
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Her yaz aynı soru gündeme gelir: Adli tatil bu yıl ne zaman başlayacak ve davamın süresi bu dönemde ne olacak? 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesi bu konuda net bir takvim çizmiştir. 2026 yılı için adli tatil 20 Temmuz 2026 Pazartesi günü başlayıp 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü sona erecek; yeni adli yıl ise 1 Eylül 2026 Salı günü açılacaktır.
Bolak Hukuk Bürosu olarak her yıl bu dönem öncesinde müvekkillerimizi bilgilendirmeye özellikle önem veriyoruz. Çünkü adli tatil, “mahkemeler tatile girdi, hiçbir şey yapmama gerek yok” anlamına gelmiyor. Aksine, bazı süreler bu dönemde de işlemeye devam ediyor ve bu ayrımı bilmemek somut olayda ciddi hak kayıplarına yol açabiliyor.

HMK m.103, adli tatilde de görülmeye devam edecek dava ve işleri sınırlı sayma yöntemiyle (numerus clausus) belirlemiştir. Genel kural olarak duruşmalar bu dönemde yapılmaz; ancak kanun koyucu, gecikmesinde sakınca bulunan işleri istisna tutmuştur. Bunlar arasında özellikle şunlar öne çıkar:
Ceza yargısında durum CMK m.331 kapsamında değerlendirilir; tutuklu işler ve soruşturma faaliyetleri adli tatilden bağımsız olarak devam eder. İdari yargıda ise yürütmenin durdurulması talepleri, nöbetçi mahkemeler eliyle bu dönemde de karara bağlanabilir.
Sıkça karşılaştığımız bir yanlış algı, adli tatilde adliye binalarının tamamen kapandığı yönündedir. Oysa durum böyle değildir. Kalem işlemleri devam eder, dilekçeler kabul edilir ve her adliyede nöbetçi mahkemeler görevlendirilir. Değişen şey, rutin duruşmaların ertelenmesi ve yalnızca kanunda sayılan ivedi işlerin görülmesidir.
Somut olayda en çok hak kaybına yol açan konu, süre hesabının doğru yapılmamasıdır. HMK m.104 açıkça şunu düzenler: Kanunda öngörülen bir sürenin son günü adli tatile denk gelirse, bu süre ayrıca bir karara gerek olmaksızın tatilin bittiği günden itibaren bir hafta (7 gün) uzamış sayılır.
Somutlaştırmak gerekirse: İstinaf veya itiraz süresinin son günü 28 Ağustos 2026 tarihine denk gelen bir müvekkil için, bu süre kendiliğinden 7 Eylül 2026 tarihine kadar uzar. Bu uzama otomatiktir; ayrıca bir dilekçe ile talep edilmesine gerek yoktur. Ancak pratikte gördüğümüz sorun, bu otomatik uzamaya güvenerek son güne kadar beklemenin, hesaplama hatası ihtimalinde geri dönüşü olmayan bir hak kaybına yol açabilmesidir.
Ceza yargısında uzama süresi farklıdır: CMK m.331 uyarınca ceza davalarındaki süreler, adli tatilin bitiminden itibaren yalnızca 3 gün uzar. İdari yargıda ise İYUK hükümleri çerçevesinde benzer bir uzama mekanizması işletilir. Dolayısıyla “adli tatilde süre bir hafta uzar” genellemesi her dava türü için aynı şekilde geçerli değildir; hangi yargı kolunda olduğunuza göre süre farklılaşabilir.
Bunu somutlaştırmak için varsayımsal bir senaryo üzerinden ilerleyelim. Bir müvekkilimizin, aleyhine açılan bir icra takibine itiraz süresinin son günü 25 Ağustos 2026’ya denk gelsin. Bu kişi adli tatilin başladığını duyduğu için “zaten mahkemeler tatilde, acele etmeme gerek yok” diye düşünüp işlemi ertelerse, hangi işlemin hangi kanuna tabi olduğunu netleştirmeden hareket etmiş olur.
Çünkü icra takip işlemleri, HMK m.104’teki adli tatil uzamasına her zaman aynı şekilde tabi değildir; icra dairesi işlemleri genel olarak devam eder. Bu noktada “her süre otomatik uzar” varsayımı yanıltıcı olabilir. Somut olayın özelliklerine göre, hangi sürenin hangi kanun maddesi kapsamında uzayıp uzamadığının bir hukukçu tarafından değerlendirilmesi, hak kaybının önüne geçmenin en güvenli yoludur.
Meslektaşlarımız için de bu dönem kendi içinde riskler barındırır. Adli tatil, dosya takibinin gevşetilebileceği bir dönem değil; aksine dosya planlamasının yeniden yapılandırılması gereken bir dönemdir. Bolak Hukuk Bürosu olarak bu süreçte şu noktalara özellikle dikkat ediyoruz:
Adli tatil döneminde dava açmak da mümkündür; mahkemeler dilekçe kabulüne devam eder. Ancak açılan davanın duruşma günü, kural olarak adli tatilin bittiği tarihten sonrasına verilir.
Aile hukuku alanında sık sorulan bir başka soru, anlaşmalı boşanma davalarının bu dönemde görülüp görülmeyeceğidir. Nafaka, velayet ve soybağına ilişkin işler HMK m.103 kapsamında istisna sayıldığından, bu davalar adli tatilde de görülmeye devam edebilir. Genel kural olarak, anlaşmalı boşanma talebiyle mahkemeye başvurmak bu dönemde de mümkündür; ancak duruşma tarihinin verilmesi, ilgili mahkemenin iş yüküne ve nöbetçi sistem uygulamasına göre değişkenlik gösterebilir.
Evet, adli tatil süresince de dava açılabilir ve dilekçeler mahkeme kalemine sunulabilir. Ancak kural olarak duruşma günü, adli tatilin bittiği 1 Eylül 2026 tarihinden sonrasına verilir.
HMK m.104 uyarınca, hukuk davalarında bu süre otomatik olarak tatilin bittiği günden itibaren 1 hafta uzar. Ceza davalarında ise CMK m.331 gereği bu uzama süresi 3 gündür.
Evet, icra daireleri adli tatil döneminde de faaliyetlerine devam ettiğinden yeni bir icra takibi başlatmak mümkündür.
Evet, HMK m.103 uyarınca nafaka, velayet, soybağı ve vesayete ilişkin dava ve işler adli tatil döneminde de görülmeye devam eden istisna işler arasındadır.
Adli tatil dönemi, doğru planlanmadığı takdirde hem vatandaşlar hem de takip edilen dosyalar açısından telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Somut olayınıza ilişkin süre hesabının ve hangi işlemin hangi istisna kapsamına girdiğinin netleştirilmesi için Bolak Hukuk Bürosu olarak danışmanlık hizmeti sunmaktayız.