
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Alacakların zamanında tahsil edilememesi, borçların ödenmemesi, icra takiplerine maruz kalınması veya haciz işlemleriyle karşılaşılması hem bireyler hem de işletmeler açısından önemli hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu süreçlerde hak kaybı yaşanmaması için icra ve iflas hukukuna ilişkin mevzuatın doğru değerlendirilmesi ve yasal sürelerin dikkatle takip edilmesi gerekir. İstanbul icra avukatı desteği, alacaklıların alacaklarını hukuki yollarla tahsil etmeleri ve borçluların yasal haklarını korumaları bakımından önem taşır.

İstanbul gibi ticari faaliyetlerin, kira ilişkilerinin ve bireysel borç ilişkilerinin yoğun olduğu bir şehirde icra takipleri farklı hukuki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir. Ödenmeyen faturalar, kira alacakları, sözleşmeden doğan borçlar, senetler, çekler ve mahkeme kararlarının yerine getirilmesi bu uyuşmazlıkların başlıca örneklerindendir.
Bolak Hukuk Bürosu olarak icra ve iflas hukukuna ilişkin süreçlerde hukuki durumun değerlendirilmesi, uygun yasal yolların belirlenmesi ve müvekkillerin haklarının korunmasına yönelik hukuki destek sunulması önem taşımaktadır.
İcra ve iflas hukuku, alacakların tahsili ve borçların kanuni yollarla yerine getirilmesini düzenleyen hukuk alanıdır. Bu alandaki uyuşmazlıklar, takip türüne ve tarafların hukuki durumuna göre farklı usullere tabi olabilir.
İstanbul icra avukatı kapsamında hukuki destek alınabilecek başlıca konular şunlardır:
Her uyuşmazlıkta izlenecek yol aynı değildir. Alacağın niteliği, mevcut belgeler, takip aşaması ve tebligat tarihleri birlikte değerlendirilerek uygun hukuki strateji belirlenmelidir.
İcra takibinin başlatılması için öncelikle alacağın hukuki dayanağı ve takip türü belirlenmelidir. Alacağın bir sözleşmeden, faturadan, kira ilişkisinden, çekten, bonodan veya mahkeme kararından kaynaklanması, uygulanacak takip prosedürünü etkileyebilir.
Genel olarak icra takibi süreci aşağıdaki aşamalardan oluşabilir:
İlk aşamada alacağın varlığı, miktarı, vadesi ve borç ilişkisinin dayanağı değerlendirilir. Sözleşmeler, faturalar, ödeme kayıtları, yazışmalar, senetler ve varsa mahkeme kararları incelenir.
Belgelerin doğru değerlendirilmesi, takip türünün belirlenmesi ve olası itirazların önceden öngörülmesi açısından önemlidir.
Alacağın niteliğine göre genel haciz yoluyla ilamsız takip, ilamlı icra takibi veya kambiyo senetlerine özgü takip gibi farklı yollar gündeme gelebilir.
Örneğin, bir mahkeme kararına dayanan alacak ile vadesi gelmiş bir faturadan kaynaklanan alacağın tahsili aynı usule tabi olmayabilir. Yanlış takip yolunun seçilmesi, sürecin uzamasına veya ek hukuki işlemlere ihtiyaç duyulmasına neden olabilir.
Alacaklı veya yetkili temsilcisi tarafından ilgili icra dairesine takip talebi sunulur. Takip talebinde taraf bilgileri, alacağın tutarı, dayanağı ve talep edilen diğer hususların mevzuata uygun şekilde belirtilmesi gerekir.
Yetki kuralları ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak hangi icra dairesinde takip başlatılabileceği değerlendirilmelidir.
Takip başlatıldıktan sonra borçluya ilgili mevzuata uygun ödeme emri tebliğ edilir. Borçlunun ödeme yapması, itiraz etmesi veya yasal süresi içinde herhangi bir işlemde bulunmaması farklı sonuçlar doğurabilir.
Bu aşamada tebligatın usulüne uygun olup olmadığı ve borçluya tanınan yasal süreler dikkatle incelenmelidir.
Takibe süresinde itiraz edilmemesi veya itirazın hukuken etkisiz hâle getirilmesi durumunda, takip türüne göre haciz ve satış gibi işlemler gündeme gelebilir. Bununla birlikte, takibin kesinleşmesi tek başına alacağın fiilen tahsil edileceği anlamına gelmez.
Borçlunun haczedilebilir mal ve haklarının bulunması, tahsilatın kapsamı ve uygulanacak usul kuralları sürecin sonucunu etkileyebilir.
Hakkında icra takibi başlatılan kişi, borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edebilir. Ancak itirazın şekli, süresi ve sonuçları takip türüne göre değişiklik gösterir.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte borçlu, kural olarak ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde borca, imzaya veya yetkiye ilişkin itirazlarını ilgili icra dairesine bildirmelidir. Kanunda öngörülen istisnalar ve özel takip usulleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise itiraz ve şikâyet süreleri ile başvuru usulleri farklıdır. Bu nedenle her icra dosyasında genel yedi günlük sürenin geçerli olduğu varsayılmamalıdır.
İcra takibine itiraz edilirken şu hususlara dikkat edilmelidir:
Süresinde yapılan geçerli bir itiraz, genel haciz yoluyla ilamsız takipte takibin durmasına yol açabilir. Ancak bu sonuç, borcun kesin olarak ortadan kalktığı anlamına gelmez. Alacaklı, koşulları varsa itirazın iptali davası veya itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir.
İcra takibine yapılan itirazın ardından alacaklının başvurabileceği hukuki yolların doğru belirlenmesi gerekir. İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması, birbirinden farklı şartlara ve usullere tabi hukuki mekanizmalardır.
İtirazın iptali davası, genel haciz yoluyla ilamsız takibe yapılan itirazın ortadan kaldırılması amacıyla açılır. Mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre alacağın varlığını ve tarafların iddialarını inceler.
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi kapsamında bu davanın, kural olarak itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılması gerekir. Somut olayda uygulanabilecek özel düzenlemeler ve dava şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
İtirazın kaldırılması, kanunda belirtilen nitelikte belge ve koşulların bulunması hâlinde icra mahkemesinden talep edilebilen bir yoldur. Bu başvuruda alacağın dayandığı belgenin kanuni şartları karşılayıp karşılamadığı önem taşır.
İtirazın geçersiz hâle getirilmesi için hangi yolun izleneceği, alacaklının elindeki belgeler ve uyuşmazlığın özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Haciz, borçlunun borcunu ödememesi durumunda alacağın tahsili amacıyla kanuni koşullar altında mal ve haklarına başvurulmasını sağlayan bir icra işlemidir.
Haciz aşamasına geçilebilmesi için ilgili takip türünde gerekli koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Takibin kesinleşmesi veya haciz talebinin yapılabilmesi bakımından uygulanacak kurallar, dosyanın niteliğine göre değişebilir.
Haciz işlemlerinde değerlendirilebilecek başlıca unsurlar şunlardır:
Her malvarlığı unsurunun haczedilebileceği söylenemez. İcra ve İflas Kanunu’nda haczedilmezlik ve kısmi haczedilmezlik bakımından özel hükümler bulunmaktadır. Bu nedenle haciz işlemlerinin somut olayın koşullarına ve kanuni sınırlamalara uygun yürütülmesi gerekir.
İstanbul’da kiracı ve ev sahibi arasında yaşanan uyuşmazlıkların önemli bir bölümü ödenmeyen kira bedelleri, tahliye talepleri ve kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerle ilgilidir.
Kiracının kira bedelini ödememesi hâlinde, olayın koşullarına göre ilamsız icra takibi ve tahliye talebi gündeme gelebilir. Ancak kira alacağının tahsili ile kiralananın tahliyesi farklı hukuki sonuçlar doğurabilen işlemlerdir.
Özellikle kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle tahliye talep edilecekse ödeme emrinin içeriği, tebliğ tarihi, ödeme için tanınan süre ve kiracının tutumu dikkatle değerlendirilmelidir.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında, kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde kiracıya ödeme için en az 30 günlük süre tanınması gereken durumlar bulunmaktadır. Bu süre ve tahliye sonuçları, uygulanacak takip yoluna ve mevzuat hükümlerine göre incelenmelidir.
Kira alacağına ilişkin takiplerde şu konular önem taşır:
Kira uyuşmazlıklarında icra takibi başlatılmadan önce arabuluculuk şartı ve ilgili istisnalar da değerlendirilmelidir. Özellikle kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvuru, kural olarak dava şartıdır; ancak icra yoluyla tahliye gibi özel takip süreçlerinin niteliği ayrıca ele alınmalıdır.
Bir kişi, gerçekte borçlu olmadığı veya daha önce ödediği bir borç nedeniyle icra takibiyle karşılaşabilir. Bu gibi durumlarda ödeme emrinin içeriği ve tebliğ tarihi incelenerek uygulanabilecek hukuki yollar belirlenmelidir.
Borçlu olmadığını düşünen kişinin izleyeceği yol, takibin hangi aşamada olduğuna ve hangi belgeye dayandığına göre değişebilir.
Örneğin:
Menfi tespit ve istirdat davalarının şartları ile bu davaların icra takibine etkileri birbirinden farklıdır. Bu nedenle yalnızca dava açılmış olması, icra takibinin kendiliğinden duracağı anlamına gelmez. Gerekli hâllerde kanunun izin verdiği geçici hukuki koruma yolları ayrıca değerlendirilmelidir.
İcra ve iflas hukukunda işlem sürelerinin kısa olabilmesi ve usul hatalarının önemli sonuçlar doğurabilmesi, hukuki sürecin dikkatli yürütülmesini gerektirir. Bu nedenle hukuki destek alınırken yalnızca takip işlemlerinin başlatılmasına değil, dosyanın bütününün değerlendirilmesine de önem verilmelidir.
İcra hukuku alanında avukat seçerken aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulabilir:
Uyuşmazlığın niteliğinin doğru belirlenmesi: Alacağın dayanağı, borç ilişkisi ve takip türü ayrıntılı biçimde değerlendirilmelidir.
Yasal sürelerin takip edilmesi: İtiraz, şikâyet, dava ve diğer başvurulara ilişkin süreler somut dosyaya göre belirlenmelidir.
Belgelerin incelenmesi: Sözleşmeler, ödeme kayıtları, tebligatlar ve diğer deliller bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Tahsilat ihtimalinin değerlendirilmesi: Alacağın hukuken ileri sürülebilir olması ile fiilen tahsil edilebilmesi farklı konulardır. Borçlunun malvarlığı ve tahsilata ilişkin yasal sınırlamalar dikkate alınmalıdır.
Sürecin şeffaf yürütülmesi: Yapılacak işlemler, olası riskler, masraflar ve takip aşamaları hakkında açık bilgi verilmesi önemlidir.
Avukatın görevi yalnızca takip başlatmak veya dilekçe hazırlamakla sınırlı olmayıp, somut olayın hukuki özelliklerine göre müvekkilin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik uygun seçenekleri değerlendirmeyi de kapsar.
İcra avukatı ücretleri, dosyanın niteliğine ve yapılacak hukuki işlemlere göre değişebilir. Alacağın miktarı, uyuşmazlığın karmaşıklığı, takip veya dava aşaması, yapılması gereken işlemler ve dosyanın kapsamı ücret değerlendirmesinde etkili olabilir.
Avukatlık ücretinin belirlenmesinde yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve ilgili mevzuat dikkate alınır. Avukat ile müvekkil arasında kararlaştırılan ücret, kanuni sınırlar ve mesleki kurallar çerçevesinde belirlenmelidir.
İcra takibinde avukatlık ücreti dışında harç, tebligat, bilirkişi ve diğer yargılama veya takip giderleri de doğabilir. Bu masrafların hangilerinin ortaya çıkacağı dosyanın özelliklerine bağlıdır.
Ayrıca icra dosyasında karşı tarafa yükletilebilecek vekâlet ücreti ile müvekkil ve avukat arasında kararlaştırılan sözleşmesel vekâlet ücreti aynı kavram değildir. Ücret ve giderler hakkında işlem öncesinde bilgi alınması, mali açıdan daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasını sağlar.
İcra takiplerinde yapılacak işlemler, yalnızca alacağın tahsil edilmesi veya borcun ödenmesiyle sınırlı değildir. Takip türünün belirlenmesi, ödeme emrinin incelenmesi, itirazların değerlendirilmesi, haciz işlemleri ve gerektiğinde dava yollarına başvurulması birbiriyle bağlantılı hukuki aşamalardır.
Alacaklılar bakımından doğru takip yolunun seçilmesi ve tahsilat sürecinin mevzuata uygun yürütülmesi önem taşırken borçlular bakımından yasal sürelerin kaçırılmaması ve mevcut itiraz imkânlarının doğru değerlendirilmesi gerekir.
Bolak Hukuk Bürosu, İstanbul’daki icra ve iflas hukuku uyuşmazlıklarında somut olayın koşullarına uygun hukuki değerlendirme yapılmasının ve tarafların haklarının yürürlükteki mevzuat çerçevesinde korunmasının önemini esas alır.
İcra takibiyle karşılaşılması, alacağın tahsil edilememesi veya haciz işlemleri hakkında bir uyuşmazlık yaşanması durumunda, dosyanın belgeleri ve mevcut aşaması üzerinden hukuki değerlendirme yapılması uygun olacaktır.
İcra avukatı; ilamsız ve ilamlı icra takipleri, haciz işlemleri, icra takibine itiraz, itirazın iptali ve kaldırılması, menfi tespit ve istirdat davaları, kambiyo senetlerine özgü takipler ve kira alacaklarının tahsili gibi konularda hukuki destek sağlayabilir.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrinin tebliğinden itibaren kural olarak 7 günlük itiraz süresi bulunur. Kambiyo senetlerine özgü takipler ve diğer özel takip yollarında farklı süreler uygulanabileceğinden somut dosyanın incelenmesi gerekir.
Türkiye’de kişiler, kural olarak kendi adlarına icra takibi başlatabilir ve işlemlerini kendileri yürütebilir. Ancak hukuki usullerin doğru uygulanması ve hak kaybı riskinin azaltılması için avukat desteği alınması yararlı olabilir.
İcra takibinin sonuçlanma süresi dosyanın niteliğine, borçlunun itiraz edip etmemesine, tebligat işlemlerine, haczedilebilir malvarlığının bulunmasına ve tahsilat sürecine göre değişir. Bu nedenle her dosya için kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Ödeme belgeleri, banka dekontları ve borcun sona erdiğini gösteren diğer kayıtlar incelenmelidir. Takibin aşamasına göre itiraz, menfi tespit veya istirdat davası gibi hukuki yollar gündeme gelebilir. Başvuru sürelerinin kaçırılmaması önemlidir.
Haciz işlemlerinin yapılabilmesi, takip türüne ve dosyanın bulunduğu aşamaya göre değişir. Takibin kesinleşmesi, gerekli taleplerin yapılması ve ilgili yasal koşulların gerçekleşmesi gerekebilir. Özel takip yollarında farklı hükümler uygulanabilir.
Evet. Kira borcunun ödenmemesi durumunda, kanuni şartlar mevcutsa tahliye talepli icra takibi yapılabilir. Ödeme süresi, tebligatın içeriği ve tahliye koşulları ilgili kira mevzuatına ve takip usulüne göre değerlendirilmelidir.
Avukat ile müvekkil arasındaki ücret ilişkisi, yapılan avukatlık sözleşmesine ve yürürlükteki mevzuata tabidir. Ayrıca takip veya dava sonunda karşı tarafa yükletilebilecek vekâlet ücreti ve diğer giderler ayrı kurallara göre belirlenir.
İcra takibi ile kredi notu aynı hukuki ve finansal kavramlar değildir. İcra dosyasının kredi değerlendirmelerine etkisi, ilgili finans kuruluşunun değerlendirme kriterlerine ve kişinin finansal kayıtlarına göre değişebilir. Her icra takibinin kredi notunu otomatik olarak aynı şekilde etkilediği söylenemez.
Ödeme emri tebliğ edildiğinde, borcun ödenmediği anlaşıldığında, haciz işlemiyle karşılaşıldığında veya alacağın tahsilinde sorun yaşandığında mümkün olan en kısa sürede hukuki değerlendirme yapılması önemlidir. Özellikle yasal sürelerin işlemeye başlamış olabileceği durumlarda gecikmeden hareket edilmelidir.
Önemli not: Bu makaledeki açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. İcra ve iflas hukukunda uygulanacak hükümler, takip türü ve somut olayın özelliklerine göre değişebilir. Hukuki işlem yapılmadan önce ilgili dosyanın ve belgelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.