
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Ataşehir, İstanbul’un konut ve ofis kiralamalarının en yoğun olduğu ilçelerinden biridir. Finans merkezi projesi, yüksek katlı siteler ve hızla değişen kira bedelleri, kiracı ile kiraya veren arasındaki uyuşmazlıkları da beraberinde getirmektedir. Avukat Ayça Bolak olarak bu makalede, Ataşehir’de kira hukukuna ilişkin en sık karşılaştığımız sorunları, yasal çerçeveyi ve pratik çözüm yollarını adım adım açıklıyorum.
Kira uyuşmazlıklarında atılan ilk adım çoğu zaman sürecin tamamını belirler. Yanlış gönderilmiş bir ihtarname, kaçırılmış bir bir aylık dava süresi ya da geçersiz bir tahliye taahhüdü, haklı olan tarafı dahi zor durumda bırakabilir. Bu nedenle genel kuralları bilmek kadar, somut olayın özelliklerini doğru değerlendirmek de önem taşır.
Kira hukuku, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 299 ile m. 378 arasında düzenlenmiştir. Konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin özel hükümler ise TBK m. 339 ve devamında yer alır. Bolak Hukuk Bürosu olarak kiracı ve kiraya veren müvekkillerimize en çok şu konularda destek sağlıyoruz:
Kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B uyarınca dava şartıdır. Bu düzenleme, 7445 sayılı Kanun ile getirilmiş olup 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren uygulanmaktadır. Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, usulden reddedilir.
Bu kuralın önemli bir istisnası vardır: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümlerine göre ilamsız icra yoluyla kiralananın tahliyesine ilişkin talepler zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır. Hangi yolun seçileceği, uyuşmazlığın niteliğine ve eldeki belgelere göre stratejik bir karardır.
Arabuluculuk sürecinde taraflar anlaşırsa, düzenlenen anlaşma belgesi kanunda öngörülen şartlarla icra edilebilir niteliğe sahip olabilir. Bu nedenle arabuluculuk masasında imzalanacak metnin, tahliye tarihi, bedel ve ödeme koşulları bakımından açık ve eksiksiz hazırlanması büyük önem taşır.
TBK m. 344 uyarınca, tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını (TÜFE) geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu oran, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her ay açıklanır.
Hatırlatmak gerekir ki konut kiralarında uygulanan yüzde yirmi beşlik geçici sınır, 7409 sayılı Kanun ile getirilmiş ve 1 Temmuz 2024 tarihinde sona ermiştir. Bu tarihten sonra başlayan kira dönemlerinde genel kural olarak TÜFE on iki aylık ortalaması esas alınmaktadır.
TBK m. 344/3 uyarınca, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde yeni kira bedeli, hakim tarafından hakkaniyete göre belirlenir. Bu belirlemede TÜFE oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri (benzer taşınmazların güncel kira bedelleri) dikkate alınır.
Kira tespit davası, kira bedelinin piyasa koşullarının belirgin şekilde gerisinde kalması halinde kiraya verenin başvurabileceği temel hukuki yoldur. Davanın zamanlaması, bedelin hangi dönemden itibaren uygulanacağını doğrudan etkiler.
TBK m. 345 uyarınca kira tespit davası:
mahkemece belirlenecek kira bedeli, yeni kira döneminin başlangıcından itibaren geçerli olur. Bu şartlar yerine getirilmemişse belirlenen bedel, kural olarak bir sonraki kira döneminden itibaren uygulanır.
Yargıtay’ın kira uyuşmazlıklarına bakan dairesinin yerleşik uygulamasına göre, beş yılını dolduran kira ilişkilerinde bilirkişi tarafından emsallere göre tespit edilen rayiç bedel doğrudan uygulanmaz. Kiracının uzun süredir aynı yerde oturduğu gözetilerek, bu bedelden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir.
Bu içtihadın gerekçesi, kira ilişkisinin süreklilik taşıyan bir sözleşme olduğu ve kiracının yeni kiracı gibi değerlendirilmesinin hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceğidir. İndirim oranı somut olayın özelliklerine göre hakimin takdir yetkisi dahilindedir.
Ataşehir’de bir sitede altı yıldır oturan bir kiracı, yıllık TÜFE artışlarıyla kira ödemeye devam etmektedir. Aynı sitedeki benzer daireler ise çok daha yüksek bedellerle kiralanmaktadır. Kiraya veren, yeni dönemden otuz gün önce yazılı bildirimde bulunarak kira tespit davası açarsa, mahkeme bilirkişi aracılığıyla emsal bedelleri inceler ve genel kural olarak hakkaniyet indirimi uygulayarak yeni bedeli belirler.
Kiraya verenin, belirli süreli sözleşmenin süresinin dolduğunu ileri sürerek kiracıyı tahliye etmesi mümkün değildir. TBK m. 347 uyarınca konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme, kiracı tarafından feshedilmedikçe aynı koşullarla bir yıl uzamış sayılır. Kiraya veren ise ancak on yıllık uzama süresinin sonunda, sebep göstermeksizin ve sürenin bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunarak sözleşmeyi sona erdirebilir.
Bu süre dışında tahliye, ancak kanunda sayılan sebeplerin varlığı halinde mümkündür. Bu sebepler, TBK m. 354 uyarınca kiracı aleyhine değiştirilemez.
TBK m. 350/1 uyarınca kiraya veren; kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerekir. İhtiyacın geçici olması, ileride doğabilecek bir ihtimale dayanması ya da kira bedelini artırmak amacıyla öne sürülmesi halinde dava reddedilebilir. İspat yükü kiraya verendedir.
Kiralananı sonradan satın alan yeni malik, TBK m. 351 uyarınca gereksinim sebebiyle tahliye isteyebilir. Bunun için edinme tarihinden itibaren bir ay içinde kiracıya durumu yazılı olarak bildirmesi ve edinme tarihinden altı ay sonra dava açması gerekir. Bildirim süresinin kaçırılması, tahliye imkanını ciddi biçimde geciktirir.
TBK m. 352/1 uyarınca kiracı, kiralananın tesliminden sonra kiraya verene yazılı olarak belli bir tarihte boşaltma taahhüdü vermişse, kiraya veren bu tarihten itibaren bir ay içinde icraya başvurarak veya dava açarak tahliye talep edebilir.
Uygulamada en sık karşılaştığımız sorun, taahhüdün kira sözleşmesiyle aynı gün imzalatılmasıdır. Yargıtay içtihatlarına göre kiralananın tesliminden önce veya sözleşmeyle birlikte alınan tahliye taahhüdü, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçersiz kabul edilmektedir. Taahhüdün sonradan boş imzaya doldurulduğunu ileri süren kiracı ise bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
TBK m. 352/2 uyarınca kiracı, bir kira yılı içinde kira bedelini ödemediği için kiraya veren tarafından iki haklı ihtara sebep olmuşsa, kiraya veren kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açarak sözleşmeyi sona erdirebilir. İhtarın “haklı” sayılabilmesi için gönderildiği tarihte kira borcunun muaccel (ödeme günü gelmiş) ve ödenmemiş olması gerekir.
TBK m. 352/3 uyarınca kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu varsa ve kiraya veren sözleşmenin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, kiraya veren kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir.
| Tahliye Sebebi | Kanuni Dayanak | Başvuru Süresi | Kritik Nokta |
|---|---|---|---|
| Gereksinim (İhtiyaç) | TBK m. 350 | Süre bitiminden itibaren 1 ay | İhtiyaç gerçek, samimi ve zorunlu olmalı |
| Yeni Malikin Gereksinimi | TBK m. 351 | 1 ay içinde bildirim, 6 ay sonra dava | Yazılı bildirim şartı |
| Tahliye Taahhüdü | TBK m. 352/1 | Taahhüt tarihinden itibaren 1 ay | Teslimden sonra verilmiş olmalı |
| İki Haklı İhtar | TBK m. 352/2 | Kira yılı bitiminden itibaren 1 ay | Aynı kira yılı içinde iki ihtar |
| Kira Borcunun Ödenmemesi | TBK m. 315, İİK m. 269 | Konutta en az 30 günlük ödeme süresi | Fesih ihtarı içeren bildirim |
| On Yıllık Uzama Süresi | TBK m. 347 | Süre bitiminden en az 3 ay önce bildirim | Sebep gösterilmesi gerekmez |
Kiracı kira bedelini ödemezse, kiraya veren TBK m. 315 uyarınca yazılı bir süre vererek ödeme yapılmaması halinde sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında bu süre en az otuz gündür.
Uygulamada daha sık tercih edilen yol, İİK m. 269 kapsamında ihtarlı (tahliye talepli) icra takibidir. Bu takipte kiracıya ödeme emri gönderilir ve süresi içinde borcun ödenmemesi halinde kiraya veren, İcra Mahkemesi’nden tahliye talep edebilir. Bu yol, ilamsız icra yoluyla tahliye niteliğinde olduğundan zorunlu arabuluculuk kapsamı dışındadır.
Ataşehir’deki bir ofis katını kiralayan bir şirket, üç aydır kira ödememektedir. Kiraya veren, doğrudan tahliye davası açmak yerine ihtarlı icra takibi başlatır. Kiracı ödeme emrine itiraz etmez ve süresi içinde borcu da ödemezse, kiraya veren İcra Mahkemesi’nden genel kural olarak daha kısa sürede tahliye kararı alabilir. Kiracının itiraz etmesi halinde ise sürecin seyri, itirazın içeriğine göre değişir.
Kira hukuku yalnızca kiraya veren lehine işleyen bir alan değildir. Kanun, zayıf taraf olarak kabul edilen kiracıyı da çeşitli hükümlerle korumaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 4/1-a uyarınca kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere, kiralananın tahliyesine ilişkin davalar ve kira tespit davaları Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından görülür.
Ataşehir’de bulunan taşınmazlara ilişkin kira uyuşmazlıkları, kural olarak İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki mahkemelerde görülmektedir. Yetki bakımından, davalının yerleşim yeri mahkemesinin yanı sıra sözleşmenin ifa yeri olan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de genel olarak yetkilidir. İcra takiplerinde ise ilgili icra dairesi ve İcra Mahkemesi süreçleri ayrıca takip edilmelidir.
Bolak Hukuk Bürosu olarak, kira uyuşmazlığı yaşayan müvekkillerimize ilk görüşmede genellikle şu yol haritasını öneriyoruz:
Her kira ilişkisi kendine özgü koşullar taşır. Aynı görünen iki dosyada, sözleşmenin bir maddesi ya da bir bildirimin tarihi sonucu tamamen değiştirebilir. Avukat Ayça Bolak olarak, Ataşehir ve çevresindeki kiracı ve kiraya veren müvekkillerimize, somut olayın özelliklerine göre şekillendirilmiş bir hukuki strateji sunmayı ilke ediniyoruz.
Hayır. TBK m. 347 uyarınca belirli süreli konut kira sözleşmesi, sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona ermez ve bir yıl uzar. Ev sahibi ancak kanunda sayılan tahliye sebeplerinden birine dayanarak veya on yıllık uzama süresinin sonunda tahliye talep edebilir.
Yenilenen kira dönemlerinde artış oranı, bir önceki kira yılının TÜFE on iki aylık ortalama değişim oranını geçemez. Bu oran her ay TÜİK tarafından açıklanır; kira sözleşmenizin yenilendiği aya ait oran esas alınmalıdır. Beş yılı aşan kira ilişkilerinde ise bedel, kira tespit davasıyla hakkaniyete göre belirlenebilir.
Evet. 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Ancak İcra ve İflas Kanunu kapsamında ilamsız icra yoluyla tahliye talepleri bu zorunluluğun dışındadır.
Genel kural olarak hayır. TBK m. 352/1 uyarınca tahliye taahhüdünün kiralananın tesliminden sonra verilmiş olması gerekir. Yargıtay içtihatlarına göre sözleşmeyle aynı anda alınan taahhüt, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı için geçersiz kabul edilmektedir.