
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Bir doğum günü videosunun akraba grubundan çıkıp herkese açık bir hesapta yayımlanması, kreşin sınıf fotoğrafını sosyal medyada paylaşması ya da boşanma sürecindeki eşin çocuğun görüntülerini paylaşımlarına konu etmesi… Bolak Hukuk Bürosu olarak bize en sık ulaşan dijital hukuk başvurularının önemli bir bölümü bu tabloların birinden doğuyor.

Çocuğun fotoğrafı, yetişkinlerin görüntülerinden farklı ve daha güçlü bir korumaya tabidir. Çünkü çocuk, kendi kişilik hakkı üzerinde tasarrufta bulunma ehliyetine tam olarak sahip değildir ve paylaşımın ileride doğuracağı sonuçları öngöremez. Bu yazıda, izinsiz paylaşımın hangi hâllerde suç oluşturduğunu, rızanın kimden alınması gerektiğini ve mağdur olunduğunda izlenecek hukuki yolları uygulamadaki karşılıklarıyla ele alıyoruz.
Bir çocuğun yüzünün seçilebildiği fotoğraf veya video, hukukumuzda iki ayrı korumanın kesişiminde durur. Birincisi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun kişiliğin korunmasına ilişkin hükümleri kapsamındaki kişilik hakkıdır. Görüntü, kişinin resmi üzerindeki hakkının doğrudan konusudur ve rıza olmaksızın yayılması kişilik hakkına saldırı teşkil eder.
İkincisi, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu anlamında kişisel veri niteliğidir. Kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi kişisel veri sayıldığından, çocuğun tanınabildiği bir görüntü de bu tanımın içindedir. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı da fotoğrafı kişisel veri olarak kabul etmektedir.
Burada sık yapılan bir hata, “zaten herkese açık paylaşılmıştı” savunmasıdır. Bir görüntünün daha önce yayımlanmış olması, onu kamuya mal olmuş serbest bir içeriğe dönüştürmez; her yeni yayım, ayrı bir hukuka aykırılık değerlendirmesine tabidir.
Türk Ceza Kanunu, çocuğun görüntüsünün izinsiz yayılmasını tek bir maddede düzenlemez. Paylaşımın biçimine, içeriğine ve amacına göre farklı suç tipleri gündeme gelir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimseyi cezalandırır. Görüntünün kayda alınması suretiyle ihlal gerçekleşmişse ceza artırılır; kaydedilen görüntülerin ifşa edilmesi ise maddenin ikinci fıkrasında daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır.
Bu suç bakımından belirleyici olan, görüntünün özel hayat alanına ilişkin olup olmadığıdır. Evin içinde, banyoda, hastane odasında ya da aile içi bir ortamda çekilmiş çocuk görüntüleri bu kapsamda değerlendirilmeye çok daha yatkındır. Suç şikâyete bağlıdır ve fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aylık şikâyet süresi işler.
Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişiyi cezalandırır. Çocuğun tanınabildiği bir fotoğrafın velisinin rızası olmadan sosyal medyada yayımlanması, uygulamada en sık bu madde kapsamında değerlendirilir.
Bu suçun kritik özelliği, şikâyete bağlı olmamasıdır. Savcılık, öğrendiği anda kendiliğinden soruşturma başlatabilir ve altı aylık şikâyet süresi bu suç bakımından bir engel oluşturmaz. Kişisel verilere yönelik suçların kapsamını ve ispat sorunlarını kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesine ayırdığımız yazımızda ayrıntılı olarak inceledik.
Fiilin kamu görevlisi tarafından görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle veya belirli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde ceza artırılır. Bu nokta, okul, kreş ve sağlık kuruluşu çalışanlarının paylaşımları bakımından özel önem taşır.
Çocuğa ait görüntülerin cinsel içerikli biçimde kullanılması, yukarıdakilerden tamamen ayrı ve çok daha ağır bir suç alanıdır. Türk Ceza Kanunu, müstehcen ürünlerin üretiminde çocukların kullanılmasını ve bu nitelikteki görüntülerin ülkeye sokulması, yayılması veya bulundurulmasını bağımsız suçlar olarak düzenler; ayrıca fiil, koşulları oluştuğunda cinsel istismar hükümleri kapsamında da değerlendirilebilir.
Böyle bir içerikle karşılaşan herkesin yapması gereken tek şey, içeriği hiçbir şekilde çoğaltmadan derhal Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa bildirmek ve İnternet Bilgi İhbar Merkezi üzerinden ihbarda bulunmaktır. Bu tür dosyalarda re’sen soruşturma yürütülür.
| Fiil | Muhtemel nitelendirme | Takip usulü |
|---|---|---|
| Aile ortamında çekilmiş görüntünün yayımlanması | Özel hayatın gizliliğini ihlal | Şikâyete bağlı (6 ay) |
| Çocuğun tanınabildiği fotoğrafın izinsiz yayılması | Verileri hukuka aykırı olarak verme veya yayma | Re’sen soruşturulur |
| Görüntüye aşağılayıcı yorum eklenerek paylaşılması | Hakaret ile fikri içtima değerlendirmesi | Şikâyete bağlı (6 ay) |
| Görüntünün cinsel amaçlı kullanılması | Müstehcenlik / cinsel istismar hükümleri | Re’sen soruşturulur |
Tablodaki nitelendirmeler genel kuralı gösterir. Hangi maddenin uygulanacağı, somut olayın özelliklerine ve dosyadaki delil durumuna göre soruşturma makamının ve mahkemenin takdirindedir.
Çocuk, kişilik haklarını kural olarak tek başına kullanabilecek ayırt etme gücüne her yaşta sahip değildir. Türk Medeni Kanunu uyarınca ana ve baba, velayetleri altındaki çocuğun kanuni temsilcisidir; dolayısıyla görüntü paylaşımına ilişkin rıza, kural olarak velayet hakkını kullanan ebeveynden alınır.
Bununla birlikte bu temsil yetkisi sınırsız değildir. Ebeveynin verdiği rıza, çocuğun üstün yararına aykırı sonuç doğuruyorsa hukuki koruma sağlamaz. Ayırt etme gücüne erişmiş bir ergenin ise kendi görüntüsünün yayımlanmasına ilişkin iradesi ayrıca dikkate alınır.
Uygulamada en çok tartışma yaratan senaryo budur. Velayet tek ebeveynde ise, çocuğun günlük yaşamına ilişkin olağan kararları o ebeveyn alır. Ancak çocuğun görüntüsünün geniş kitlelere açık biçimde yayımlanması olağan bir bakım kararı değil, çocuğun kişilik hakkını doğrudan etkileyen bir tasarruftur.
Varsayımsal örnek: Velayet annede olan sekiz yaşındaki bir çocuğun görüntüleri, annenin herkese açık bir sosyal medya hesabında düzenli olarak yayımlanmakta; paylaşımlarda çocuğun okuduğu okul ve mahalle de anlaşılmaktadır. Baba, velayet hakkı kendisinde olmamasına rağmen, çocuğun menfaatinin tehlikeye düştüğü gerekçesiyle aile mahkemesinden koruyucu tedbir talep edebilir. Mahkeme, somut tehlike düzeyine göre paylaşımların durdurulmasına yönelik tedbire hükmedebilir.
Ortak velayet hâlinde ise kural daha nettir: çocuğun görüntüsünün yayımlanması, kural olarak her iki ebeveynin ortak kararını gerektirir. Paylaşımların ısrarla sürdürülmesi ve çocuğun bundan zarar görmesi, ağır hâllerde velayet düzenlemesinin yeniden ele alınmasına dahi gerekçe oluşturabilir; velayetin değiştirilmesi talebiyle açılan davanın nasıl yürüdüğünü ayrı bir yazımızda ele aldık.
Kurumlar, çocuklara ilişkin görüntüleri işlerken 6698 sayılı Kanun anlamında veri sorumlusu sıfatını taşır. Bu sıfat, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyi ve tanıtım amaçlı paylaşımlar için ayrı, açık ve özgür iradeye dayalı bir rıza almayı gerektirir.
Kayıt sözleşmesinin içine gizlenmiş, hizmetin alınmasının ön koşulu hâline getirilmiş toplu onay metinleri bu bakımdan tartışmalıdır. Açık rızanın geçerli sayılabilmesi için velinin, hizmetten yararlanmayı kaybetme baskısı altında kalmaksızın hayır diyebilmesi gerekir.
Kanun, kişisel verilerin gerçek kişiler tarafından tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesini istisna tutar. Ancak bu istisna, verilerin üçüncü kişilere ifşa edilmemesi koşuluna bağlıdır. Yeğenin fotoğrafını telefonda saklamak ile aynı fotoğrafı herkese açık bir hesapta yayımlamak, bu nedenle hukuken bambaşka iki fiildir.
Literatürde “sharenting” olarak anılan bu davranış, tek başına ve kural olarak suç oluşturmaz. Ebeveyn, kanuni temsilci sıfatıyla hareket etmektedir. Ancak paylaşımın niteliği ölçüyü aştığında tablo değişir.
Çocuğu küçük düşüren, bedensel mahremiyetini açığa çıkaran, hastalık gibi hassas bilgilerini yayan ya da adres, okul, günlük rutin gibi bilgileri deşifre ederek çocuğu somut riske açan paylaşımlar, velayet hakkının çocuğun yararına kullanılması ilkesiyle bağdaşmaz. Ebeveynin çocuk üzerindeki denetim yetkisinin dijital ortamdaki sınırlarını, ebeveynin çocuğun telefonunu izlemesinin hukuka uygun olup olmadığını tartıştığımız yazımızda da ele almıştık.
Bolak Hukuk Bürosu olarak veliler için önerdiğimiz pratik ölçüt şudur: Çocuğunuz on beş yaşına geldiğinde bu paylaşımı gördüğünde rahatsız olacaksa, bugün de paylaşmayın.
Dijital ortamda içerik hızla çoğaldığı için sıralama önemlidir. Uygulamada izlediğimiz yol şu şekildedir:
İlk üç adımın olabildiğince eşzamanlı yürütülmesinde yarar vardır. İçerik kaldırıldıktan sonra delil elde etmek çoğu zaman mümkün olmaz; bu nedenle tespit işlemi her zaman kaldırma talebinden önce gelmelidir.
Türk Medeni Kanunu, kişilik hakkı hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimseye saldırının durdurulmasını, sona ermesine rağmen etkisi sürüyorsa tespitini ve kararın yayımlanmasını isteme hakkı tanır. Bu davalarla birlikte manevi tazminat da talep edilebilir.
Manevi tazminat miktarı hâkimin takdir yetkisi dahilindedir. Uygulamada; paylaşımın yayılma genişliği, hesabın takipçi sayısı, içeriğin çocuğu tanınabilir kılma derecesi, paylaşımın süresi ve failin uyarıya rağmen içeriği kaldırmamış olması gibi ölçütler dikkate alınır. Tazminatın zenginleşme aracı olmaması ilkesi de gözetilir.
Varsayımsal örnek: Bir işletme, müşterisi olan ailenin çocuğunun fotoğrafını izin almaksızın tanıtım paylaşımında kullanır. Aile içeriğin kaldırılmasını talep eder, işletme bunu reddeder. Böyle bir olayda hem ticari amaçla kullanım hem de uyarıya rağmen ısrar, tazminat değerlendirmesinde aleyhe unsur olarak dikkate alınabilir.
Evet. Fiil, özel hayatın gizliliğini ihlal veya kişisel verilerin hukuka aykırı olarak yayılması suçunu oluşturabilir. Şikâyet, Cumhuriyet başsavcılığına dilekçeyle veya kolluk birimlerine başvurularak yapılır.
Belirleyici ölçüt yüzün görünüp görünmemesi değil, çocuğun belirlenebilir olup olmadığıdır. Okul forması, isim etiketi, adres bilgisi veya paylaşımın bağlamı çocuğun kim olduğunu ortaya koyuyorsa, yüz kapatılmış olsa dahi kişisel veri ihlali gündeme gelebilir.
Velayet hakkı, çocuğun görüntüsü üzerinde sınırsız tasarruf yetkisi vermez. Paylaşımlar çocuğun yararına aykırıysa aile mahkemesinden koruyucu tedbir talep edilebilir; ısrarlı ve çocuğa zarar veren durumlarda velayet düzenlemesinin yeniden değerlendirilmesi de istenebilir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikâyete bağlıdır ve fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunmanız gerekir. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak yayılması suçu ise şikâyete bağlı olmadığından bu süreyle sınırlı değildir.
Okul, veri sorumlusu sıfatıyla hareket eder ve tanıtım amaçlı paylaşımlar için velilerden ayrı ve açık rıza almalıdır. Kayıt sözleşmesine iliştirilmiş genel onay metinleri, çoğu hâlde geçerli bir açık rıza olarak kabul edilmeye elverişli değildir.
Çocuğun fotoğrafının izinsiz paylaşılması, “önemsiz bir sosyal medya meselesi” olmaktan uzaktır; duruma göre hem ceza hukuku hem de kişilik hakları alanında sonuç doğuran bir ihlaldir. Dijital ortamda içerik her geçen saat daha fazla yayıldığı için, doğru adımın erken atılması çoğu zaman sonucu belirler.
Her somut olayın delil durumu, paylaşımın niteliği ve tarafların ilişkisi farklı olduğundan, genel bilgiler somut hukuki danışmanlığın yerini tutmaz. Böyle bir durumla karşılaştıysanız, sürecin doğru nitelendirilmesi ve zaman kaybedilmemesi için ceza hukuku alanında çalışan bir avukattan destek almanızı öneririz. Bolak Hukuk Bürosu olarak, çocukların dijital mahremiyetine ilişkin başvurularda hem içeriğin kaldırılması hem de ceza ve tazminat süreçlerinin yürütülmesi konusunda müvekkillerimize destek sunuyoruz.