
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Boşanma, yalnızca bir evliliğin sona ermesi değil; velayet, nafaka, tazminat ve mal rejiminin tek bir dosya içinde yeniden kurgulanmasıdır. Bolak Hukuk Bürosu olarak yıllardır İstanbul aile mahkemelerinde takip ettiğimiz dosyalarda gözlemlediğimiz en yaygın hata, tarafların hukuki stratejiyi dava dilekçesi verildikten sonra kurmaya çalışmasıdır.

Oysa boşanma davasının kaderi, çoğu zaman dilekçelerin karşılıklı olarak teati edildiği ilk aşamada belirlenir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca taraflar, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra kural olarak iddia ve savunmalarını genişletemez ya da değiştiremez (HMK m. 141). Bu nedenle bir İstanbul boşanma avukatı ile daha ilk günden çalışmak, sonradan telafisi mümkün olmayan hak kayıplarının önüne geçer.
İstanbul’da aile hukuku uyuşmazlıkları; İstanbul (Çağlayan), İstanbul Anadolu (Kartal), Bakırköy, Büyükçekmece ve Silivri adliyelerindeki Aile Mahkemeleri tarafından görülür. Görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun gereği aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi bakar.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 168. maddesi, boşanma davalarında yetkiyi net biçimde düzenler: Dava, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir.
Uygulamadan bir gözlem: Yetki itirazının süresinde yapılmaması nedeniyle, İstanbul’da yaşayan bir müvekkilin dosyasının başka bir ildeki mahkemede yürümek zorunda kaldığı durumlarla sıkça karşılaşıyoruz. Bu, hem yol maliyeti hem de duruşma takibi açısından ciddi bir dezavantaj yaratır.
Anlaşmalı boşanma, TMK m. 166/3 hükmüne dayanır. Kanun bu yol için üç zorunlu şart öngörmüştür ve bu şartlardan birinin dahi eksikliği, davanın reddine ya da çekişmeli yargılamaya dönüşmesine yol açar.
Bir anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışmanın esas değeri, duruşma günü değil; protokol metninin kaleme alındığı andadır. Protokolde yer alan her cümle, ileride bir icra takibine veya yeni bir davaya konu olabilecek bir taahhüttür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre, hakim protokolde çocukların ve tarafların menfaatleri bakımından değişiklik yapabilir; ancak bu değişikliğin geçerli olabilmesi için taraflarca kabul edilmesi şarttır. Kabul edilmeyen bir değişiklikle kurulan hüküm, bozma sebebi oluşturur.
Aynı şekilde Yargıtay, tarafların duruşmada beyanda bulunmaksızın, yalnızca protokole atıf yapılarak verilen boşanma kararlarını istikrarlı biçimde bozmaktadır. Zira TMK m. 166/3’te öngörülen “hakimin tarafları bizzat dinlemesi” koşulu, iradenin özgürlüğünü denetleyen bir güvence hükmüdür.
Ataşehir’de yaşayan bir çift, avukat desteği almadan hazırladıkları protokolde “müşterek çocuğun eğitim masrafları baba tarafından karşılanacaktır” ifadesine yer verir. Protokolde eğitim masrafının üst sınırı, hangi eğitim kademesini kapsadığı ve artış oranı belirtilmemiştir.
Çocuk özel bir üniversiteye kaydolduğunda taraflar arasında uyuşmazlık doğar. Bu tür belirsizlikler, genel kural olarak yeni bir davanın konusu haline gelir ve anlaşmalı boşanmanın hız avantajı tamamen ortadan kalkar. Avukat Ayça Bolak olarak hazırladığımız protokollerde, ödeme kalemlerini miktar, vade, artış oranı ve muacceliyet şartı ile birlikte düzenlememizin sebebi tam olarak budur.
Taraflar boşanmanın kendisinde ya da mali sonuçlarında uzlaşamıyorsa, dosya çekişmeli yargılamaya taşınır. Bu noktada çekişmeli boşanma avukatı tercihi, davanın teknik yönetimi açısından belirleyici hale gelir; çünkü çekişmeli boşanmanın merkezinde tek bir kavram vardır: kusur.
| Boşanma Sebebi | Kanun Maddesi | Niteliği | Hak Düşürücü Süre |
|---|---|---|---|
| Zina | TMK m. 161 | Özel ve mutlak sebep | Öğrenmeden itibaren 6 ay, her halde 5 yıl |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış | TMK m. 162 | Özel ve mutlak sebep | Öğrenmeden itibaren 6 ay, her halde 5 yıl |
| Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme | TMK m. 163 | Özel ve nispi sebep | Süre öngörülmemiştir |
| Terk | TMK m. 164 | Özel ve mutlak sebep | Ayrılık en az 6 ay sürmeli, ihtar şartı aranır |
| Akıl hastalığı | TMK m. 165 | Özel ve nispi sebep | Resmi sağlık kurulu raporu zorunlu |
| Evlilik birliğinin temelinden sarsılması | TMK m. 166/1-2 | Genel sebep | Süre öngörülmemiştir |
Uygulamada açılan davaların büyük çoğunluğu, halk arasında “şiddetli geçimsizlik” olarak bilinen TMK m. 166 kapsamındaki genel boşanma sebebine dayanır. Bu maddede kritik bir denge hükmü bulunur: TMK m. 166/2 uyarınca, davacının kusuru daha ağırsa, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre tamamen veya ağır kusurlu eşin açtığı boşanma davası, karşı tarafın itirazı halinde reddedilir. Ancak bu itiraz hakkının kötüye kullanılması ve evlilik birliğinin devamında karşı taraf ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmaması halinde hakim boşanmaya karar verebilir.
HMK m. 189/2 açıktır: Hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. İstanbul’da temsil ettiğimiz dosyalarda en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, müvekkilin büyük emek ve masrafla topladığı delillerin bu madde nedeniyle dosya dışında bırakılmasıdır.
| Delil Türü | Hukuki Değerlendirme | Dikkat Edilmesi Gerekenler |
|---|---|---|
| Tanık beyanı | Yüksek ispat gücü | Olayı doğrudan gören kişi olmalı; “duyduğuna” dayalı beyanın değeri sınırlıdır |
| Eşin ani/beklenmedik bir olayı kaydetmesi | Kural olarak hukuka uygun kabul edilebilir | Sırf ispat amaçlı, planlanmamış ve tek seferlik olmalıdır |
| Casus yazılım, gizli kamera, sistematik dinleme | Hukuka aykırı | TCK m. 132-134 kapsamında ayrıca suç oluşturabilir |
| Eşin telefonundan izinsiz alınan mesajlar | Tartışmalı; çoğunlukla hukuka aykırı | Ortak kullanım alanında açık bırakılmış ekran görüntüsü ile gizli erişim ayrımı önemlidir |
| Sosyal medya paylaşımları | Orta/yüksek | Herkese açık içeriklerde e-tespit ile zaman damgası alınması önerilir |
| Banka ve tapu kayıtları | Çok yüksek | Mahkeme aracılığıyla müzekkere ile celbedilmelidir |
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışını ispat için kendi konutunda ve ani gelişen bir olayda yaptığı kaydı hukuka uygun sayabilmekte; buna karşılık önceden planlanmış, süreklilik gösteren gizli takip ve dinleme faaliyetlerini hukuka aykırı kabul etmektedir. Bu ince ayrım, somut olayın özelliklerine göre değişkenlik gösterdiğinden, delil toplamaya başlamadan önce boşanma avukatı İstanbul genelinde deneyimli bir hukukçuya danışılması yerinde olur.
Türk hukukunda dört farklı nafaka türü bulunur ve bunların hukuki dayanakları, talep zamanları ve sona erme koşulları birbirinden tamamen farklıdır.
| Nafaka Türü | Kanuni Dayanak | Kim Lehine | Süresi |
|---|---|---|---|
| Tedbir nafakası | TMK m. 169 | Eş ve/veya çocuk | Dava süresince, hüküm kesinleşene kadar |
| İştirak nafakası | TMK m. 182/2 | Müşterek çocuk | Kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar |
| Yoksulluk nafakası | TMK m. 175 | Boşanma ile yoksulluğa düşecek eş | Süresiz (TMK m. 176/3 hallerinde kalkar) |
| Yardım nafakası | TMK m. 364 | Altsoy, üstsoy ve kardeşler | Yoksulluk hali devam ettiği sürece |
TMK m. 175, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan nafaka isteyebileceğini düzenler. Buradaki “kusuru daha ağır olmamak” ifadesi kritiktir: Eşit kusur halinde dahi yoksulluk nafakasına hükmedilebilir; engel olan durum, nafaka talep edenin ağır kusurlu olmasıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamasına göre asgari ücret düzeyinde bir gelire sahip olmak, tek başına yoksulluğu ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde, düzenli ve sürekli olmayan yardımlar ile kişisel malların varlığı da hakimin takdir yetkisi dahilinde değerlendirilir.
Önemli bir usul kuralı: HMK m. 26 uyarınca hakim, taleple bağlıdır. Dava dilekçesinde talep edilmeyen bir nafakaya kendiliğinden hükmedemez. İstanbul’daki dosyalarımızda, yoksulluk nafakası talep etmeyi ihmal ettiği için boşanma kesinleştikten sonra bu hakkını yitiren pek çok kişiyle karşılaştık; zira TMK m. 178 uyarınca boşanmadan doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Velayet, TMK m. 182 ve devamında düzenlenmiştir. Mahkeme velayeti düzenlerken tek bir ölçüt kullanır: çocuğun üstün yararı. Bu ilke, hem Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme hem de Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ile iç hukukumuzun parçası haline gelmiştir.
Üsküdar’da görülen bir dosyada, ekonomik durumu belirgin biçimde daha iyi olan taraf velayet talep eder. Ancak sosyal inceleme raporunda, çocuğun okul ve sosyal çevresinin diğer ebeveynin ikametine bağlı olduğu, gece bakımının fiilen o ebeveyn tarafından yürütüldüğü tespit edilir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre velayeti mali gücü daha zayıf olan tarafa bırakıp iştirak nafakasını yükseltebilir. Bu örnek, velayet dosyalarında “ne kadar kazandığınızın” değil, “çocuk için hangi düzenin daha istikrarlı olduğunun” tartışıldığını gösterir.
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimi olarak belirlenmiştir (TMK m. 202). Bu tarihten önceki dönem için ise mal ayrılığı rejimi geçerlidir; dolayısıyla 2002 öncesi evliliklerde tasfiye, iki ayrı dönem için ayrı ayrı yapılır.
TMK m. 219 edinilmiş malları, TMK m. 220 ise kişisel malları sayar. Bu ayrım, tasfiyenin tamamını belirleyen teknik bir eşiktir.
Tasfiyede eşlerden her biri, diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir (TMK m. 236). Ayrıca bir eş, diğerinin malının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunmuşsa değer artış payı talep edebilir (TMK m. 227).
Kritik usul kuralı: Mal rejimi tasfiyesi davası, boşanma davası ile birlikte açılabilse de, karar verilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi beklenir. Zira TMK m. 225/2 uyarınca mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiş sayılır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları konusunda Yargıtay’ın yerleşik görüşü, kim tarafından takılmış olursa olsun ziynetin kadına bağışlanmış sayılacağı ve kadının kişisel malı olduğu yönündedir. Ancak burada ispat yükü kritik hale gelir: Ziynetin varlığını, cinsini ve miktarını ispat yükü talep eden taraftadır. Bu nedenle düğün fotoğrafları, video kayıtları ve tanık beyanları dosyaya özenle sunulmalıdır.
TMK m. 174/1 uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. TMK m. 174/2 ise, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa manevi tazminat hakkı tanır.
Bu maddenin lafzından çıkan sonuç son derece önemlidir: Kusurun eşit olduğu dosyalarda tazminata hükmedilmesi kural olarak mümkün değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşit kusur tespitine rağmen tazminata hükmedilen kararları istikrarlı biçimde bozmaktadır.
Tazminat miktarı belirlenirken TMK m. 4 ve TBK m. 51 çerçevesinde hakkaniyet ilkesi uygulanır. Tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusurun ağırlığı, olayın gerçekleşme biçimi ve paranın alım gücü birlikte değerlendirilir. Uygulamada tazminat talepleri, kusur ispat edilemediği için değil, talep edilen miktarın somut verilerle desteklenmediği için reddedilmektedir.
Dava devam ederken fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kalan taraf için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hızlı bir koruma mekanizması sunar.
Bu tür acil durumlarda saatlerin dahi önemi vardır. Bolak Hukuk Bürosu olarak, can güvenliğine ilişkin başvuruların diğer tüm usuli işlemlerden önce yapılmasını temel bir ilke olarak benimsiyoruz.
| Aşama | Yapılan İşlem | Tahmini Süre |
|---|---|---|
| Hazırlık | Delil toplama, strateji belirleme, dilekçenin hazırlanması | 1-3 hafta |
| Dava açılışı | Dilekçenin UYAP üzerinden sunulması, harç yatırılması | 1 gün |
| Dilekçeler teatisi | Cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri | 2-4 ay |
| Ön inceleme | Uyuşmazlık konularının tespiti, tedbir kararları | 3-6 ay |
| Tahkikat | Tanık dinlenmesi, uzman ve bilirkişi raporları | 6 ay – 2 yıl |
| Karar ve gerekçe | Hükmün kurulması ve gerekçeli kararın yazılması | 1-3 ay |
| İstinaf / Temyiz | Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay incelemesi | 1-2 yıl |
Anlaşmalı boşanmalar ise, tarafların hazır bulunması ve protokolün eksiksiz hazırlanması halinde genellikle tek celsede sonuçlanır. Belirtmek gerekir ki bu süreler ortalamalara dayalı tahminlerdir; İstanbul aile mahkemelerinin iş yükü ve dosyanın niteliği bu süreleri değiştirebilir.
Bir vekaletname vermeden önce şu başlıkları değerlendirmenizi tavsiye ederiz:
Avukat Ayça Bolak olarak yaklaşımımız, müvekkile en iyi ihtimali değil; en olası senaryoyu, riskleri ve alternatif çözüm yollarını birlikte sunmaktır. Boşanma sürecinde belirsizliği azaltan şey, iyimser vaatler değil; doğru bilgilendirmedir.
Anlaşmalı boşanma davaları, protokol eksiksiz hazırlandığında genellikle tek celsede ve 1-3 ay içinde sonuçlanır. Çekişmeli boşanma davaları ise delil toplama, tanık dinleme ve uzman raporu süreçleri nedeniyle ortalama 1,5 – 3 yıl sürebilmektedir. İstinaf aşaması bu süreye ek olarak 1-2 yıl daha ekleyebilir.
Hayır, Türk hukukunda boşanma davalarında avukatla temsil zorunlu değildir; taraflar davalarını bizzat takip edebilir. Ancak dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı (HMK m. 141) devreye girdiğinden, usuli hataların telafisi çoğu zaman mümkün olmaz.
Evet. TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmanın ön koşulu, evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Bir yıldan kısa evliliklerde taraflar tam mutabık olsalar dahi anlaşmalı boşanma yolu kapalıdır; bu durumda çekişmeli dava açılıp karşı tarafın davayı kabul etmesi yoluna gidilir.
Yoksulluk nafakası kanunen süresiz olarak hükmedilir; ancak sonsuza kadar değişmez değildir. TMK m. 176/3 uyarınca nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, ölümü, fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Ayrıca tarafların ekonomik durumundaki değişikliğe bağlı olarak azaltma davası açılabilir.
Avukatınız aracılığıyla mahkemeden HMK m. 389 ve devamı kapsamında ihtiyati tedbir talep edilerek taşınmazlara, araçlara ve banka hesaplarına tedbir konulması istenebilir. Taşınmazlar bakımından ayrıca TMK m. 1010 uyarınca tapu kütüğüne şerh konulması mümkündür. Malın üçüncü kişilere devredilmiş olması halinde ise TMK m. 229 kapsamında denkleştirme hükümleri gündeme gelir.
Boşanma süreci, hukuki olduğu kadar insani bir süreçtir. Ancak duygusal yorgunluğun en yoğun olduğu dönemde alınan kararlar, çoğu zaman yıllarca sürecek hukuki sonuçlar doğurur. Nafaka talebini dilekçeye yazmayı unutmak, hukuka aykırı yolla delil toplamak veya protokolü belirsiz ifadelerle kaleme almak, telafisi güç kayıplara yol açar.
Bolak Hukuk Bürosu olarak, İstanbul’da yürüttüğümüz aile hukuku dosyalarında her aşamada şeffaf bilgilendirme ilkesini esas alıyoruz. Sürecin başında yapılacak doğru bir hukuki değerlendirme, hem zamandan hem de maddi kaynaktan tasarruf sağlar.
Bu makalede yer alan açıklamalar genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, kişiselleştirilmiş bir değerlendirme için bir İstanbul boşanma avukatı ile görüşmeniz önerilir.