
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Aile hukuku, kişinin en mahrem yaşam alanını düzenleyen ve sonuçları ömür boyu hissedilen bir hukuk dalıdır. Nişanlanmadan evliliğin kurulmasına, boşanmadan velayete, nafakadan mal rejimi tasfiyesine kadar geniş bir alanı kapsar. Bolak Hukuk Bürosu olarak İstanbul’da yürüttüğümüz dosyalarda gözlemlediğimiz en yaygın hata, tarafların hukuki süreci yalnızca “boşanma kararı” olarak görmesidir.

Oysa boşanma hükmü, buzdağının yalnızca görünen kısmıdır. Velayet, kişisel ilişki tesisi, nafaka, tazminat ve mal rejiminden kaynaklanan alacaklar; her biri ayrı hukuki rejime, ayrı ispat yüküne ve ayrı zamanaşımı süresine tabidir. Bu kalemlerden birinde yapılan usul hatası, diğerlerini de doğrudan etkileyebilmektedir.
İstanbul aile hukuku uyuşmazlıklarının temel kaynağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘dur. Bunun yanında 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, usul bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve yabancılık unsuru bulunan dosyalarda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uygulama alanı bulur.
İstanbul, tek bir adliyeden ibaret olmayan, birden fazla adalet sarayına bölünmüş bir yargı coğrafyasıdır. Bu nedenle “İstanbul’da dava açacağım” ifadesi hukuken tek başına yeterli değildir; hangi adliyenin yetkili olduğu ayrıca belirlenmelidir.
Yetki kuralı TMK m. 168‘de düzenlenmiştir: Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yerleşim yeri kavramı ise TMK m. 19 uyarınca kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir ve nüfus kaydındaki adresle her zaman örtüşmeyebilir.
| Adliye | Kapsadığı Başlıca İlçeler | Pratik Not |
|---|---|---|
| İstanbul Anadolu Adliyesi (Kartal) | Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Maltepe, Kartal, Pendik, Ümraniye | Anadolu Yakası’nın tamamına yakınının aile davaları burada görülür |
| İstanbul Adliyesi (Çağlayan) | Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Sarıyer, Fatih, Eyüpsultan, Kağıthane | Tarihi yarımada ve merkez ilçeler |
| Bakırköy Adliyesi | Bakırköy, Bahçelievler, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Bağcılar, Esenler | Türkiye’nin en yoğun adliyelerinden biridir; duruşma aralıkları uzayabilir |
| Büyükçekmece Adliyesi | Büyükçekmece, Beylikdüzü, Esenyurt, Avcılar, Arnavutköy | Nüfus artışına bağlı olarak dosya yoğunluğu yüksektir |
| Silivri / Şile Adliyeleri | Silivri, Çatalca (kısmen), Şile | Görece daha hızlı işleyen yargı çevreleridir |
Yetki kuralına aykırı açılan davada karşı taraf süresi içinde yetki itirazında bulunursa, mahkeme yetkisizlik kararı verir ve dosya doğru adliyeye gönderilir. Bu durum ortalama üç ila altı ay arasında zaman kaybı yaratır. Avukat Ayça Bolak olarak dava dilekçesi hazırlanmadan önce yerleşim yeri ve son altı aylık ortak konut tespitini titizlikle yapmamızın sebebi tam olarak budur.
Anlaşmalı boşanmanın üç zorunlu şartı vardır: Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi.
Protokolde yer alan velayet, nafaka ve tazminat düzenlemelerini hâkim aynen onaylamak zorunda değildir. Kanun, hâkime protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapma yetkisi tanımıştır; ancak bu değişikliğin taraflarca kabul edilmesi şarttır. Uygulamada hâkimlerin en sık müdahale ettiği nokta, çocuğun üstün yararına aykırı bulunan kişisel ilişki takvimleridir.
Genel boşanma sebebi olan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması”, uygulamadaki davaların büyük çoğunluğunun dayanağıdır. Burada belirleyici olan, ortak hayatın taraflar açısından çekilmez hale gelmesi ve kusur dağılımının ortaya konulmasıdır.
TMK m. 166/2 uyarınca, davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı bulunur. Ancak bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilikte korunmaya değer bir menfaat kalmamışsa dinlenmez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması, “tam kusurlu eşin boşanma davası açamayacağı” ilkesini bu çerçevede şekillendirmiştir.
| Dava Türü | Ortalama Süre (İstanbul) | Temel İspat Yükü |
|---|---|---|
| Anlaşmalı Boşanma | 1 – 4 ay | Protokol ve tarafların beyanı |
| Çekişmeli Boşanma (TMK 166/1) | 1,5 – 3 yıl | Tanık, kusur delilleri, uzman raporu |
| Zinaya Dayalı Boşanma | 1,5 – 3 yıl | Hukuka uygun elde edilmiş kesin delil |
| Fiili Ayrılık (TMK 166/4) | 8 ay – 1,5 yıl | Reddedilen önceki dava ve 3 yıllık ayrılık |
| Mal Rejimi Tasfiyesi | 2 – 4 yıl | Tapu, banka kayıtları, bilirkişi hesabı |
Velayet, ebeveynin çocuk üzerindeki bir mülkiyet hakkı değil; çocuğun korunması amacıyla tanınmış bir yükümlülük ve yetki bütünüdür. Bu nedenle hâkim, velayet konusunda tarafların taleplerine ve hatta anlaşmalarına bağlı değildir; kamu düzenine ilişkin bu konuyu resen araştırır.
Belirleyici ölçüt, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesinde ve TMK m. 182’de karşılığını bulan çocuğun üstün yararı ilkesidir. İstanbul aile mahkemelerinde bu değerlendirme, pedagog ve sosyal çalışmacı raporları, okul kayıtları ve idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi yoluyla yapılır.
Türk hukukunda uzun yıllar ortak velayet mümkün görülmemiştir. Ancak Türkiye’nin taraf olduğu İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol’ün 5. maddesinin iç hukuk bakımından bağlayıcılık kazanmasının ardından, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ortak velayetin kamu düzenine aykırı olmadığını kabul etmiştir.
Bununla birlikte ortak velayet otomatik bir sonuç değildir. Ebeveynler arasında iletişim ve iş birliği kapasitesinin sürüyor olması, coğrafi yakınlık ve çocuğun düzeninin bozulmaması aranır. Yüksek çatışmalı dosyalarda mahkemeler genellikle tek ebeveyn velayetini tercih etmektedir.
Beşiktaş’ta ikamet eden bir çift, 7 yaşındaki çocuğun velayetinin anneye verilmesi konusunda anlaşarak boşanmıştır. Protokolde baba için “her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu” şeklinde klasik bir kişisel ilişki düzenlenmiştir. Bir yıl sonra baba, işi nedeniyle Almanya’ya taşınmıştır.
Bu senaryoda babanın protokoldeki takvimi fiilen uygulaması imkânsız hale gelir. Genel kural olarak, koşullardaki bu esaslı değişiklik kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasının açılmasını gerektirir; yarıyıl ve yaz tatillerini kapsayan blok süreli bir düzenleme talep edilebilir. Somut olayın özelliklerine göre hâkimin takdir yetkisi dahilinde, çocuğun eğitim takvimi de gözetilerek farklı bir model kurulması mümkündür.
Nafaka, uygulamada en çok yanlış bilinen kurumdur. “Nafaka” tek bir kavram değildir; dört ayrı türü, dört ayrı hukuki dayanağı ve birbirinden bağımsız şartları vardır.
| Nafaka Türü | Kanuni Dayanak | Kim Talep Edebilir? | Süresi |
|---|---|---|---|
| Tedbir Nafakası | TMK m. 169 | Dava süresince eş ve çocuklar | Karar kesinleşene kadar |
| Yoksulluk Nafakası | TMK m. 175 | Boşanmayla yoksulluğa düşecek, daha ağır kusurlu olmayan eş | Süresiz (şartlar değişirse kaldırılabilir) |
| İştirak Nafakası | TMK m. 182 | Velayet kendisine verilmeyen ebeveynden çocuk için | Çocuk ergin olana kadar (eğitim halinde uzayabilir) |
| Yardım Nafakası | TMK m. 364 | Altsoy, üstsoy ve kardeşler | Yoksulluk devam ettiği sürece |
Yoksulluk nafakasında sıkça karıştırılan nokta şudur: Nafaka talep eden eşin kusursuz olması gerekmez, yalnızca diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması yeterlidir. Eşit kusur halinde dahi yoksulluk nafakasına hükmedilebilmektedir.
İştirak nafakasında ise kusur hiçbir şekilde rol oynamaz. Bu nafaka çocuğun hakkıdır ve ebeveynin bakım yükümlülüğünün (TMK m. 327) doğal sonucudur. TMK m. 176/4 uyarınca, tarafların mali durumunun değişmesi halinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması her zaman talep edilebilir.
1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 218). Bu tarihten önceki dönem için mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan, uzun süreli evliliklerde tasfiye iki ayrı dönem için ayrı ayrı hesaplanır.
Kritik ayrıntı şudur: Miras kalan bir taşınmaz kişisel maldır ve paylaşıma girmez; ancak o taşınmazdan elde edilen kira geliri edinilmiş mal sayılır. Aynı şekilde, evlilik öncesi alınan bir konutun kredi taksitleri evlilik içinde ödenmişse, TMK m. 227 kapsamında değer artış payı alacağı gündeme gelir.
Düğünde takılan ziynet eşyaları konusunda Yargıtay’ın yerleşik görüşü, takının kime takıldığına bakılmaksızın kadına ait kişisel mal sayılması yönündedir. Ancak ispat yükü talep eden taraftadır. Bolak Hukuk Bürosu olarak düğün görüntüleri, fotoğraflar ve tanık beyanlarını dosyaya erken aşamada sunmayı tercih etmemizin sebebi, bu ispat güçlüğüdür.
Mal rejiminden kaynaklanan alacak davası, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Buna karşılık TMK m. 178 uyarınca, boşanmadan doğan diğer dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu iki sürenin karıştırılması, uygulamada telafisi güç hak kayıplarına yol açmaktadır.
Maddi tazminat için üç şart aranır: Talep edenin kusursuz veya daha az kusurlu olması, karşı tarafın kusurlu olması ve mevcut ya da beklenen bir menfaatin zedelenmiş olması. Manevi tazminatta ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğramış olması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ve 2. Hukuk Dairesi’nin istikrarlı yaklaşımına göre tazminat miktarı belirlenirken; tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusurun ağırlığı, olayın gerçekleşme biçimi ve hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4) birlikte değerlendirilir. Tazminatın, tarafları zenginleştirecek ölçüde yüksek veya elde edilmesi amaçlanan tatmini sağlamayacak kadar düşük olmaması gerektiği vurgulanmaktadır.
Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru kararlarında, aile hayatına saygı hakkı (Anayasa m. 20) ve adil yargılanma hakkı kapsamında; özellikle velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında mahkemelerin yeterli ve ilgili gerekçe sunma yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamıştır. Gerekçesiz veya şablon kararlar bu yönüyle hak ihlali değerlendirmesine konu olabilmektedir.
Şiddet veya şiddet tehlikesi mevcutsa, boşanma davasının açılmış olması beklenmez. 6284 sayılı Kanun uyarınca delil veya belge sunulmasına gerek olmaksızın, beyan üzerine tedbir kararı verilebilir.
Başvuru; en yakın kolluk birimine, Cumhuriyet başsavcılığına, aile mahkemesine veya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne yapılabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amir veya kolluk amiri tarafından da tedbir kararı verilebilir; bu karar en geç 24 saat içinde hâkim onayına sunulur.
İstanbul, yabancı uyruklu eşlerin veya yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarının taraf olduğu dosyaların en yoğun görüldüğü yargı çevresidir. Bu dosyalarda uygulanacak hukuk MÖHUK m. 14 uyarınca belirlenir: Sırasıyla eşlerin müşterek millî hukuku, yoksa müşterek mutad mesken hukuku, o da yoksa Türk hukuku uygulanır.
Yurt dışında verilmiş bir boşanma kararının Türkiye’de hüküm doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz davası açılması gerekir (MÖHUK m. 50-59). Alternatif olarak, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A uyarınca belirli şartlarda konsolosluk veya nüfus müdürlüğü aracılığıyla idari tescil yolu da mümkündür.
Uluslararası çocuk kaçırma iddialarında ise 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi ve buna ilişkin 5717 sayılı Kanun devreye girer. Bu tür dosyalarda süre son derece kritiktir; bir yıllık başvuru süresinin geçmesi, çocuğun yeni ortamına yerleşmiş sayılması sonucunu doğurabilir.
Ataşehir’de yaşayan bir çift 14 yıllık evliliklerini sonlandırmaktadır. Evlilik süresince eş, çalışma hayatına katılmamış; tüm taşınmazlar ve şirket hissesi kocanın adına kayıtlı olarak edinilmiştir. Karşı taraf, “bu malların hepsini ben kazandım, katkın yok” savunmasını ileri sürmektedir.
Genel kural olarak bu savunma hukuki dayanaktan yoksundur. Edinilmiş mallara katılma rejiminde katkı ispatı aranmaz; katılma alacağı, artık değerin yarısı üzerinden kanun gereği doğar (TMK m. 231, 236). Ev içi emek ve çocuk bakımı, rejimin doğası gereği zaten karşılık bulur.
Bununla birlikte, malın miras yoluyla gelip gelmediği, kredinin hangi kaynaktan ödendiği ve şirket hissesinin evlilik öncesi mi edinildiği somut olayın özelliklerine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle tapu, banka ve ticaret sicil kayıtlarının dava öncesi incelenmesi belirleyicidir.
Avukat Ayça Bolak olarak vurgulamak isterim ki, aile hukuku dosyalarında sonucu belirleyen şey çoğu zaman kanun bilgisi değil, hangi talebin hangi aşamada ileri sürüldüğüdür. Dava dilekçesinde ileri sürülmeyen bir tazminat talebi, ıslah yoluna başvurulmadıkça sonradan dosyaya dahil edilemez.
Anlaşmalı boşanma davaları İstanbul adliyelerinde genellikle 1 ila 4 ay içinde tek celsede sonuçlanır. Çekişmeli boşanma davaları ise tanık dinleme, uzman incelemesi ve mali araştırma nedeniyle ilk derece mahkemesinde ortalama 1,5 ila 3 yıl sürmektedir. İstinaf ve temyiz aşamaları bu süreye 1-2 yıl daha ekleyebilir.
Evet. TMK m. 168 uyarınca yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Siz İstanbul’da ikamet ediyorsanız, eşiniz başka bir şehirde yaşıyor olsa dahi kendi yerleşim yerinizdeki aile mahkemesinde dava açabilirsiniz. Alternatif olarak, son altı ay birlikte oturduğunuz yer mahkemesi de yetkilidir.
Hayır. Yarı yarıya paylaşım yalnızca edinilmiş mallar için geçerlidir. Miras yoluyla kazanılan mallar, evlilik öncesi edinilen varlıklar, bağışlar ve manevi tazminat alacakları kişisel mal sayılır ve paylaşıma girmez. Ayrıca 1 Ocak 2002 öncesi dönem mal ayrılığı rejimine tabi olduğundan, uzun evliliklerde hesaplama iki dönem için ayrı yapılır.
Evet. TMK m. 176/4 uyarınca tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde iştirak ve yoksulluk nafakasının artırılması, azaltılması veya kaldırılması talep edilebilir. Protokolde “nafaka artırılmayacaktır” şeklinde bir hüküm bulunsa dahi, çocuğa ilişkin iştirak nafakası bakımından bu kayıt hâkimi bağlamaz.
Hayır, kanunda böyle bir kural yoktur. Belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Uygulamada 0-6 yaş aralığında anne bakım ve şefkatine duyulan ihtiyaç nedeniyle velayet çoğunlukla anneye verilmekle birlikte, annenin bakım kapasitesinin yetersiz olduğu somut olaylarda velayet babaya bırakılabilmektedir. Karar, hâkimin takdir yetkisi dahilinde uzman raporları ışığında verilir.
Aile hukuku uyuşmazlıkları, teknik hukuk bilgisi kadar sürecin doğru sıralanmasını da gerektirir. Bir talebin zamanında ileri sürülmemesi ya da bir delilin hukuka aykırı yolla toplanması, esasen haklı bir dosyayı dahi olumsuz sonuca sürükleyebilir.
Bolak Hukuk Bürosu olarak İstanbul aile mahkemelerinde yürüttüğümüz dosyalarda; öncelikle hak envanterinin çıkarılması, ardından delil stratejisinin kurulması ve süreçlerin takvimlendirilmesi yöntemini benimsiyoruz. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme niteliğinde olup, kendi durumunuza ilişkin değerlendirme için bir avukatla görüşmeniz önerilir.