
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Bir sabah telefonunuzu açtığınızda, hiç bulunmadığınız bir ortamda, hiç söylemediğiniz sözleri söylerken göründüğünüz bir video ile karşılaşmak artık uzak bir ihtimal değil. Yapay zekâ destekli görüntü ve ses üretim araçlarının herkesin erişimine açılması, “deepfake” olarak adlandırılan sentetik içerikleri sıradan bir mağduriyet biçimi hâline getirdi.
Bolak Hukuk Bürosu olarak son dönemde en çok başvuru aldığımız konu başlıklarından biri bu. Danışanlarımızın ortak sorusu da hemen hemen aynı: “Video sahte olduğuna göre, hukuken elimden bir şey gelir mi?” Gelir. Hem de birden fazla koldan.
Bu yazıda, deepfake ile üretilmiş görüntü, ses veya fotoğrafın mağduru olan bir kişinin sahip olduğu hakları; içeriğin internetten kaldırılmasından ceza şikâyetine, kişisel veri korumasından tazminat davasına kadar bütün boyutlarıyla ele alacağız.
Deepfake, yapay zekâ algoritmaları kullanılarak bir kişinin yüzünün, bedeninin veya sesinin gerçeğinden ayırt edilemeyecek biçimde başka bir görüntüye yerleştirilmesi ya da sıfırdan üretilmesidir. Teknik olarak ortada bir “montaj” vardır; ancak hukuki sonuçları bakımından klasik fotomontajdan çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıyayız.
Türk hukuku açısından kritik nokta şudur: Görüntünün sahte olması, saldırının gerçek olmadığı anlamına gelmez. Kişinin yüzü, sesi ve mimikleri onun kimliğinin ayrılmaz parçasıdır. Bu unsurların rızası dışında kullanılması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun kişilik haklarını koruyan hükümleri bakımından doğrudan bir saldırı teşkil eder.
Dolayısıyla mağdurun “ama bu ben değilim ki” demesi savunma değil, iddianın tam da kendisidir. Hukuken korunan değer, görüntünün doğruluğu değil; kişinin kendi kimliği üzerindeki tasarruf yetkisi ve toplumdaki saygınlığıdır.
Yüz ve ses, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu anlamında kişisel veridir; biyometrik nitelik taşıdıkları ölçüde özel nitelikli kişisel veri (hassas veri) kategorisine girerler. Bu kategori, kanunun en katı koruma rejimine tabidir.
Bir deepfake içeriğinin üretilebilmesi için failin öncelikle mağdurun yüz ve ses verisini toplaması, işlemesi ve dönüştürmesi gerekir. Yani içerik yayınlanmadan önce dahi, hukuka aykırı bir veri işleme faaliyeti çoktan gerçekleşmiş olur.
Açık konuşalım: Türk Ceza Kanunu’nda “deepfake” başlığını taşıyan müstakil bir suç tipi bulunmamaktadır. Bu boşluk, kamuoyunda sıkça “yasal düzenleme yok, o hâlde suç da yok” şeklinde yanlış bir algıya yol açıyor.
Oysa durum bunun tersidir. Deepfake, tek başına bir suç adı değil; mevcut birçok suçun işleniş biçimidir. Bir bıçağın ceza kanununda ayrı bir maddesi olmaması, bıçakla işlenen fiillerin cezasız kalacağı anlamına gelmez. Sentetik içerik de benzer şekilde, içeriğin niteliğine ve failin amacına göre farklı suç tiplerini oluşturur.
Yasama organı düzeyinde yapay zekâ ile üretilen içeriklere ilişkin etiketleme yükümlülüğü ve özel yaptırımlar öngören çalışmalar sürmektedir. Ancak bugün itibarıyla mağdurun başvuracağı hukuki zemin, yürürlükteki genel hükümlerdir ve bu hükümler sanıldığından çok daha geniş bir koruma sağlamaktadır.
Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki suç tiplerinden biri ya da birkaçı aynı anda gündeme gelebilir. Tek bir video, birden fazla suçu bünyesinde barındırabilir.
| Fiilin görünümü | Olası suç | Kanuni dayanak | Şikâyet |
|---|---|---|---|
| Kişinin özel yaşam alanına ait görüntünün manipüle edilip yayılması | Özel hayatın gizliliğini ihlal | TCK m. 134 | Şikâyete tabi |
| Yüz ve ses verisinin izinsiz ele geçirilip işlenmesi | Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme / ele geçirme | TCK m. 135, 136 | Re’sen soruşturulur |
| Kişiyi küçük düşüren, onurunu zedeleyen sentetik içerik | Hakaret | TCK m. 125 | Şikâyete tabi |
| Kişinin işlemediği bir suçu işlemiş gibi gösteren sahte delil üretimi | İftira | TCK m. 267 | Re’sen soruşturulur |
| İçeriği yaymakla tehdit ederek menfaat talep etme | Şantaj | TCK m. 107 | Re’sen soruşturulur |
| Sahte ses/görüntü ile kandırarak para elde etme | Nitelikli dolandırıcılık | TCK m. 158 | Re’sen soruşturulur |
| Israrlı biçimde sentetik içerik üretip kişiye yönlendirme | Israrlı takip | TCK m. 123/A | Şikâyete tabi |
Uygulamada deepfake mağduriyetlerinin çok büyük bölümü, rıza dışı üretilen cinsel içerikli görsellerden oluşuyor ve mağdurların ezici çoğunluğu kadın. Bu tür içeriklerde hukuki nitelendirme, dikkat gerektiren bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Türk Ceza Kanunu’nun müstehcenliğe ilişkin hükümleri, esas olarak genel ahlakı korumak üzere kurgulanmıştır; doğrudan kişinin bireysel onurunu koruyan bir yapıda değildir. Bu nedenle yetişkin bir kişinin rızası dışında üretilen cinsel içerikli deepfake görüntülerinde, uygulamada asıl ağırlığı hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilere ilişkin hükümler taşımaktadır.
İçerikte çocuk görünümü kullanılmışsa tablo tamamen değişir ve çok daha ağır hükümler devreye girer. Görüntünün tamamen sentetik olması hâlinde dahi, korunan hukuki değerin niteliği gereği bu fiillerin cezasız bırakılamayacağı yönündeki yaklaşım yargı pratiğinde giderek yerleşmektedir.
Mağdurlar genellikle hakaret ve özel hayat ihlali üzerinden ilerlemeyi düşünür. Oysa deepfake vakalarında kişisel verilere ilişkin suçlar çoğu zaman daha sağlam bir zemin sunar. Çünkü bu suçlar şikâyete tabi değildir; savcılık öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatır ve altı aylık şikâyet süresi sorunu ortaya çıkmaz.
Failin mağdurun sosyal medya hesabından yüz fotoğraflarını indirip yapay zekâ modeline yüklemesi, başlı başına bir veri işleme fiilidir. Bu konunun ayrıntılarını kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesine ilişkin ayrı yazımızda ele almıştık; deepfake dosyalarında bu maddeleri şikâyet dilekçesine mutlaka eklemenizi öneririm.
Dijital mağduriyetlerde zaman, hukuki hakların kendisi kadar belirleyicidir. İçerik yayıldıkça hem zarar büyür hem de delil kaybı riski artar. Aşağıdaki sıralamayı, bürolarımıza gelen dosyalardaki pratik tecrübeye dayanarak veriyorum.
Delil tespiti bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil tespitine ilişkin hükümleri de kullanılabilir. Özellikle içeriğin kısa sürede silineceğinden endişe ediliyorsa, mahkemeden delil tespiti talep edilmesi isabetli olur.
Mağdurun en acil ihtiyacı ceza değil, içeriğin yayından kalkmasıdır. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun bu konuda iki ayrı yol sunar.
İçerik kişilik haklarını ihlal ediyorsa, mağdur doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve erişimin engellenmesini talep edebilir. Hâkimlik, talebi duruşmasız olarak ve kısa sürede karara bağlar. Karar, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu aracılığıyla uygulanır.
Bu başvurunun en büyük avantajı hızıdır. Genel kural olarak, bir tazminat davasının sonuçlanmasını beklemeden, günler içinde içeriğin erişime kapatılması mümkün olabilmektedir. Erişimin engellenmesi kararının nasıl alındığını ve kapsamını ayrıntılı biçimde incelediğimiz yazımız, süreci adım adım takip etmek isteyenler için yol gösterici olacaktır.
İçerik özel hayatın gizliliğini ihlal ediyorsa, doğrudan BTK’ya başvurularak erişimin engellenmesi istenebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bu tedbir idari olarak derhâl uygulanır ve ardından hâkim onayına sunulur. Cinsel içerikli deepfake vakalarında genellikle bu yol tercih edilir.
Başvurunun içeriği ve ekleri, kararın hızlı çıkması bakımından belirleyicidir. Talebin hangi başlıklar altında gerekçelendirilmesi gerektiğini görmek için erişimin engellenmesi talebine ilişkin dilekçe örneğimizi inceleyebilirsiniz.
Uygulamadaki en önemli zorluk şudur: Erişim engeli kural olarak belirli bir URL için verilir. İçerik başka bir adreste yeniden yayınlandığında, yeni başvuru gerekebilir.
Bu nedenle başvuru dilekçesinde içeriğin yayıldığı bütün adreslerin eksiksiz listelenmesi ve gerekirse yeni tespit edilen adresler için ek talepte bulunulması önem taşır. Deneyimlerimize göre, ilk başvuruda kapsamı geniş tutulan dosyalarda mağduriyet çok daha kısa sürede sonlanmaktadır.
Ceza şikâyeti ve tazminat davasının yanında, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamındaki haklar bağımsız olarak kullanılabilir.
Kurul kararı, daha sonra açacağınız tazminat davasında hukuka aykırılığın tespiti bakımından güçlü bir dayanak oluşturur. Bu nedenle KVKK yolunu “ek bir formalite” olarak değil, dosyanın bel kemiğini güçlendiren bir adım olarak görmenizi öneririm.
Ceza davası faili cezalandırır; ancak mağdurun uğradığı zararı gidermez. Zararın tazmini için ayrıca hukuk mahkemesinde dava açılması gerekir.
Kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümlerine dayanarak manevi tazminat talep edebilir. Hâkim, tazminat miktarını belirlerken tarafların ekonomik durumunu, kusurun ağırlığını, içeriğin yayılma hızını ve mağdurun sosyal çevresindeki etkiyi birlikte değerlendirir.
Deepfake vakalarını klasik hakaret dosyalarından ayıran nokta, içeriğin inandırıcılığıdır. Sıradan bir sözlü hakarette çevre, iddianın asılsız olduğunu kolayca anlayabilir. Gerçekçi bir sentetik videoda ise mağdur, olmayan bir fiili yapmadığını ispatlamak zorunda bırakılır. Takdir edilecek tazminat bakımından bu ağırlaştırıcı unsurun dilekçede açıkça vurgulanması gerekir.
Benzer bir mantıkla yürütülen sahte hesaplar üzerinden yapılan saldırılarda manevi tazminat sürecini anlattığımız yazımızda, kimliği gizli faillere karşı izlenecek yolu ayrıntılı biçimde ele almıştık.
İçerik nedeniyle iş kaybı, sözleşme feshi, müşteri kaybı gibi somut zararlar doğmuşsa bunlar maddi tazminat olarak talep edilebilir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu, kişilik hakkı saldırısından kazanç elde edilmiş olması hâlinde, bu kazancın vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca mağdura devrini isteme imkânı tanır.
Bu hüküm, deepfake içerikleri reklam geliri veya abonelik geliri elde etmek amacıyla yayan kişiler bakımından son derece işlevseldir ve uygulamada yeterince kullanılmamaktadır.
Tazminat davalarında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Zamanaşımı bakımından haksız fiile ilişkin genel süreler uygulanır; ancak fiil aynı zamanda suç teşkil ediyorsa, daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi dikkate alınır. Deepfake vakalarında fiil hemen her zaman bir suç oluşturduğundan, bu uzun süre mağdurun lehinedir.
Yargılamanın en teknik aşaması, içeriğin manipüle edilmiş olduğunun ortaya konulmasıdır. Hâkimin videoyu izleyip “bu sahtedir” demesi tek başına yeterli sayılmaz; uzman incelemesi gerekir.
İnceleme genellikle şu unsurlar üzerinden yürütülür:
Bu incelemeler Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas dairesi veya üniversitelerden seçilen bilirkişiler eliyle yapılır. Mağdur vekili olarak bizim görevimiz, bilirkişiye sorulacak soruların doğru ve eksiksiz formüle edilmesini sağlamaktır; zira yanlış sorulmuş bir soru, teknik olarak doğru ama hukuken işe yaramaz bir rapora yol açabilir.
Bir şirketin finans müdürü, kendisine ait olduğu iddia edilen ve rakip firmaya bilgi sızdırdığını gösteren bir ses kaydının sektör gruplarında dolaştığını öğrenir. Kayıt son derece inandırıcıdır; iş sözleşmesi feshedilme aşamasındadır.
Bu tabloda izlenmesi gereken yol, önce kaydın yayıldığı bütün adreslerin noter tespitine bağlanması, ardından erişimin engellenmesi talebiyle birlikte iftira ve kişisel veri suçlarından şikâyette bulunulmasıdır. Ses kaydının sentetik olduğunun bilirkişi raporuyla ortaya konulması hâlinde, hem işverene karşı hem de faile karşı ayrı hukuki süreçler yürütülebilir. Elbette sonuç, somut olayın delil durumuna göre değişecektir.
Boşanma süreci devam eden bir kadın, sosyal medya fotoğraflarının kullanılarak üretilmiş müstehcen görsellerin sahte hesaplar üzerinden yayıldığını fark eder. Bu vakada üç ayrı yol eşzamanlı işletilmelidir.
Birincisi, özel hayatın gizliliğine dayalı hızlandırılmış erişim engeli başvurusu. İkincisi, kişisel veri suçları ile birlikte yapılacak ceza şikâyeti. Üçüncüsü ise, fail eski eş veya birlikte yaşanan kişi ise 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma ve önleyici tedbir kararı talebi. Dijital şiddetin de bu kanun kapsamında değerlendirilebildiğini özellikle hatırlatmak isterim.
Deepfake içerikler çoğunlukla anonim hesaplardan yayılır ve mağdurlar bu noktada umutsuzluğa kapılır. Oysa failin kimliğinin tespiti mağdurun değil, soruşturma makamının görevidir.
Cumhuriyet savcılığı, platformlardan ve erişim sağlayıcılardan IP kayıtlarını, hesap açılış bilgilerini ve bağlantı loglarını talep edebilir. Yurt dışı merkezli platformlarda süreç uzayabilir; ancak Türkiye’de temsilci bulundurma yükümlülüğü olan platformlar bakımından bilgi talepleri giderek daha etkili biçimde sonuç vermektedir.
Mağdura düşen, şikâyet dilekçesinde IP kayıtlarının ve abone bilgilerinin talep edilmesini açıkça istemek ve içeriğin silinme ihtimaline karşı loglara ilişkin acil koruma talebinde bulunmaktır.
Evet, olabilirsiniz. İçeriğin sahte olduğunu bilerek veya bilebilecek durumda olmasına rağmen paylaşan kişi, yayma fiili bakımından ayrıca sorumlu tutulabilir. Kişilik hakkı ihlaline dayalı tazminat sorumluluğu bakımından paylaşan kişi de davalı gösterilebilir. “Ben sadece ilettim” savunması genel kural olarak sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Şikâyete tabi suçlarda kural olarak fiili ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren altı aylık süre işler. Ancak kişisel verilere ilişkin suçlar ve iftira gibi suçlar şikâyete tabi değildir; bunlarda savcılık re’sen soruşturma yapar ve çok daha uzun dava zamanaşımı süreleri uygulanır. Bu nedenle şikâyet dilekçesinde bütün suç tiplerinin birlikte belirtilmesi önemlidir.
Türkiye’den erişimin engellenmesi kararı, sunucusu yurt dışında olan içerikler için de verilebilir ve ülke içinden erişimi engeller. İçeriğin sunucudan tamamen silinmesi ise platformun iş birliğine ve ilgili ülke mevzuatına bağlıdır. Uygulamada, mahkeme kararının platformun hukuk birimine iletilmesi çoğu zaman sonuç vermektedir.
Evet. Ceza soruşturması ile hukuk davası birbirinden bağımsız yürütülebilir. Hukuk mahkemesi, ceza dosyasındaki bilirkişi raporunu bekletici mesele yapabilir; ancak bu bir zorunluluk değildir. Zamanaşımı riski taşıyan dosyalarda tazminat davasının ceza sürecini beklemeden açılması genellikle daha güvenli bir tercihtir.
Manevi tazminat miktarı için sabit bir tarife bulunmamaktadır. Miktar, hâkimin takdir yetkisi dahilinde; içeriğin yayılma genişliği, mağdurun mesleki ve sosyal konumu, failin kusurunun ağırlığı ve tarafların ekonomik durumu birlikte değerlendirilerek belirlenir. Bu nedenle “şu kadar alırsınız” şeklindeki vaatlere itibar edilmemelidir.
Deepfake mağduriyetinin en yıpratıcı yanı, kişinin olmayan bir şeyi yapmadığını ispatlamak zorunda bırakılmasıdır. Ancak Türk hukuku, “deepfake” adını taşıyan özel bir madde olmasa da mağdura kaldırma, engelleme, cezalandırma ve tazmin ettirme yollarının tamamını açık tutmaktadır. Belirleyici olan, bu yolların doğru sırayla ve eşzamanlı işletilmesidir.
Bu tür dosyalarda kaybedilen her gün, hem içeriğin yayılma alanını hem de delil kaybı riskini büyütür. Avukat Ayça Bolak olarak, sentetik içerik mağduriyetlerinde ilk müdahalenin teknik ve hukuki yönünün birlikte planlanmasının sonucu doğrudan etkilediğini gözlemliyoruz. Konunun bilişim suçları boyutuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerimize ceza hukuku alanındaki çalışmalarımız üzerinden ulaşabilir, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.