hakimle karara bağlanacak. Ayrıca bölge idare mahkemesine, istinaf incelemesinde kararın gerekçesini düzelterek başvuruyu reddetme yetkisi tanınıyor; bu da dosyaların ilk derece mahkemesine geri gönderilme oranını azaltmayı hedefliyor.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda, Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’daki “Kanuni Faiz” maddesi yeniden düzenleniyor. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde, sözleşmeyle miktarı belirlenmemiş faiz ödemelerinde uygulanacak oran artık TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık tarihli kısa vadeli kredi reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden hesaplanacak.
Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nda, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faizin başlangıç tarihine ilişkin teknik bir ayrım getiriliyor: Kazancın bilindiği döneme ait tazminat tutarına olay tarihinden, kazancın bilinmediği döneme ait tutara ise karar tarihinden itibaren faiz işletilecek.
Bilişim suçları ve ceza muhakemesi alanında çalışan bir hukukçu olarak, bu başlığı özellikle önemli buluyorum. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda iki ayrı veri türü yeniden düzenleniyor:
İnceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilecek. Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı hallerinde kayıtlar derhal; diğer hallerde ise mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl sonra cumhuriyet savcısı huzurunda imha edilecek.
Bilgisayar, program ve kütüklerde arama, kopyalama ve çözüm işlemlerine ilişkin kararlar artık şu usule bağlanıyor: Cumhuriyet savcısının verdiği karar 24 saat içinde hakim onayına sunulacak; hakim de en geç 24 saat içinde karar verecek. Sürenin dolması veya hakimin aksine karar vermesi halinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhal imha edilecek. Elde edilen veriler ise kovuşturmaya yer olmadığı veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 15 yıl sonra imha edilecek.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan bir diğer değişiklikle, kaçak sanık hakkında kovuşturma yürütülebilecek; ancak sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkumiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecek. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık, bizzat hazır bulunmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilecek.
Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç tüm Yargıtay ceza dairesi kararlarına karşı, dosyanın tesliminden itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kurulu’na itiraz etme yetkisi tanınıyor. Sanık lehine yapılacak itirazlarda bu süre sınırı uygulanmayacak.
Danıştay’daki daire sayısının 10’a düşürülmesine yönelik süre, 23 Temmuz 2026’da sona erecekken 4 yıl daha uzatılıyor. Buna bağlı olarak boşalan üyelikler için seçim yapılmaması uygulaması da 23 Temmuz 2030’a kadar sürdürülecek.
Adli yargı hakim ve savcı yardımcıları ile idari yargı hakim yardımcılarının eğitim ve sınav süreçleri de yeniden düzenleniyor. Anayasa hukuku, ceza ve özel hukuk, idare hukuku, duruşma yönetimi ve karar yazımı gibi alanlarda eğitim verilecek; yazılı sınavlar 100 puan üzerinden değerlendirilecek. Ayrıca hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulması halinde uyarma cezası verilecek; bu, bilirkişiye gereksiz yönlendirmenin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Mahkeme, sulh ceza hakimliği veya cumhuriyet başsavcılığı tarafından istenen noterlik evrakının onaylı örnekleri, artık noter tarafından elektronik ortamda taranıp güvenli elektronik imzayla onaylanarak ilgili merciye gönderilebilecek. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek ve posta/yol masrafı hariç herhangi bir ücret alınmayacak; bu da adli süreçlerde evrak teminini hızlandırması beklenen pratik bir yenilik.
Şu an itibarıyla teklif TBMM’ye sunulmuş durumdadır; ilgili komisyonlardan geçip Genel Kurul’da kabul edilmesi ve Resmi Gazete’de yayımlanması gerekmektedir. Kanun teklifinde yer alan geçiş hükümleri, değişikliklerin çoğunun yürürlüğe girdiği tarihten sonraki işlemler ve davalar için uygulanacağını, daha önce başlamış süreçlerde ise eski hükümlerin geçerliliğini sürdüreceğini öngörmektedir. Bazı düzenlemeler (örneğin taşınır/taşınmaz satışına ilişkin Türk Medeni Kanunu değişiklikleri) yayım tarihinden itibaren 3 ay sonra yürürlüğe girecektir.
Bolak Hukuk Bürosu olarak, paketin Genel Kurul’daki nihai metnini ve yürürlük tarihlerini yakından takip etmekteyiz. Somut olayınızın hangi hükümden ve ne zaman etkileneceğini netleştirmek için, dosyanızın özelliklerine göre bireysel değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.
Hayır. Teklif metninde genel af düzenlemesi veya kapsamlı bir infaz indirimi bulunmamaktadır. Kamuoyunda dolaşan bu yöndeki iddiaların resmi bir dayanağı yoktur; teklif esas olarak usul ekonomisi, dijitalleşme ve yargı verimliliğine odaklanmaktadır.
Yeni düzenlemeyle HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek, bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ise belirli şartlarla temyiz yolu açık olacaktır. Bu, Anayasa Mahkemesi’nin önceki itiraz sistemini yetersiz bulmasının bir sonucudur.
Yeni düzenleme yürürlüğe girerse, önce idareye banka hesap bilgilerinizi yazılı olarak bildirmeniz ve 1 aylık ödeme süresinin dolmasını beklemeniz gerekecektir. Bu adım atılmadan doğrudan ilamlı icraya başvurulamayacaktır.
Kesin bir tarih şu an için verilemez; teklif komisyon sürecinde olup Genel Kurul’a sevk edilmesi beklenmektedir. Kanunlaşma süreci ve yürürlük tarihleri TBMM Genel Kurulu’ndaki oylama ve Resmi Gazete’de yayım tarihine bağlıdır.