
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Her yıl temmuz ayı geldiğinde büromuza gelen sorulardan biri neredeyse hiç değişmiyor: “Avukat Hanım, adli tatil başladı, icra dosyam artık işlemez mi, borçlu bu süreden yararlanıp rahatlayabilir mi?” Bu soru o kadar sık soruluyor ki, pek çok kişi haklı olarak icra takiplerinin de mahkemeler gibi bir “tatil” dönemine girdiğini zannediyor. Oysa gerçek, sanıldığından oldukça farklı ve alacaklılar açısından son derece önemli.
Avukat Ayça Bolak olarak bu makalede, adli tatilin ne olduğunu, icra dairelerinin ve icra mahkemelerinin bu dönemde gerçekten çalışıp çalışmadığını, hangi sürelerin durduğunu ve hangilerinin kesintisiz işlemeye devam ettiğini; ilgili kanun maddeleri ve Yargıtay içtihatları ışığında adım adım açıklıyorum.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesi uyarınca adli tatil, her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer. Yeni adli yıl ise 1 Eylül’de başlar. Bu süre zarfında mahkemeler, kural olarak yargılama faaliyetlerine ara verir; duruşmalar ertelenir, birçok dava dosyası bir sonraki adli yıla bırakılır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken kritik nokta şudur: Adli tatil kavramı, öncelikle mahkemeler için tasarlanmış bir düzenlemedir. İcra daireleri ise hukuki nitelik olarak mahkeme değildir; bu nedenle adli tatilin icra süreçlerine etkisini değerlendirirken bambaşka bir rejimden söz etmemiz gerekir.
Sorunun kısa cevabı: Evet, icra daireleri adli tatilde de normal mesai saatlerinde çalışmaya devam eder. Bunun iki hukuki dayanağı vardır:
Bu iki düzenlemenin birlikte sonucu şudur: Adli tatil boyunca da yeni bir icra takibi başlatılabilir, ödeme emri düzenlenip tebliğ edilebilir, haciz talebinde bulunulabilir, haciz işlemi fiilen uygulanabilir ve satış işlemleri yürütülebilir. Borçlunun “adli tatil bitene kadar bana dokunulamaz” beklentisi, uygulamada karşılığı olmayan bir varsayımdır.
İİK m. 18’in “ivedi iş” niteliği yalnızca icra dairelerini değil, icra mahkemelerini de kapsar. Bu nedenle itirazın kaldırılması, itirazın iptali, şikayet, tahliye talebi gibi icra mahkemesi önündeki işler de adli tatilde görülmeye devam eder. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı da bu yöndedir; Dairenin 2022/11858 E., 2022/12242 K. sayılı kararında icra dairelerinde ve icra mahkemelerinde adli tatil hükümlerinin uygulanmayacağı açıkça vurgulanmıştır.
Burada müvekkillerimizin en çok şaşırdığı ayrıntıya geliyoruz. HMK m. 104, adli tatile tabi dava ve işlerde süre sonu tatile denk gelirse, sürenin tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılacağını öngörür. Ancak Yargıtay’ın istikrarlı görüşüne göre bu uzatma hükmü İcra ve İflas Kanunu’ndaki sürelere uygulanmaz.
Somut olarak: Ödeme emrine itiraz süresi, tahliye talebindeki 30 günlük ödeme süresi ya da temyiz süresi gibi İİK kaynaklı bir süre, son gününü adli tatil içinde tamamlıyorsa, süre yine de o tatil günü mesai saati sonunda dolmuş sayılır; bir haftalık ek süreden yararlanılamaz. Bu ilke, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2022/11854 E., 2022/11749 K. sayılı kararında da teyit edilmiştir. Bu durum özellikle borçlu tarafın avukatları için kritik bir risktir: “Adli tatil var, bir hafta ek sürem var” diye düşünüp itiraz veya temyiz dilekçesini geciktirmek, hak kaybına yol açabilir.
Diyelim ki bir ticari alacak nedeniyle başlatılan icra takibinde ödeme emri borçluya 15 Ağustos’ta tebliğ edildi ve 7 günlük itiraz süresi 22 Ağustos’ta doluyor. Borçlunun avukatı, “adli tatil bitince bir hafta uzar” varsayımıyla itirazı 6 Eylül’de sunarsa, bu itiraz büyük olasılıkla süresinde kabul edilmeyecektir; çünkü İİK’daki süreler bakımından HMK m. 104’ün uzatıcı etkisi işlemez. Somut olayın özelliklerine göre mahkemenin değerlendirmesi değişebilse de, genel kural bu yöndedir.
Adli tatilin uzatıcı etkisi, yalnızca HMK m. 103’te tahdidi biçimde sayılan ve adli tatilde görülmeyen dava ve işler bakımından anlam taşır. Genel olarak mahkemelerde görülen ve bu istisna listesine girmeyen dava türlerinde (örneğin çoğu alacak davası, tazminat davası, boşanma davası gibi) süre sonu tatile denk gelirse, süre tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzamış sayılır. Buna karşılık:
adli tatilde de görülmeye devam eder; dolayısıyla bu işler için HMK m. 104’ün uzatıcı etkisinden söz edilemez, çünkü bu işler zaten “durmuyor.”
Adli tatil döneminde hem alacaklı hem borçlu tarafın en sık yaptığı hata, bu dönemi bir “hukuki es” olarak görmektir. Oysa icra dosyanız varsa, alacaklı sıfatıyla adli tatilde de haciz ve satış taleplerinizi ilerletebilirsiniz; borçlu sıfatındaysanız da itiraz ve şikayet sürelerinizin işlemeye devam ettiğini unutmamanız gerekir. Avukat Ayça Bolak olarak, özellikle temmuz-ağustos aylarında dosya takibinin gevşetilmemesini, aksine sürelerin sıkı biçimde izlenmesini öneriyorum.
Evet. İcra daireleri mahkeme sayılmadığından ve icra mahkemesi işleri kanunen ivedi kabul edildiğinden, adli tatil süresince de yeni takip başlatılabilir, ödeme emri tebliğ edilebilir ve haciz işlemleri yürütülebilir.
Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre HMK m. 104’teki bir haftalık uzatma hükmü İİK’daki sürelere uygulanmaz; süre, tatil içindeki son günün mesai saati bitiminde dolar.
Evet. İİK m. 18 uyarınca icra mahkemesine intikal eden işler ivedi iş sayıldığından, HMK m. 103/1-h kapsamında adli tatilde de görülmeye devam eder.
HMK m. 102 gereğince adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar, 31 Ağustos’ta sona erer; yeni adli yıl 1 Eylül’de başlar.