Kiracı 5 Yılı Doldurmuşsa Ne Olur?

Deneyimimizle yanınızdayız, haklarınızı en iyi şekilde koruyoruz.

Ayça Bolak
Avukat

Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.

Bize Ulaşın
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Bu soruyu duyan her ev sahibinin aklında aynı endişe belirir: “Kiracım artık çok güçlü bir konumda, ben ne yapabilirim?” Ya da tam tersi, her kiracının zihninde şu soru uçuşur: “Beş yılı doldurduğuma göre artık beni kimse çıkaramaz, değil mi?” Her iki taraf da kısmen haklı, kısmen yanılıyor. Türk Borçlar Kanunu’nun kira ilişkisini düzenleyen hükümleri, hem kiraya veren hem kiracı açısından son derece nüanslı bir denge kuruyor. Bu dengeyi bilmeden hareket etmek; ya hakkınızı yitirmenize ya da gereksiz yere uzun soluklu bir davada kendinizi bulmanıza yol açıyor.

Avukat Ayça Bolak olarak bu makalede size sadece “ne yazıyor” diye değil, “uygulamada ne oluyor” diye anlatacağım. Zira kanun metni ile mahkeme koridorları arasındaki mesafe, zaman zaman insanların hiç beklemediği sonuçlar doğuruyor.

5 Yıl Dolunca Kira Sözleşmesi Kendiliğinden Sona Erer mi?

Hayır. Bu, pratikte en çok karşılaştığım yanlış anlamalardan biridir. Türk Borçlar Kanunu m. 347 uyarınca, belirli süreli kira sözleşmelerinde kiracı, süre bitiminden en az on beş gün önce yazılı bildirimde bulunmadıkça sözleşme bir yıl daha uzamış sayılır. Yani kiracı hareketsiz kalırsa sözleşme otomatik olarak devam eder. Bu hüküm, kiracı lehine kurulmuş bir güvence mekanizmasıdır.

Peki ya kiraya veren? İşte asıl kritik fark burada. Kiraya veren, beş yıllık uzama süresinin dolmasından sonraki ilk yenileme döneminde sözleşmeyi sona erdirebilir. Ancak bunun için herhangi bir gerekçe gösterme zorunluluğu yoktur; yalnızca yasal süreye uygun bir yazılı bildirim yeterlidir. Bu bildirimin, sözleşme bitiminden en az üç ay önce yapılması zorunludur. Süreye uymayan bildirimler kesinlikle hüküm doğurmaz ve bu hatayı düzeltmek için bir sonraki dönemi beklemeniz gerekir.

Özetle söylemek gerekirse: Beş yılın dolması, kiracıyı otomatik olarak güvensiz bir konuma düşürmez. Ama kiraya verene, kullanmadığı bir kapının anahtarını verir. O kapı açılıncaya kadar kiracı rahat bir nefes alabilir; ancak sonrasında ne olacağını bilmek zorundadır.

TBK m. 347 Ne Diyor? 10 Yıllık Uzama Kuralını Doğru Anlayalım

Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verene oldukça sınırlı bir fesih hakkı tanıyor. Belirli süreli sözleşmelerde kiracı, süre sonunda sözleşmeyi sona erdirme hakkını kullanabilirken kiraya veren bu hakkı ilk beş yıl boyunca kullanamaz. İşte bu noktada “10 yıllık uzama” devreye giriyor.

Belirli süreli sözleşmelerde kiraya veren, on yıllık uzama süresinin bitiminden itibaren sonraki her uzama yılında, üç aylık fesih bildirim süresine uyarak ve herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebilir. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise bu süre on yılın geçmesiyle başlar. Yani on yıl geçmeden kiraya verenin, sebep göstermeksizin tahliye davası açma hakkı bulunmamaktadır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca bu on yıllık süre, kiracının fiilen kirada kaldığı süreye değil, sözleşmenin başladığı tarihe göre hesaplanır. Bu ince ama hayati ayrım, pek çok davada belirleyici rol oynamaktadır. Uygulamada gördüğüm davalarda kiraya verenlerin zaman zaman bu süreyi yanlış hesaplayarak dava açtıklarını, mahkemelerin de bu nedenle davaları reddettiğini görüyorum.

Sözleşme TürüKiraya Verenin Fesih Hakkı Kazandığı SüreBildirim Süresi
Belirli Süreli10 yıllık uzama sonrası her uzama dönemiEn az 3 ay öncesinden yazılı
Belirsiz Süreli10 yılın geçmesinden sonraKira dönemine göre değişen süreler
1 yıllık sözleşme (her yıl uzayan)5. yılın dolmasından sonraki uzamaEn az 3 ay öncesinden yazılı

5 Yıl Dolan Kiracı Evden Çıkarılabilir mi? Hangi Hukuki Yollar Açılır?

Evet, çıkarılabilir. Ancak bu hiç de kolay değildir ve belirli şartlara bağlıdır. Beş yılı dolduran kiracıyı evden çıkarmak isteyen kiraya verenin önünde birkaç farklı yol bulunuyor. Bunların her birinin kendine özgü şartları, süreleri ve riskleri var.

Birinci yol, yukarıda anlattığımız sözleşme sona erme bildirimidir. Kiraya veren, TBK m. 347 kapsamında on yıllık sürenin dolmasını bekleyip ardından yasal bildirimi zamanında yaparak sözleşmeyi sonlandırabilir. İkinci yol ise ihtiyaç nedeniyle tahliye davasıdır; kiraya veren ya da birinci derece yakınlarından birinin konuta gerçekten ihtiyaç duyması halinde bu dava açılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken kritik nokta, ihtiyacın samimi ve gerçek olması gerektiğidir; Yargıtay sahte ya da muvazaalı ihtiyaç iddialarını reddetmektedir.

Üçüncü yol ise yeniden inşa veya imar kapsamında tahliyedir. Binanın yıkılıp yeniden yapılması ya da esaslı onarım gerektirdiği durumlarda kiraya veren tahliye davası açabilir. Son olarak kiracının kira borcunu ödememesi halinde icra yolu ile tahliye gündeme gelir. Beş yılı doldurmuş olmak, kiracıya kira ödememe lüksü tanımaz; bu konuda herhangi bir özel koruma söz konusu değildir.

Kira Artışı ve TBK m. 344/3: Beş Yılda Bir Değerleme Hakkı

Kira ilişkisinde beş yılın bir diğer kritik önemi, kira bedelinin belirlenmesi meselesiyle ilgilidir. TBK m. 344/3, beş yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ya da beş yılın üzerinde devam eden sözleşmelerde, taraflar arasında kira bedeline ilişkin anlaşma bulunmaması veya mevcut kira bedelinin hakkaniyete aykırı kalması halinde, mahkemenin yeni kira bedelini tespit edebileceğini hükme bağlıyor.

Uygulamada karşılaştığımız en yaygın sorunlardan biri şu: Yıllardır aynı kiracıyla çalışan ev sahipleri, TÜFE sınırına tabi kira artışları nedeniyle piyasanın çok altında kira almak zorunda kaldıklarını fark ediyorlar. TBK m. 344/3, işte tam bu noktada devreye giriyor ve kiraya verene “hakkaniyete uygun kira tespiti” davası açma imkânı tanıyor. Mahkeme bu davada emsal kira bedellerini, kiracının kullanım koşullarını ve piyasa rayicini dikkate alarak yeni bir kira bedeli belirliyor.

Ancak bu dava, kiraya verenin düşündüğü kadar kestirmeden giden bir süreç değildir. Bilirkişi incelemesi yapılması, emsal araştırması, yargılama süresi… Tüm bunlar hem zaman hem masraf gerektiriyor. Dahası, kira tespit davası açmadan önce kiracıya noter kanalıyla ihtarname çekilmesi ve en az otuz günlük süre tanınması zorunludur. Bu prosedürel şarta uymadan dava açmak, davanın usulden reddedilmesiyle sonuçlanabilir.

DurumUygulanacak KuralDikkat Edilmesi Gereken
Beş yıldan kısa sözleşmeTÜFE oranı sınırı (TBK m. 344/1)TÜFE’yi aşan artış geçersizdir
Beş yıl veya daha uzun süreHakkaniyete uygun kira tespiti (TBK m. 344/3)Mahkeme kararı olmadan artış yapılamaz
Kira tespit davasıBilirkişi incelemesi + emsal kiraÖncesinde noter ihtarnamesi zorunlu

Kiracı Olarak 5 Yılı Doldurduysanız Haklarınız Neler?

Kiracı cephesinden bakıldığında, beş yılın dolması aslında tam anlamıyla bir kırılma noktası değildir. Kiracı, sözleşmenin uzadığı her dönemde yasal güvencelerle korunmaya devam eder. Kiraya veren, on yıllık uzama süresi dolmadan sözleşmeyi sebepsiz feshedemez; bu temel güvence her koşulda geçerliliğini korur.

Peki kiracı ne zaman gerçekten risk altına girer? Kira borcunu düzenli ödememek, kiralananı sözleşmeye aykırı kullanmak veya komşulara zarar verecek davranışlarda bulunmak… Bu durumların herhangi biri, kiraya verene yasal tahliye yolunu açar. Beş yıl veya on yıl kirada kalmış olmak, bu hallerde koruyucu kalkan işlevi görmez.

Kiracıların çoğunlukla farkında olmadığı bir başka hak ise sözleşme sona ererken depozito iadesi meselesidir. Kiralananı olağan kullanım dışında hasara uğratmadıysanız, depozitonu faizi ile birlikte geri almanız gerekir. Kiraya veren bu iadeden kaçınıyorsa, sulh hukuk mahkemesinde talepte bulunabilirsiniz. Bu konuda geç kalınmaması önemlidir; özellikle tahliyenin ardından gereksiz uzun beklentilere girmeyin.

Tahliye Sürecinde En Sık Yapılan Hatalar ve Nasıl Önlenir?

On binlerce kira dosyası içinde öğrendiğim bir gerçek var: Kaybedilen davaların büyük çoğunluğu, özünde haklı olan tarafın prosedür hatası yapmasından kaynaklanır. Kiraya veren de kiracı da aynı tuzaklara düşüyor.

Kiraya verenlerin en sık yaptığı hata, bildirim sürelerini yanlış hesaplamaktır. Üç aylık ihtar süresi, sözleşmenin bitim tarihine göre geriye sayılarak hesaplanmalıdır. Bir gün bile geç yapılan bildirim geçersiz sayılır ve tüm süreç bir yıl öteye ertelenir. Bir diğer yaygın hata ise tahliye taahhüdü alırken noter şartına uymamaktır; elden imzalatılan tahliye taahhütnameleri hukuken değersizdir. Tahliye taahhüdü mutlaka noter huzurunda düzenlenmelidir.

Kiracıların düştüğü tuzaklara gelince: Kiraya verenin sözlü tahliye baskısına boyun eğerek anahtarı teslim etmek, yazılı sözleşme olmaksızın taahhütte bulunmak ya da ödeme güçlüğü yaşandığında sessiz kalmak başlıca risklerdir. Hukuki süreç içinde bile müzakere kapısı açıktır; doğrudan teslimiyetten önce bir avukattan görüş almanızı her zaman öneririm.

Yapılan HataKiraya Veren mi / Kiracı mı?Sonucu
Bildirim süresini kaçırmakKiraya verenBir yıl daha bekleme zorunluluğu
Elden tahliye taahhüdü almakKiraya verenTaahhüt geçersiz, tahliye mümkün değil
Kira borcunu ödememekKiracıİcra yoluyla tahliye riski
Sözlü baskıya boyun eğmekKiracıGereksiz tahliye, hak kaybı
İhtarname çekmeden dava açmakKiraya verenUsulden ret

Avukat Ayça Bolak ile Kira Uyuşmazlıklarında Nasıl Bir Yol İzlenmeli?

Kira hukuku, ilk bakışta basit görünen ama içine girince oldukça teknik bir alan. Taraflardan birinin herhangi bir adımı yanlış atması, hem maddi hem de zaman kaybına yol açıyor. Bu nedenle uyuşmazlığın ilk sinyalini aldığınız andan itibaren profesyonel destek almanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Avukat Ayça Bolak olarak kira uyuşmazlıklarında izlediğim yaklaşım şudur: Önce dosyayı eksiksiz değerlendirmek, ardından müvekkile gerçekçi bir yol haritası çizmek. Bazen en iyi strateji, uzlaşma yolunu denemek olabilir. Bazen ise dava açmaktan başka çare yoktur. Ama her iki durumda da sürecin hangi aşamasında olduğunuzu, ne zaman hareket etmeniz gerektiğini ve hangi belgeleri hazır bulundurmanız gerektiğini bilmek, sonucu doğrudan etkiler.

Kira davalarında mahkemeler, tarafların tutumuna ve sunulan delillerin kalitesine son derece dikkat ediyor. Salt haklı olmak yetmiyor; haklılığınızı usulüne uygun biçimde ortaya koymak gerekiyor. Bu farkı, mahkeme salonunda çok net görüyorum.

Sıkça Sorulan Sorular

Kiracım 5 yılı doldurdu, şimdi ne zaman tahliye davası açabilirim?

Beş yılın dolması tek başına tahliye davası açmaya yetmez. TBK m. 347 uyarınca, kiraya veren olarak “sebepsiz fesih” hakkınızı kullanabilmek için on yıllık uzama süresinin dolmasını beklemeniz gerekiyor. Ancak ihtiyaç nedeniyle tahliye, yeniden inşa veya kiracının borca düşmesi hallerinde beş yıl şartı aranmaksızın dava açılabilir. Her durumun farklı değerlendirilmesi gerektiğinden, bir avukata danışmanızı öneririm.

5 yıllık kiracıya kira artışı yapabilir miyim, üst sınır var mı?

TBK m. 344/3 uyarınca, beş yıl veya daha uzun süreli kira ilişkilerinde artış oranı taraflarca serbestçe belirlenemiyor; mahkeme hakkaniyete uygun bir bedel tespit ediyor. Anlaşma olmadığı takdirde ya da mevcut kira emsal rayicinin çok altında kaldıysa, kira tespit davası açarak güncel piyasa değerini yansıtan bir kira bedeli talep edebilirsiniz.

Kiracı olarak 5 yılı doldurdum, ev sahibim beni çıkarabilir mi?

Kiraya verenin sizi “sebepsiz” çıkarabilmesi için on yıllık uzama süresinin dolması ve ardından üç ay öncesinde yazılı bildirim yapması gerekiyor. On yıl dolmadan salt “ben evimi geri istiyorum” gerekçesiyle sizi çıkaramaz. Bununla birlikte ihtiyaç nedeniyle tahliye, inşaat veya borca dayalı icra takibi yolları beş yılda da açık olabilir. Kesin bir yanıt için durumunuzu bir avukata aktarmanızı öneririm.

Tahliye taahhüdü vermiştim ama elden imzaladım, geçerli mi?

Hayır. Elden alınan ya da e-posta veya mesaj yoluyla gönderilen tahliye taahhütnameleri hukuken geçersizdir. Tahliye taahhüdünün noterde düzenleme ya da onaylama şeklinde yapılması zorunludur. Bu şekle uymayan bir taahhüt, mahkemede herhangi bir hüküm doğurmaz ve kiraya veren bu belgeye dayanarak tahliye talep edemez.

Kira tespit davası ne kadar sürer ve sonucu ne zaman uygulanır?

Türkiye genelinde kira tespit davaları ortalama altı ay ile bir buçuk yıl arasında sonuçlanmaktadır; ancak bu süre adliyelere ve iş yoğunluğuna göre değişebilir. Mahkeme tarafından belirlenen yeni kira bedeli, kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli sayılır. Dolayısıyla dava süresince ödenen düşük kira ile yeni belirlenen kira arasındaki fark, geriye dönük olarak talep edilebilir.

5 yıl kira tespitine, 10 yılı dolduran kiracının tahliyesi ise sözleşmenin sona erdirilmesine imkân tanır.”

Scroll
Bize Ulaşın