
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Sabah uyandınız, kapınıza bir tebligat yapıştırılmış: “Binanız riskli yapı ilan edilmiştir.” O an ne hissediyorsunuz? Eğer kiracıysanız paniğe kapılıyorsunuz — “Yarın mı çıkacağım?” Eğer ev sahibiyseniz kafanızda tek bir soru var: “Bu kiracıyı ne zaman, nasıl çıkarabilirim?” İkisi de haklı. İkisi de yanılıyor. Çünkü 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, bu soruların her ikisini de son derece teknik ve süreye bağlı bir çerçevede yanıtlıyor.

Bu makalede, kentsel dönüşüm sürecinde kiracı tahliyesinin hukuki mekanizmasını — başından sonuna, tebligattan kaymakamlık zorla tahliyelesine kadar — katman katman açıklayacağım. Hem ev sahibinin süreci hızlandırmak için bilmesi gerekenleri hem de kiracının haklarını hiçbir şekilde çiğnetmemek için nereye tutunacağını dürüstçe ve stratejik bir bakışla ele alacağız.
Türkiye’de kiracıyı çıkarmak denilince akla hemen Sulh Hukuk Mahkemesi gelir. Ancak riskli yapı kararı söz konusu olduğunda oyunun kuralları tamamen değişir. Bu ayrımı net görmeden sürecin içine girenlerin büyük çoğunluğu — ev sahipleri de kiracılar da — ciddi hata yapar.
Normal kira hukukunda ev sahibi, kiracıya dava açarak ve mahkeme kararı bekleyerek tahliye yoluna gider. Bu yol aylar, zaman zaman yıllar alabilir. 6306 Sayılı Kanun ise mahkemeyi devre dışı bırakır. Onun yerine idari bir tahliye mekanizması işletir: Mülki İdare Amiri, yani ilçe düzeyinde Kaymakamlık. Bu fark, süreci köklü biçimde hızlandırır ve kiracının “dava açıp yıkımı durdururum” beklentisini fiilen ortadan kaldırır.
Bize gelen dosyalarda ev sahiplerinin en sık yaptığı usul hatası şudur: Normal tahliye davası açmak. Sulh Hukuk’a gidiyorlar, dava sürüyor, kiracı itirazlar atıyor; oysa kaymakamlık yoluyla süreç çok daha kısa sürede sonuçlanabilirdi. Bu nedenle hangi yolda yürüdüğünüzü bilmek, stratejinizi belirler.
| Kriter | Normal Kira Tahliyesi (TBK) | Kentsel Dönüşüm Tahliyesi (6306 Sayılı Kanun) |
|---|---|---|
| Yetkili Makam | Sulh Hukuk Mahkemesi | Mülki İdare Amiri (Kaymakamlık / Valilik) |
| Ortalama Süre | 6 ay – 2+ yıl | Tebligattan itibaren minimum 60 + 30 gün (yaklaşık 3 ay) |
| Kış Ayı Engeli | İcra ve tahliye açısından kısıtlama söz konusu olabilir | Uygulanmaz. Yıkım zorunluluk halinde her mevsimde yapılır |
| Kiracı Dava Hakkı | Geniş itiraz ve savunma imkânı | Riskli yapı kararına itiraz hakkı var; ancak tahliyeyi durdurmaz |
| Zorlayıcı Mekanizma | İcra Müdürlüğü | Kolluk kuvveti (polis/jandarma) ve altyapı kesimi (elektrik, su, doğalgaz) |
| Tebligat Zorunluluğu | Mahkeme tebligatı | Resmî Tebligat Kanunu’na göre kiracıya doğrudan tebligat zorunlu |
| Depozito / Ön Kira İadesi | Kira sözleşmesi hükümlerine göre | Ev sahibi orantılı iade yapmak zorunda; aksi hâlde kiracı talep hakkını kullanabilir |
Evet — ve bu, sürecin en sık tartışılan noktalarından biridir. 6306 Sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği’nin 8. maddesi açıkça düzenliyor: Riskli yapı tespitinin tamamlanmasının ardından tapu maliki (ev sahibi) ve kiracılar dahil tüm yapı kullanıcıları tebligata muhatap kılınır. Sadece ev sahibine tebligat yapılması, kiracıya ilişkin tahliye süresinin işlemeye başlaması için yeterli değildir.
Peki kiracının adresi belliyse tebligat kapısına yapılır; bilinmiyorsa ne olur? İşte burada Mekansal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) devreye girer. İdare, tebligata esas adresi bu sistemden alır. Kiracıların adres güncellemesini ihmal etmesi — özellikle İstanbul Avcılar, Büyükçekmece ve İzmir Bornova gibi yoğun kiracı sirkülasyonunun yaşandığı bölgelerde sık karşılaştığımız bir sorun — ilanen tebligata yol açabilir. İlanen tebligat hukuki olarak geçerlidir; bilgi sahibi olmadım diyerek süreyi uzatamazsınız.
Kiracılar için pratik uyarı şudur: Tebligat elinize geçtiği anda süre işlemeye başlar. “Belki hata vardır, beklerim” lüksü yoktur. O tebligat tarihinden itibaren hem itiraz hakkınızı kullanmak hem de taşınma ve kira yardımı başvurusu yapmak için sayaç çalışmaktadır.
6306 Sayılı Kanun’un 5. maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri, tahliye süresini aşamalı biçimde kurgulamıştır. İlk aşamada, riskli yapı tespitine itiraz süresi geçtikten veya kesinleştikten sonra tüm malikler ve kiracılar dahil yapı kullanıcılarına altmış (60) günlük süre tanınır. Bu süre içinde kiracının taşınması beklenir.
Eğer kiracı altmış günün sonunda hâlâ taşınmamışsa idare devreye girer ve otuz (30) günlük ek süre verilir. Bu ek süre; “son şans” niteliğinde bir uyarıdır. Bu noktadan sonra kiracı terk etmezse artık kaymakamlığın zorlayıcı idari yetkileri devreye girer. Kolluk kuvvetleri eşliğinde tahliye emri uygulanır ve ilgili altyapı kurumlarına — İstanbul’da İGDAŞ, İSKİ, Elektrik Dağıtım Şirketi; İzmir’de İZGAZ, İZSU gibi kuruluşlara — yapıya ait elektrik, su ve doğalgaz bağlantılarının kesilmesi yönünde yazı yazılır.
Önemli bir teknik not: Bu iki süre (60 + 30 gün) birbiriyle iç içe geçmez. Önce birincisi tam olarak tamamlanır, sonra ikincisi başlar. Dolayısıyla tebligattan zorla tahliyeye kadar geçen asgari süre, olağan koşullarda doksan (90) günün altında değildir. Ev sahipleri için beklenti yönetimi açısından kritik: Bu süreyi kısaltmanın yasal bir yolu yoktur; süreci hızlandırmak istiyorsanız usul adımlarını eksiksiz, zamanında tamamlamak zorundasınız.
| Aşama | Süre | Açıklama | Kiracının Durumu |
|---|---|---|---|
| Riskli Yapı Tespiti ve Kesinleşme | Tespit + 15 gün itiraz süresi | Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından yapılır; 15 gün içinde itiraz edilmezse karar kesinleşir | Henüz tahliye zorunluluğu başlamadı |
| 1. Tahliye Tebligatı (60 Gün) | 60 gün | Tüm kullanıcılara tebligat yapılır; yapıyı boşaltmaları istenir | Kira yardımı ve taşınma yardımı başvurusu bu aşamada yapılmalıdır |
| 2. Ek Süre (30 Gün) | +30 gün | 60 gün sonunda çıkmayan kullanıcılara Kaymakamlık ek süre verir | “Son şans” niteliğinde; bu aşamada çıkmak zorla tahliyeden korur |
| Zorla Tahliye ve Altyapı Kesimi | 90. günden sonra | Kolluk eşliğinde tahliye uygulanır; elektrik, su, doğalgaz kesilir | Kiracı fiilen çıkarılır; taşınamayan eşyalar için sorumluluk doğabilir |
| Yıkım | Tahliye tamamlandıktan sonra | İdare veya malikler yapıyı yıkar; yıkılmazsa idare yıkar, masraf malike fatura edilir | Kiracının artık yapıyla ilgisi kalmaz |
Bu soruyu her hafta en az onlarca kez alıyorum — hem ev sahiplerinden hem kiracılardan. Cevap net: Evet, kesilebilir. 6306 Sayılı Kanun, bu yetkiyi açık ve tartışmasız biçimde Mülki İdare Amiri’ne tanımaktadır. Ek sürenin de sonunda yapıyı terk etmeyenlere ilişkin olarak idare, ilgili kuruluşlara — İstanbul’da BEDAŞ ya da AYEDAŞ, İGDAŞ ve İSKİ; İzmir’de GEDAŞ, İZGAZ ve İZSU — yazı yazarak söz konusu yapının tüm altyapı bağlantılarının kesilmesini talep eder.
Bu karar uygulandığında binada yaşamanın pratik olarak imkânsız hale gelmesi amaçlanır. Bazı kiracılar jeneratör veya bidon su gibi alternatiflerle direniş sergilemeye çalışır; ancak bu direniş hukuki sonuç doğurmaz. Söz konusu durum, “zorla çıkarılma” sürecini tetikler: Kaymakamlık kararıyla bölge polis müdürlüğü veya jandarma komutanlığı, kiracıyı fiilen çıkarmak üzere görevlendirilir. Kiracının bu noktada yargı yoluyla tahliyeyi durdurabileceğini düşünmesi hatalıdır; idare mahkemesine başvurulsa bile yürütme durdurma kararı alınması son derece güçtür.
Burada tahliye stresi yaşayan kiracıların unutmaması gereken en önemli hak şudur: Altyapı kesimi ve zorla tahliyeye maruz kaldığınızda bile eşyalarınızın güvenliği için süre talep etme ve taşıma masraflarınızı belgeleme hakkınız mevcuttur. Ayrıca zorla tahliye sırasında uğradığınız maddi zararlar için idari başvuru yapma imkânınız bulunmaktadır. Hakkınızı bilmeden çıkmak ile hakkınızı bilerek çıkmak arasında ciddi fark var.
Bu iki inanç, kentsel dönüşüm süreçlerinde yıllardır insanlara çok pahalıya mal olan hukuki efsanelerdir. Türk Borçlar Kanunu’nun kiracı koruma hükümleri ve İcra İflas Kanunu’ndaki bazı uygulamalar nedeniyle “kış aylarında tahliye yapılamaz” algısı toplumda kökleşmiştir. Fakat bu kural, 6306 Sayılı Kanun kapsamındaki idari tahliyeler için geçerli değildir.
Riskli yapı kararı kesinleşmiş ve süreler dolmuşsa kaymakamlık, Ocak ayının ortasında bile tahliye kararı uygulayabilir. “Ama çocuğum var, hasta eşim var, kışın nereye gideyim” sorusu insani açıdan haklıdır; ancak hukuki açıdan tahliyeyi durdurmaz. Bu koşullardaki kişiler için yapılabilecek şey, tahliye öncesinde kira yardımı ve taşınma desteği başvurularını tamamlamak, belediyeden veya Bakanlıktan geçici barınma imkânı araştırmaktır.
İkinci efsane de bir o kadar tehlikeli: “Dava açarım, yıkımı durdururum.” Riskli yapı tespit kararına itiraz edilebilir — bunu açıkça söyleyelim. Ancak bu itiraz, tahliye sürecini ve yıkım kararını otomatik olarak askıya almaz. Danıştay içtihatlarında ve bölge idare mahkemelerindeki kararlarda net biçimde ortaya konulmuştur: Riskli yapı kararına itiraz ayrı, tahliye yükümlülüğü ayrı bir hukuki kanaldır. Birini durdurmak diğerini durdurmaz. Bu nedenle “dava açtım, bekleyeceğim” stratejisi hem kiracı hem ev sahibi için risklidir.
Alabilir — ve bu hak, çoğu kiracının farkında olmadan kaçırdığı en somut destektir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 6306 Sayılı Kanun çerçevesinde riskli yapıdan tahliye edilen kiracılara iki temel destek imkânı sunmaktadır: Kira yardımı ve taşınma yardımı.
Kira yardımı; belirli bir aylık miktarda, konut kiralamak zorunda kalan kiracıya yapılan periyodik bir nakdi destektir. Taşınma yardımı ise tek seferlik yapılan ve taşıma masraflarını kısmen karşılamayı amaçlayan bir ödemedir. Her iki yardımın da belirli koşulları vardır: Kiracının söz konusu yapıda fiilen ikamet ettiğini ispat etmesi, başvurusunu tahliye tebligatından sonra ve yıkım gerçekleşmeden önce yapması, başka bir destekten yararlanmaması bunların başında gelir.
Dikkat edilmesi gereken kritik nokta: Bu başvuruları yapmanın belirli bir penceresi vardır. Yıkım gerçekleştikten sonra yapılan başvurular büyük çoğunlukla reddedilmektedir. Tebligat elinize geçtiği anda, koşullara uyup uymadığınızı sorgulamak için en fazla birkaç gün vakti var — daha fazlası değil.
| Destek Türü | Kimler Yararlanabilir? | Miktar (2024-2025 Dönemi Ortalaması) | Başvuru Yeri | Dikkat Edilmesi Gerekenler |
|---|---|---|---|---|
| Kira Yardımı | Riskli yapıda ikamet eden ve tapusu olmayan kiracılar | Aylık yaklaşık 5.000 – 8.000 TL (bölge ve güncel katsayıya göre değişir) | İl / İlçe Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü | Yıkımdan önce başvurulmalı; süresi genellikle 18-24 aydır |
| Taşınma Yardımı | Riskli yapıda ikamet eden kiracılar (ev sahibi de yararlanabilir) | Tek seferlik yaklaşık 10.000 – 15.000 TL (güncel katsayıya bağlı) | İl / İlçe Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü | Kira yardımıyla eş zamanlı kullanılabilir; çifte yararlanmaya kısıtlama var |
| Faiz Desteği (Kredi) | Yalnızca malikler / hak sahipleri için; kiracılar doğrudan yararlanamaz | Dönüşüm kredisinde faiz sübvansiyonu | Anlaşmalı bankalar aracılığıyla | Kiracılar bu destekten yararlanamaz |
Bu soru, kiracıların en çok haksızlığa uğradığını hissettiği noktaların başında geliyor. Kısa cevap: Evet, iade etmek zorundadır — ama hesap öyle basit değildir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 342. maddesi uyarınca depozito, kiracının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde ev sahibinin zararını karşılamak amacıyla tutulur. Kentsel dönüşüm tahliyesinde sözleşme, kiracının kusuruyla değil; yapının riskli ilan edilmesi sebebiyle, yani ev sahibinin mülkiyet durumundan kaynaklanan bir nedenle sona ermektedir. Bu koşulda depozitonun tamamı kiracıya iade edilmelidir. Ev sahibi, “daire hasar gördü, kira ödemesi eksik kaldı” gibi gerekçeler öne sürerek depozitoyu tutmaya çalışırsa kiracının Sulh Hukuk Mahkemesi’nde talep davası açma hakkı doğar.
Peşin kira meselesine gelince: Diyelim ki kiracı 3 aylık peşin kira ödedi, tahliye tebligatı geldiğinde bunun 1 ayı dolmuştu. Kalan 2 ay için kiracı iade talep edebilir. Ev sahibi bu tutarı geri vermezse yine yargısal yol açık. Bize gelen davalarda bu rakamların önemsenmediği çok oluyor — ancak özellikle yüksek kira bedellerinin söz konusu olduğu büyük şehirlerde bu tutar ciddi miktarlara ulaşabiliyor. Kiracıların bu hakkı takip etmemesi, onu kaybettikleri anlamına gelmiyor; sadece ev sahibinin işine geliyor.
Riskli yapı kararı kesinleştikten sonra süreci gereksiz yere uzatan ev sahiplerinin büyük bölümü, usul adımlarını atlıyor ya da yanlış sırayla uyguluyor. İşte pratik yol haritası:
İlk adım, binanın riskli yapı tescilini tapu kütüğüne işlettirmektir. Bu, sonraki tüm adımların yasal dayanağını güçlendirir. İkinci adım, kiracıya Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesi uyarınca noter veya posta kanalıyla resmî yazılı bildirim yapmaktır — bu tebligat olmadan altmış günlük süre başlamaz. E-posta veya WhatsApp mesajı, hukuki tebligat sayılmaz.
Üçüncü adım, altmış günün dolmasına yakın kaymakamlığa başvurarak ek süre talebini ve ardından zorla tahliye yetkisini resmi kanalda takip etmektir. Bu süreçte kiracıya karşı agresif bir tutum yerine yazılı belgelere dayalı sistematik bir yaklaşım benimsemek, hem hukuki güvenliği artırır hem de olası itirazları zayıflatır. Bize gelen dosyalarda “kiracıyla anlaşmaya çalıştım, olmadı” diyerek aylar geçirip sonra kaymakamlık sürecini başlatanlar var — bu, toplam süreci uzatmaktan başka bir işe yaramıyor. Diyalog deneyin, fakat süre işlemeye devam etsin; bunları paralel yürütün.
Hayır. 6306 Sayılı Kanun ve ilgili yargı içtihatları açıkça ortaya koymaktadır: Riskli yapı tespitine yapılan itiraz, ayrı bir idari ve yargısal kanalda değerlendirilir; tahliye sürecini ve yıkım kararını otomatik olarak askıya almaz. İtiraz hakkınızı kullanabilirsiniz — bu doğru ve meşrudur — ama tahliye için tanınan süre, itiraz sonucu beklenilmeksizin işlemeye devam eder. Bu nedenle “itiraz ettim, bekleyeyim” stratejisi pratikte çalışmaz ve sizi zorla tahliye riskiyle karşı karşıya bırakır.
Evet, kazanır. Kira yardımı hakkı, tebligat tarihiyle kesinleşir; kiracının ne zaman fiilen çıktığıyla değil. Hatta pek çok durumda erken çıkmak avantajlıdır: Taşıma için zaman tanınır, kira yardımı başvurusu daha rahat yapılır ve ev sahibiyle depozito iadesi konusunda uzlaşma zemini korunur. Ancak başvurunun yıkım gerçekleşmeden önce yapılması şarttır.
Bu durum, 6306 Sayılı Kanun’un kötüye kullanımına ilişkin ciddi bir hukuki sorundur. Eğer yapı yıkılmadan veya dönüştürülmeden aynı kiracıya ya da üçüncü bir kişiye yeniden kiralanırsa, eski kiracının sözleşmeden doğan hakları ile uğradığı zararlar için tazminat talep hakkı doğabilir. Bu tür dosyalarda delil toplama ve ispat yükü kritik olduğundan, durumu fark eden kiracıların zaman kaybetmeden hukuki danışmanlık alması tavsiye edilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun genel zamanaşımı hükümlerine göre kira sözleşmesinden doğan alacak talepleri, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak depozito ve peşin kira iadesi taleplerini olabildiğince kısa sürede takip etmek pratik açıdan avantajlıdır: Deliller tazeliğini korur, taraflar arasında uzlaşma zemini kapanmadan müzakere edilebilir ve alacak tahsilat süreci daha az sorunlu geçer.
Hukuki çerçeve aynı; ancak pratikte ilçeden ilçeye farklılıklar gözlemliyoruz. İstanbul Avcılar ve Büyükçekmece gibi yoğun riskli yapı stokuna sahip ilçelerde kaymakamlık birimleri, dosya yoğunluğu nedeniyle süreci biraz daha mekanik işletebiliyor; tebligat ve takip hatalarına daha fazla rastlayabiliyoruz. Kadıköy gibi daha az yoğun ilçelerde ise süreçler daha dikkatli izlenebiliyor. Bu nedenle bulunduğunuz ilçenin kaymakamlık Afet ve Acil Durum birimi ile doğrudan iletişim kurmak, sürecin nerede durduğunu takip etmek açısından önem taşıyor. Genel geçer bir şablona güvenmek yerine ilçe bazlı takip yapmanızı şiddetle tavsiye ederim.