
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Hukuki bir sorunla karşılaştığınızda atacağınız ilk adım, çoğu zaman davanın kaderini belirler. Beykoz avukat arayışına giren kişilerin büyük bölümü, aslında sorunun hangi mahkemenin görev alanına girdiğini dahi bilmeden adliye kapısına dayanır. Oysa doğru makama, doğru hukuki nitelendirme ile başvurmak, süreci aylarca kısaltabilir.

Bolak Hukuk Bürosu olarak Beykoz ve çevresinde yürüttüğümüz dosyalarda gözlemlediğimiz en yaygın hata, hak düşürücü sürelerin ve zamanaşımı sürelerinin gözden kaçırılmasıdır. Hukukta kaybedilen bir gün, bazen telafisi imkânsız bir hak kaybına dönüşür.
Bu rehberde; Beykoz Adliyesi’nin yapısını, ilçenin kendine özgü uyuşmazlık türlerini, emsal yargı kararlarının pratikteki yansımalarını ve avukatla çalışırken dikkat etmeniz gereken hususları sade bir dille ele alacağım.
Beykoz Adliyesi, İstanbul Anadolu Adliyesi’ne bağlı bir mülhakat (bağlı) adliye statüsündedir. Yargı çevresi yalnızca Beykoz ilçesini kapsar; Anadolu Hisarı, Kanlıca, Çubuklu, Kavacık, Paşabahçe, Anadolu Kavağı gibi mahalleler bu çevre içindedir.
Ancak bu, Beykoz’la ilgili her davanın Beykoz Adliyesi’nde görüleceği anlamına gelmez. Bazı dava türleri için dosyanız Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi’ne gitmek zorundadır. Bu ayrımı bilmemek, dilekçenizin görevsizlik kararıyla geri dönmesine ve zaman kaybına yol açar.
| Uyuşmazlık Türü | Görevli Mahkeme | Dosyanın Görüleceği Adliye |
|---|---|---|
| Boşanma, velayet, nafaka | Aile Mahkemesi | Beykoz Adliyesi |
| Tapu iptali, kadastro, elatmanın önlenmesi | Asliye Hukuk / Kadastro Mahkemesi | Beykoz Adliyesi |
| Miras, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) | Sulh Hukuk Mahkemesi | Beykoz Adliyesi |
| Hakaret, tehdit, basit yaralama gibi suçlar | Asliye Ceza Mahkemesi | Beykoz Adliyesi |
| Ağır cezalık suçlar (kasten öldürme, yağma vb.) | Ağır Ceza Mahkemesi | İstanbul Anadolu (Kartal) |
| İşçilik alacakları, işe iade | İş Mahkemesi | İstanbul Anadolu (Kartal) |
| Ticari uyuşmazlıklar ve tüketici davaları | Ticaret / Tüketici Mahkemesi | İstanbul Anadolu (Kartal) |
Beykoz Adliyesi bünyesinde Cumhuriyet Başsavcılığı, Sulh Ceza Hakimliği ve İcra Müdürlükleri de faaliyet göstermektedir. İstinaf kanun yolu bakımından ise dosyalar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi denetimine tabidir.
Beykoz’u İstanbul’un diğer ilçelerinden ayıran en belirgin hukuki özellik, yüzölçümünün çok büyük bir bölümünün orman vasıflı arazi, 2/B alanı ve sit alanı niteliği taşımasıdır. Bu durum, 6831 sayılı Orman Kanunu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu kaynaklı davaları ilçenin en yoğun uyuşmazlık başlığı haline getirmiştir.
Uygulamada sıklıkla; tapulu olduğu düşünülen bir taşınmazın kadastro çalışması sonucunda Hazine veya orman rejimi lehine tespit edildiği görülmektedir. Bu tür dosyalarda kadastro tespitine itiraz süresi ve tespitin kesinleşmesinden itibaren işleyen on yıllık hak düşürücü süre (Kadastro Kanunu m. 12) hayati önemdedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması, uygulamada en sık dayanılan boşanma sebebidir. Anlaşmalı boşanma için ise aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince en az bir yıllık evlilik süresi ve hakim huzurunda beyan şartı aranır.
Şiddet ve tehdit içeren durumlarda ise 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruma ve uzaklaştırma kararı talebi, dava açılmasını beklemeksizin derhal yapılabilir.
Beykoz’daki köy statüsünden gelen taşınmazlar ve boğaz kıyısındaki eski parseller, kuşaklar boyunca paylaşılmadığı için ciddi miras uyuşmazlıklarına konu olmaktadır. Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığında ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası gündeme gelir.
Ayrıca saklı paylı mirasçıların hakkını ihlal eden devirlerde tenkis davası (TMK m. 560) ve mirastan mal kaçırma iddialarında muris muvazaası nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açılabilmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350 ve devamı maddeleri, kiraya verenin hangi hallerde tahliye talep edebileceğini sınırlı sayıda saymıştır. Gereksinim (ihtiyaç) nedeniyle tahliyede, ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması aranır.
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen soruşturmalarda ifade aşaması, çoğu kişinin sandığının aksine “formalite” değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147 uyarınca müdafi hazır bulundurma hakkınız, soruşturmanın en başında doğar ve bu haktan yararlanmamak ilerideki savunmayı ciddi biçimde zayıflatabilir.
Yargıtay’ın tapu iptali ve tescil davalarına bakan dairelerinin yerleşik içtihadına göre, bir taşınmazın tapu kaydı bulunsa dahi, taşınmaz kesinleşmiş orman tahdidi sınırları içinde kalıyorsa bu tapu kaydı hukuken korunmaz. Gerekçe, orman niteliğindeki yerlerin Anayasa m. 169 gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında olması ve özel mülkiyete konu edilememesidir.
Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kararlarında tutarlı biçimde şu dengeyi kurmaktadır: Devletin kendi tuttuğu tapu siciline güvenerek taşınmaz edinen iyiniyetli kişilerin tapusunun hiçbir tazminat ödenmeksizin iptal edilmesi, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale oluşturabilir.
Aynı yaklaşım Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye aleyhine verdiği kararlarda da görülmektedir. AİHM, orman vasfı gerekçesiyle tapusu iptal edilen kişilere tazminat yolu tanınmamasını, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.
Bu içtihatların pratik anlamı şudur: Tapunuz iptal edilse dahi hukuki mücadele bitmez; TMK m. 1007 kapsamında devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğuna dayalı tazminat davası açma yolu açık kalabilir. Elbette bu, somut olayın özelliklerine, edinme biçimine ve iyiniyet değerlendirmesine göre değişecektir.
Örnek 1 – Kadastro Şoku: Beykoz’da dedesinden kalan tarlayı yıllardır kullanan bir vatandaş, kadastro çalışması sonucunda taşınmazın orman sınırı içinde tespit edildiğini öğreniyor. Tebligatı “nasıl olsa dedemin tapusu var” düşüncesiyle dikkate almıyor. Otuz günlük itiraz süresi geçtikten sonra başvurduğunda, dosya çok daha zorlu bir zemine kaymış oluyor.
Örnek 2 – Yıllardır Paylaşılmayan Miras: Dört kardeş, babalarından kalan Beykoz’daki taşınmaz üzerinde uzlaşamıyor. Kardeşlerden biri taşınmazı tek başına kullanıp kira geliri elde ediyor. Diğer mirasçılar, ortaklığın giderilmesi davasının yanı sıra ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talebini de gündeme getirebilir; genel kural olarak dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem talep edilebilir.
Örnek 3 – Anlaşmalı Boşanmada Eksik Protokol: Taraflar protokolde yalnızca “nafaka istemiyorum” ifadesine yer veriyor; mal rejimi tasfiyesi ve ziynet eşyaları hiç düzenlenmiyor. Boşanma kesinleştikten sonra taraflardan biri mal rejimi davası açtığında, ilk dosyada susmuş olmak ciddi bir dezavantaj yaratabiliyor.
Bu senaryolar tamamen varsayımsaldır; ancak sahada karşılaştığımız tabloyu iyi yansıtmaktadır. Her somut olayın kendine özgü delil durumu bulunduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.
Türk hukukunda bazı dava türleri için arabuluculuğa başvurmak, dava şartı haline getirilmiştir. Arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açılması halinde mahkeme, esasa girmeden davayı usulden reddeder.
Buna karşılık boşanma, velayet, nafaka gibi kamu düzenini ilgilendiren aile hukuku davaları ile ceza soruşturmaları arabuluculuğa tabi değildir. Ceza hukukunda ise ayrı bir kurum olan uzlaştırma (CMK m. 253) devreye girer.
Bir avukatla çalışmaya karar verdiğinizde ilk adım, noterden düzenlenecek vekaletnamedir. Boşanma davalarında fotoğraflı özel vekaletname düzenlenmesi gerektiğini, ceza dosyalarında ise takibi şikayete bağlı suçlar bakımından özel yetki aranabileceğini hatırlatmak isterim.
Avukatlık ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 163 ve 164 ile Türkiye Barolar Birliği’nin her yıl güncellenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi çerçevesinde belirlenir. Tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz; dava değeri üzerinden yüzdelik ücret belirlenmesi halinde ise bu oran, kanun gereği belirli bir üst sınırı aşamaz.
Ayrıca karşı vekalet ücreti ile müvekkilin kendi avukatına ödediği ücretin farklı kalemler olduğunu bilmek önemlidir. Sözleşme yapılırken bu ayrımın yazılı olarak netleştirilmesi, ileride yaşanabilecek anlaşmazlıkları önler.
Maddi durumu dava masraflarını karşılamaya elverişli olmayan vatandaşlar için adli yardım ve adli müzaheret kurumları bulunduğunu da özellikle belirtmek isterim. Bu başvurular, İstanbul Barosu Adli Yardım Bürosu ve ilgili mahkeme aracılığıyla yapılabilmektedir.
Hayır. Belirleyici olan ikametgahınız değil, yetki kurallarıdır. Genel kural olarak dava, davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılır (HMK m. 6). Taşınmazlara ilişkin davalarda ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; bu nedenle Beykoz’daki bir taşınmaza ilişkin dava, siz başka ilçede otursanız dahi Beykoz’da görülür.
Hayır. Beykoz Adliyesi’nde Asliye Ceza Mahkemesi ve Sulh Ceza Hakimliği bulunur; ağır cezalık suçlara ilişkin yargılamalar Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki Ağır Ceza Mahkemelerinde yürütülür. İş, ticaret ve tüketici davaları için de yine Kartal’a gidilmesi gerekir.
Somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, tapu siciline güvenerek taşınmaz edinen kişiler bakımından TMK m. 1007 uyarınca devletin sorumluluğuna dayalı tazminat davası açılması gündeme gelebilir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları, tazminatsız tapu iptalini mülkiyet hakkı yönünden sorunlu bulmaktadır. Ancak edinme biçimi ve iyiniyet değerlendirmesi sonucu doğrudan etkiler.
Türk hukukunda kural olarak zorunlu avukatlık sistemi bulunmadığından, taraflar davalarını kendileri takip edebilir. Ancak usul kuralları, delil sunma süreleri ve istinaf başvuru süreleri son derece katıdır; bu sürelerden birinin kaçırılması esasen haklı olduğunuz bir davayı dahi kaybetmenize yol açabilir.
Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede, ortalama 1-3 ay içinde sonuçlanabilmektedir. Çekişmeli boşanma davaları ise tanık dinlenmesi, sosyal inceleme raporu ve bilirkişi süreçleri nedeniyle 1,5-3 yıl arasında sürebilir. Bu süreler mahkemenin iş yüküne göre değişkenlik gösterir.
Hukuki süreçlerde en pahalıya mal olan şey, çoğu zaman yanlış bir hamle değil; hiç hamle yapmamaktır. Süreler işler, deliller kaybolur, tanıklar unutur.
Avukat Ayça Bolak olarak, Beykoz avukat desteğine ihtiyaç duyan müvekkillerimize önerim, dosyanızı henüz bir uyuşmazlık büyümeden hukuki değerlendirmeye açmanızdır. Erken alınan bir hukuki görüş, yıllar sürecek bir davanın önüne geçebilir.
Bu makalede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her somut olay kendine özgü koşullar taşıdığından, işleminize başlamadan önce dosyanızın bir avukat tarafından incelenmesini tavsiye ederim.