
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Bolak Hukuk Bürosu olarak danışmanlık verdiğimiz ailelerin en sık sorduğu soru şudur: “Olay yıllar önce oldu, artık şikayet hakkımız kalmadı mı?” Bu soru, çoğu zaman yanlış bir varsayıma dayanıyor. Çünkü çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında zamanaşımı, diğer birçok suçtan tamamen farklı bir mantıkla işliyor.

Bu makalede, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ilgili hükümleri çerçevesinde şikayet süresinin ve dava zamanaşımının nasıl hesaplandığını, mağdurun çocuk olmasının bu hesaplamayı nasıl değiştirdiğini adım adım açıklayacağım.
Öncelikle kritik bir yanlış anlaşılmayı giderelim: Çocukların cinsel istismarı suçu (TCK m. 103), hakaret veya basit yaralama gibi şikayete bağlı suçlardan değildir. Bu suç, “takibi şikayete bağlı olmayan” (resen soruşturulan) suçlar kategorisindedir.
Bunun pratik anlamı şudur: Savcılık, bu tür bir eylemden herhangi bir yolla haberdar olduğunda (ihbar, tanık beyanı, sağlık kuruluşu bildirimi vb.) mağdurun rızası veya talebi olmaksızın re’sen soruşturma başlatmak zorundadır. Dolayısıyla burada konuşulan “süre”, bir şikayet hakkının düşmesi değil, dava zamanaşımı süresidir.
TCK’nın 66. maddesi, suçların dava zamanaşımı sürelerini genel olarak düzenler ve kural olarak bu süre suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak kanun koyucu, çocuklara karşı işlenen belirli suçlar bakımından bilinçli bir istisna getirmiştir.
Bu istisnaya göre, çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçlarında zamanaşımı süresi, olayın gerçekleştiği tarihten değil, mağdurun on sekiz yaşını doldurduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Kanun koyucunun bu düzenlemeyi getirmesinin temel gerekçesi açıktır: Bir çocuğun, yaşadığı travmayı algılayıp bunu makamlara bildirebilmesi çoğu zaman ancak yetişkinliğe ulaştığında mümkün olabilmektedir.
Varsayımsal bir örnekle açıklayayım: 10 yaşındayken istismara maruz kalan bir çocuğun bu olayı 25 yaşında, yıllar sonra ailesine veya bir avukata anlattığını düşünelim. Olay tarihi üzerinden 15 yıl geçmiş olsa da, zamanaşımı süresi henüz mağdur 18 yaşına girdiği tarihten itibaren işlemeye başlamıştır; dolayısıyla dava hakkı fiilen hâlâ mevcuttur. Bu, mağdurlar için hayati önemde bir güvencedir.
Zamanaşımı süresinin uzunluğu, suçun ağırlığına ve öngörülen ceza üst sınırına göre değişmektedir. TCK m. 66/1 çerçevesinde belirlenen bu süreler, somut olayda uygulanan suç tipine (basit istismar, nitelikli hal, cebir/tehdit içeren istismar vb.) göre farklılaşabilmektedir.
| Durum | Zamanaşımı Başlangıcı | Açıklama |
|---|---|---|
| Genel Kural (Yetişkin Mağdur) | Suçun işlendiği tarih | TCK m. 66/6 uyarınca standart hesaplama |
| Çocuğa Karşı Cinsel İstismar | Mağdurun 18 yaşını doldurduğu tarih | Kanunun getirdiği özel koruma hükmü |
| Süre Uzunluğu | Suça göre 15-20 yıl aralığında değişebilir | Uygulanan madde ve nitelikli hallere göre belirlenir |
Buradaki süre aralıklarının kesin olarak hangi somut olaya uygulanacağı, isnat edilen fiilin hukuki nitelendirmesine bağlıdır. Bu nedenle, dosyanızdaki suç tarihini ve olayın niteliğini bir avukatla birlikte değerlendirmeniz, doğru sürenin hesaplanması açısından önem taşımaktadır.
Burada karıştırılmaması gereken ayrı bir konu daha var: Kanun, failin suç tarihindeki yaşına göre de bazı indirimler öngörmüştür. TCK m. 66/2 uyarınca, suç tarihinde 12-15 yaş aralığında olan faillerde genel sürenin yarısı, 15-18 yaş aralığında olan faillerde ise üçte ikisi uygulanır. Bu düzenleme, mağdurun yaşıyla değil, suça sürüklenen çocuğun yaşıyla ilgilidir ve ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza daireleri, çocuğa karşı işlenen cinsel istismar suçlarında zamanaşımının mağdurun reşit olduğu tarihten başlatılması gerektiği yönündeki düzenlemeyi istikrarlı biçimde uygulamaktadır. Mahkemeler, bu hesaplamayı yaparken mağdurun doğum tarihini nüfus kayıtlarından tespit etmekte ve buna göre zamanaşımının dolup dolmadığını değerlendirmektedir. Somut olayda hangi suç tipinin ve hangi zamanaşımı süresinin uygulanacağı, dosyanın kendine özgü koşullarına göre hakimin ve savcının takdirine bağlıdır.
Hayır. Bu suç şikayete bağlı olmadığından, mağdur veya ailesinin şikayetten vazgeçmesi soruşturmayı veya kovuşturmayı sona erdirmez; savcılık resen devam etmekle yükümlüdür.
Zamanaşımı süresi mağdurun 18 yaşını doldurduğu tarihten itibaren işlemeye başlar ve uygulanan suç tipine göre genellikle 15 ila 20 yıl arasında değişen bir süre boyunca dava açma imkanı devam eder.
Evet. Kanun, çocuğun travmayı ancak yetişkinlikte ifade edebileceği gerçeğini gözeterek zamanaşımını mağdurun 18 yaşına göre hesaplamaktadır; bu nedenle geçmişte yaşanan olaylar için de dava hakkı somut olayın koşullarına göre halen mevcut olabilir.
Failin ebeveyn veya üstsoy gibi çocuk üzerinde etki sahibi biri olması, soruşturmanın resen başlatılması yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; aksine bu tür durumlar mahkemelerce ayrıca titizlikle değerlendirilmektedir.