
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Boşanırken Nelere Dikkat Edilmeli?
Boşanma, evlilik birliğinin yasal olarak sona ermesi sebeplerinden biridir. Boşanmaya dair hükümler Türk Medeni Kanunu’nun ikinci bölümü ile düzenlenmiştir. Pratikte eşlerin çekişmeli ve anlaşmalı olmak üzere 2 şekilde boşanmaları mümkündür. Boşanma sebepleri de yine TMK kapsamında düzenlenmiştir. Boşanma, evlilik birliğinin hukuki olarak sona erdirilmesi anlamına gelir ve bu süreç hem duygusal hem de hukuki açıdan son derece karmaşık olabilir. Boşanma sürecinde yanlış adımlar atılmaması ve sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için dikkat edilmesi gereken pek çok husus vardır.
Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Farkı
Anlaşmalı boşanmada, eşler evlilik birliğinin sona erdirilmesi ve bunun ekonomik, duygusal ve hukuki sonuçları konusunda fikir birliğine varmış olurlar. Buna karşın, çekişmeli boşanmada taraflar arasında uzlaşmazlık yaşanan konular (velayet, nafaka, mal paylaşımı, maddi/manevi tazminat gibi) bulunur. Ayrıca, eşlerden birinin boşanmayı kabul etmemesi durumunda da çekişmeli boşanma söz konusu olur. Bu durumda, boşanmak isteyen taraf evliliğin devam etmesinin mümkün olmadığını ve ortak yaşamın sürdürülemez hale geldiğini mahkemeye kanıtlamalıdır.
Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın tüm hukuki ve mali sonuçları üzerinde uzlaşarak evlilik birliğini sona erdirmeye karar verdikleri bir süreçtir. Boşanma davası, eşlerin birlikte mahkemeye başvurmasıyla veya bir tarafın açtığı davanın diğeri tarafından kabul edilmesiyle başlar. Sürecin ilk adımı; nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konuları içeren bir anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasıdır. Ardından, bu protokol ve dava dilekçesi ile birlikte Aile Mahkemesi’ne başvuru yapılır. Anlaşmalı boşanma sürecinde taraflar belirli konularda uzlaşamazsa dava çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir.
İnternet sitemizdeki “Anlaşmalı Boşanma” ve “Çekişmeli Boşanma” yazılarını okuyarak konuya ilişkin daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Boşanma Sebebinin Belirlenmesi
Boşanma sebepleri genel ve özel olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Özel sebepler zina; hayata kast, pek kötü muamele, onur kırıcı davranış; haysiyetsiz hayat sürme; terk ve akıl hastalığı iken genel sebepler evlilik birliğinin temelden sarsılması ve fiili ayrılıktır. Bu sebeplerden herhangi birine dayanılarak boşanma davası açılabilir. Bu noktada en önemli hususlardan biri ispat yükümlülüğüdür. Eşler, ileri sürdükleri boşanma sebebini ispat etmekle yükümlülerdir.
Madde 167- Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.
Aile Konutu Şerhi Nasıl Koydurulur?
Aile konutu şerhi, eşlerin birlikte yaşadığı konutun diğer eşin rızası olmadan satılmasını, ipotek edilmesini veya devredilmesini engelleyen bir hukuki önlemdir. Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi, aile konutunun korunmasını amaçlar ve bu şerh sayesinde eşlerden biri, diğerinin haberi olmadan konut üzerinde tek başına tasarrufta bulunamaz.
Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.
Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.
Aile konutu şerhi koydurmak isteyen eş; evlilik cüzdanı, mahalle muhtarından alınacak aile konutu belgesi, başvuru yapan eşin vukuatlı nüfus kayıt örneği ve TC kimlik kartı ile taşınmazın bulunduğu yerdeki tapu dairesine giderek aile konutu şerhi konulmasını talep edebilir.
Tapu Müdürlüğü yapılan incelemeler sonucunda aile konutu şerhini tapuya işler ve bu şerh konulduktan sonra eşlerden biri, diğerinin yazılı rızası olmadan taşınmaz üzerinde işlem yapamaz. Eğer tapu sahibi eş, şerh olmaksızın aile konutunu satarsa, diğer eş mahkemeye başvurarak satışın iptalini talep edebilir.
Düğünde Takılan Altınlar Kimindir?
Düğünde takılan altınların kime ait olduğu konusunda Yargıtay’ın zaman içinde değişen içtihatları bulunmaktadır. Önceki yıllarda Yargıtay, düğünde kim tarafından takıldığına bakılmaksızın tüm ziynet eşyalarının kadına ait olduğunu kabul etmekteydi. Ancak son yıllardaki kararlar, bu konuda farklı kriterlerin dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur.
Günümüzdeki uygulamalara göre, düğün takılarıyla ilgili taraflar arasında yazılı veya sözlü bir anlaşma varsa, bu anlaşmaya göre paylaşım yapılmaktadır. Eğer taraflar arasında herhangi bir mutabakat yoksa, yerel örf ve adetler dikkate alınmaktadır. Yöresel uygulamalar da bulunmuyorsa, altın kime takıldıysa onun kişisel malı olarak kabul edilmektedir.
Bunun yanı sıra, takının türü de önemli bir kriter olarak değerlendirilmektedir. Örneğin, bilezik, gerdanlık gibi ziynet eşyaları geleneksel olarak kadınlar tarafından kullanıldığı için kime takıldığına bakılmaksızın geline ait kabul edilmektedir. Ancak, düğünde erkeğe özel olarak takılan saat, kravat iğnesi gibi eşyalar, erkeğin kişisel malı sayılmaktadır.
Son yıllardaki kararlar doğrultusunda, düğünde takılan altınların kime ait olduğunu kanıtlamak için düğün fotoğrafları ve video kayıtları büyük önem taşımaktadır.
Boşanma sürecinde eşlerden birinin mal kaçırma girişiminde bulunması oldukça yaygındır. Mal kaçırma, genellikle eşin malvarlığını üçüncü kişilere devretmesi, başkası adına tapu kaydı yaptırması veya değerli taşınır malları elden çıkarması şeklinde olabilir. Bu tür durumlarla karşılaşmamak için bazı hukuki önlemler almak mümkündür. Eşin mal kaçırdığına dair şüphe varsa, Aile Mahkemesi’ne başvurarak ihtiyati tedbir kararı alınabilir. İhtiyati tedbir, eşin malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmasını geçici olarak engelleyen bir mahkeme kararıdır. Bu karar alındığında, Tapu Müdürlüğü veya ilgili resmi kurumlar, eşin malvarlığında değişiklik yapılmasına izin vermez.
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.
Eğer eş, malvarlığını üçüncü kişilere devrederek mal kaçırmaya çalışıyorsa muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Muvazaa, bir tarafın aldatma amacıyla yaptığı gerçek dışı işlemler anlamına gelir. Örneğin bir eş, taşınmazını bir akrabasına devretmiş gibi gösterip aslında fiilen kullanmaya devam ediyorsa bu durum muvazaalı işlem olarak kabul edilir ve mahkeme bu işlemi iptal edebilir.
Boşanma sürecinde eşin malvarlığını eksiltmesini önlemek için aile konutu şerhi koydurmak, banka hesapları üzerindeki harcamaları takip etmek ve gerektiğinde hukuki yollara başvurmak önemlidir. Evlilik süresince edinilen mallar, aksine bir anlaşma yapılmamışsa edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında eşit olarak paylaşılacağından, bir eşin mal kaçırması hukuka aykırıdır. Bu nedenle, sürecin başından itibaren dikkatli olmak ve mümkünse bir avukattan hukuki destek almak mağduriyet yaşanmaması açısından büyük önem taşır.
Boşanma davaları; 10 yıllık mesleki bilgi, birikim ve tecrübelerimiz sonucunda uzmanlık alanlarımızdan biri olmuştur. Boşanma davası hakkında detaylı bilgi almak ve uzman avukatla görüşmek isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.