Sahte İmza İddiasında Bilirkişi İncelemesi Nasıl Yapılır?

Deneyimimizle yanınızdayız, haklarınızı en iyi şekilde koruyoruz.

Ayça Bolak
Avukat

Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.

Bize Ulaşın
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Elinize bir icra emri ulaşıyor ya da hiç haberdar olmadığınız bir senet, kefalet sözleşmesi veya kira kontratı mahkeme dosyasına sunuluyor. Altında ise sizin imzanıza benzeyen, ancak sizin atmadığınız bir imza bulunuyor. Bu tabloyla karşılaşan kişinin ilk tepkisi çoğunlukla panik oluyor; oysa hukuk düzeni bu iddiayı incelemek için oldukça teknik ve ayrıntılı bir mekanizma öngörmüştür.

Sahte İmza İddiasında Bilirkişi İncelemesi

Bolak Hukuk Bürosu olarak hem icra hukuku hem de aile ve ticaret hukuku dosyalarında en sık karşılaştığımız uyuşmazlık başlıklarından biri sahte imza iddiasıdır. Bu makalede, imza inkârı ile sahtelik iddiası arasındaki farkı, iddianın hangi sürede ve nasıl ileri sürülmesi gerektiğini, bilirkişinin imzayı hangi bilimsel ölçütlerle incelediğini ve uygulamada dosyaların kaybedilmesine yol açan hataları ayrıntılı biçimde ele alacağım.

Hemen belirtmek gerekir ki her somut olayın kendine özgü koşulları vardır. Aşağıdaki açıklamalar genel hukuki bilgilendirme amacı taşımakta olup, dosyanızın niteliğine göre izlenmesi gereken yol farklılık gösterebilir.

Sahte İmza İddiası Nedir? İmza İnkârı ile Sahtelik İddiası Arasındaki Fark

Uygulamada sıkça birbirinin yerine kullanılan bu iki kavram, hukuken farklı sonuçlar doğurur. Ayrımın temelinde, imzanın atıldığı belgenin adi senet mi yoksa resmî senet mi olduğu sorusu yatar. Bu ayrım, ispat yükünün hangi tarafta olacağını doğrudan belirler.

Adi Senetlerde İmza İnkârı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 205. maddesi uyarınca, imzası ikrar edilmiş adi senet, aksi ispat edilinceye kadar kesin delil sayılır. Buradaki kritik kelime “ikrar edilmiş” ifadesidir; yani imza tartışmasız hâle gelmedikçe senedin kesin delil gücü doğmaz.

HMK m. 208 hükmüne göre, kendisine karşı adi senet ibraz edilen taraf, senetteki yazı veya imzayı inkâr etmek istiyorsa bu beyanını açık ve kesin şekilde yapmak zorundadır. “Hatırlamıyorum”, “sanmıyorum”, “böyle bir şey olmadı” gibi muğlak ifadeler, yerleşik uygulamada geçerli bir inkâr olarak kabul edilmemekte; susma hâli ise imzanın kabul edildiği sonucunu doğurabilmektedir.

Adi senetteki imza usulüne uygun şekilde inkâr edildiğinde, HMK m. 209 gereği bu konuda bir karar verilinceye kadar senet hiçbir işleme esas alınamaz. Bu aşamada imzanın gerçekliğini ispat yükü, senede dayanan tarafın üzerindedir.

Resmî Senetlerde Sahtelik İddiası

Noter tarafından düzenlenen vekâletname, düzenleme şeklinde satış vaadi sözleşmesi ya da tapu müdürlüğünde imzalanan resmî senetler için tablo tersine döner. HMK m. 204 uyarınca resmî senetler, sahtelikleri ispat edilinceye kadar geçerlidir ve güçlü bir ispat gücüne sahiptir.

Bu belgelerde imzanın kendisine ait olmadığını iddia eden kişi, bu iddiasını sahtelik incelemesi yoluyla ispat etmekle yükümlüdür. Başka bir deyişle, ispat yükü iddiayı ileri süren tarafın üzerindedir. Bu nedenle noterde atıldığı iddia edilen bir imzanın sahteliğini kanıtlamak, adi bir senetteki imzayı inkâr etmekten hukuken çok daha zordur.

Karşılaştırma ÖlçütüAdi Senet (Sözleşme, Bono, Kira Kontratı)Resmî Senet (Noter, Tapu, Mahkeme Belgesi)
Hukuki nitelendirmeİmza inkârıSahtelik iddiası
İspat yüküSenede dayanan taraftaSahtelik iddiasında bulunan tarafta
İnkâr sonrası belgenin durumuKarar verilinceye kadar işleme esas alınamaz (HMK m. 209)Sahtelik ispat edilene kadar geçerliliğini korur
Beyanın niteliğiAçık ve kesin inkâr zorunluSomut vakıalara dayalı gerekçeli iddia gerekli
Pratik ispat güçlüğüOrta düzeyYüksek düzey

Sahte İmza İddiası Ne Zaman ve Nasıl İleri Sürülmelidir?

Sahte imza savunmasında en sık yaşanan hak kaybı, iddianın geç ileri sürülmesinden kaynaklanmaktadır. Süreler kesin nitelikte olduğundan, kaçırılan bir süre esasa ilişkin haklı olsanız dahi sonucu değiştirebilir.

  1. Hukuk davalarında: Belge dava dilekçesi ekinde sunulmuşsa, imza inkârının cevap dilekçesinde açık ve kesin biçimde belirtilmesi gerekir. Belge yargılamanın ilerleyen aşamasında sunulmuşsa, tebliğ tarihinden itibaren yasal süre içinde beyanda bulunulmalıdır.
  2. Kambiyo senedine dayalı icra takiplerinde: İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 168 uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine başvurularak imzaya itiraz edilmelidir. Bu süre son derece kısadır ve kaçırılması hâlinde senetteki imza takip yönünden kabul edilmiş sayılır.
  3. İlamsız (adi) takiplerde: İİK m. 62 gereği yedi günlük itiraz süresi içinde, imzaya itirazın ayrıca ve açıkça bildirilmesi zorunludur. Yalnızca “borca itiraz ediyorum” denilmesi, imzanın kabul edildiği anlamına gelebilir.
  4. Ceza soruşturmasında: Belgede sahtecilik suçu şikâyete bağlı olmayıp, resen soruşturulur; ancak delillerin korunması bakımından erken başvuru büyük avantaj sağlar.

Kambiyo senetlerinde imzaya itirazın kural olarak takibi kendiliğinden durdurmadığını da hatırlatmak isterim. İcra mahkemesi, itirazı ciddi bulursa takibin durdurulmasına karar verebilir (İİK m. 170). Bu nedenle itiraz dilekçesinde tedbir talebinin gerekçelendirilmesi ihmal edilmemelidir.

Hâkimin Ön İncelemesi: Bilirkişiye Gitmeden Önceki Aşama

Sahte imza iddiası ileri sürüldüğünde dosya doğrudan bilirkişiye gönderilmez. HMK m. 211, hâkimin öncelikle bizzat inceleme yaparak bir kanaate ulaşmaya çalışmasını öngörür. Bu aşamada izlenen usul şu şekildedir:

  • İmzayı inkâr eden taraf mahkemeye çağrılarak huzurda yazı yazdırılır ve imza attırılır (isticvap benzeri usul).
  • İlgilinin daha önceki tarihlere ait yazı ve imzalarını içeren belgeler ilgili kurumlardan getirtilir.
  • Tarafın haklı bir mazereti olmaksızın huzurda imza atmaktan kaçınması hâlinde, inkâr edilen imzanın kendisine ait sayılabileceği ihtar edilir.
  • Hâkim kesin bir kanaate ulaşamazsa, konusunda uzman bilirkişi incelemesine başvurulur.

Uygulamada hâkimlerin büyük çoğunluğu, imza incelemesinin özel ve teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle doğrudan bilirkişiye başvurmayı tercih etmektedir. Nitekim HMK m. 266, hâkimin genel bilgi ve tecrübesiyle çözemeyeceği özel ve teknik konularda bilirkişi görüşüne başvurmasını düzenlemiştir.

Mukayese (Karşılaştırma) İmzalarının Toplanması: Dosyanın Kaderini Belirleyen Aşama

Avukat Ayça Bolak olarak altını en çok çizdiğim aşama budur. Bilirkişi, inkâr edilen imzayı boşlukta değerlendiremez; kişiye ait olduğu tartışmasız olan imzalarla karşılaştırma yapar. Dolayısıyla mukayeseye esas alınacak imzaların niteliği, raporun güvenilirliğini doğrudan belirler.

Mukayese İmzaların Taşıması Gereken Nitelikler

  • Aidiyeti tartışmasız olmalıdır: İmzanın inkâr eden kişinin eli ürünü olduğu çekişmesiz belgelerden alınmalıdır.
  • Tarih yakınlığı bulunmalıdır: İnsanın imza karakteri yıllar içinde değişebilir. Bu nedenle uyuşmazlık konusu belgenin tarihine yakın dönem imzaları tercih edilir.
  • Sayıca yeterli olmalıdır: Tek bir örnek üzerinden sağlıklı analiz yapılması güçtür; genellikle farklı belgelerden çok sayıda örnek toplanır.
  • Belgelerin aslı bulunmalıdır: Fotokopi veya taranmış nüsha üzerinden yapılacak inceleme, aşağıda açıklayacağım nedenlerle sakıncalıdır.

Mukayese İmzalar Nereden Getirtilir?

  1. Nüfus müdürlüğündeki kimlik ve pasaport başvuru evrakları.
  2. Tapu müdürlüğündeki resmî senetler ve akit belgeleri.
  3. Banka hesap açılış formları, kredi ve kefalet sözleşmeleri.
  4. Noterde düzenlenen vekâletname ve muvafakatname örnekleri.
  5. SGK, vergi dairesi ve varsa çalışılan kurumun özlük dosyası kayıtları.
  6. Daha önce görülen dava dosyalarındaki duruşma tutanakları ve dilekçeler.

Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamasında, yalnızca duruşma salonunda huzurda alınan imza örnekleriyle yetinilmesi çoğu zaman eksik inceleme olarak değerlendirilmektedir. Bunun nedeni açıktır: huzurda imza atan kişi, kendi imzasını kasıtlı olarak değiştirerek (imza tağyiri) sonucu etkilemeye çalışabilir. Bu ihtimali bertaraf etmenin yolu, resmî kurum kayıtlarından bağımsız örnekler celbedilmesidir.

Bilirkişi İmzayı Hangi Yöntemlerle İnceler?

İmza incelemesi, adli bilimlerin “belge inceleme” alt uzmanlık alanına girer. Bilirkişi, imzanın görsel benzerliğine değil; imzayı oluşturan hareketin biyomekanik özelliklerine odaklanır. Zira taklit imzalar dışarıdan bakıldığında benzer görünse dahi, yazma hareketinin dinamiği taklit edilemez niteliktedir.

Grafolojik ve Grafometrik İnceleme Ölçütleri

  • Kalem baskı derecesi: Sahte imzalarda genellikle yapay ve düzensiz bir baskı dağılımı görülür.
  • Yazma hızı ve akıcılık: Taklit girişimlerinde hız düşer, çizgide duraksamalar ve tereddüt noktaları oluşur.
  • Tremor (titreme) izleri: Yavaş çizim yoluyla oluşturulan imzalarda mikro titremeler tespit edilebilir.
  • Başlangıç ve bitiş noktaları: Kişiye özgü kalem kaldırma ve indirme alışkanlıkları önemli bir ayırt edici unsurdur.
  • Harf ve unsur oranları: Yükseklik, genişlik ve eğim açılarının matematiksel ölçümü yapılır.
  • Bağlantı biçimleri: İmzayı oluşturan unsurlar arasındaki geçişlerin karakteristik yapısı incelenir.

Laboratuvar Düzeyindeki Teknik İncelemeler

Yalnızca imzanın değil, belgenin bütününün sahteliği iddia ediliyorsa inceleme kapsamı genişler. Bu durumda mürekkep türü analizi, farklı dalga boylarında ışık altında inceleme, yazı katmanlarının kesişim noktalarının değerlendirilmesi (imza mı önce atıldı, metin mi sonra yazıldı sorusu) ve silinti-kazıntı tespiti gündeme gelir.

Özellikle açığa imza iddialarında bu teknik incelemeler belirleyici olabilmektedir. Boş kâğıda atılan imzanın üzerinin sonradan doldurulduğu hâllerde, yazı-imza kesişim noktalarının analizi kritik bir delil değeri taşır.

İnceleme MerciiYetki AlanıTercih Edildiği Durumlar
Adalet komisyonu bilirkişi listesindeki uzmanGrafolojik imza karşılaştırmasıRutin imza inkârı ve icra dosyaları
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas DairesiBelge inceleme, imza ve yazı analiziÇelişkili raporlar ve yüksek değerli uyuşmazlıklar
Emniyet / Jandarma Kriminal LaboratuvarıAdli belge ve doküman incelemesiCeza soruşturmaları ve sahtecilik dosyaları
Üniversite bünyesindeki uzman kurulAkademik düzeyde teknik değerlendirmeNadir ve son derece teknik uyuşmazlıklar

Bilirkişilerin, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu çerçevesinde oluşturulan bilirkişilik listelerinde ilgili uzmanlık alanına kayıtlı olması aranır. Listede yer almayan kişilerden alınan raporlar, itiraz hâlinde tartışma konusu yapılabilmektedir.

Fotokopi Belge Üzerinden İmza İncelemesi Yapılabilir mi?

Bu soru, uygulamada dosyaların kaderini en çok değiştiren teknik noktalardan biridir. Yargıtay’ın konuya ilişkin yerleşik içtihatlarında, fotokopi ya da taranmış nüsha üzerinden yapılan imza incelemesine dayanılarak hüküm kurulamayacağı kabul edilmektedir.

Bunun gerekçesi teknik olarak son derece anlaşılırdır. Fotokopide kalem baskı derecesi, mürekkep dağılımı ve çizgi derinliği gibi ayırt edici unsurlar kaybolur. Ayrıca dijital ortamda imza aktarımı (montaj) yapılması mümkün olduğundan, fotokopi üzerindeki imzanın orijinal belgeden geldiği dahi güvenilir biçimde saptanamaz.

Bu nedenle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile ilgili Hukuk Daireleri’nin uygulamasında, sahtelik incelemesi öncesinde belgenin aslının dosyaya kazandırılması aranmaktadır. Belge üçüncü bir kişinin elindeyse, HMK’nın belge ibrazına ilişkin hükümleri uyarınca mahkemece getirtilmesi talep edilmelidir. Belgenin aslı hiçbir şekilde temin edilemiyorsa, bu durum ispat faaliyetinde iddiada bulunan taraf aleyhine sonuç doğurabilir.

Yargıtay İçtihatları Işığında Öne Çıkan Temel İlkeler

Yüksek Mahkeme kararlarında istikrar kazanan ve uygulamada yol gösterici olan ilkeleri, hukukçu olmayan okuyucular için sadeleştirerek özetliyorum:

  • Eksik mukayese materyali bozma nedenidir. Yeterli sayıda ve nitelikte karşılaştırma imzası toplanmadan alınan rapora dayanılarak karar verilmesi, hukuka aykırılık oluşturabilmektedir.
  • Yalnızca huzurda alınan imza yeterli görülmez. Kişinin resmî kurum kayıtlarındaki serbest iradesiyle attığı imzaların da temin edilmesi gerekir.
  • Çelişkili raporlar giderilmelidir. Dosyada birbiriyle çelişen iki rapor varsa, hâkimin bunlardan birini gerekçesiz tercih etmesi yerine yeni bir uzman kuruldan rapor alınması beklenir.
  • Rapor gerekçeli olmalıdır. “İmza davacının eli ürünüdür” şeklindeki sonuç cümlesiyle yetinen, hangi teknik ölçütlere dayanıldığını açıklamayan raporlar denetime elverişli kabul edilmez.
  • Hukuk mahkemesi kararı ceza mahkemesini bağlamaz. Sahtelik konusunda hukuk mahkemesince varılan sonuç, ceza yargılaması bakımından bağlayıcı nitelikte değildir.

Bu ilkelerin somut dosyanıza nasıl yansıyacağı, belgenin türüne ve toplanan delillere göre değişkenlik gösterecektir. Bu nedenle rapor aşamasında yapılacak teknik itirazın içeriği, davanın seyri bakımından belirleyici olmaktadır.

Bilirkişi Raporuna İtiraz: Sürecin En Kritik On Beş Günü

Bilirkişi raporu tebliğ edildikten sonra taraflar, HMK m. 281 uyarınca yasal süre içinde rapora itiraz edebilir; eksik gördükleri hususların tamamlanmasını ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep edebilirler. HMK m. 282 gereği hâkim, bilirkişi raporunu serbestçe takdir eder; rapor hâkimi kendiliğinden bağlamaz.

Ancak pratikte hâkimlerin teknik konularda rapora büyük ölçüde itibar ettiği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle itiraz dilekçesinin “raporu kabul etmiyoruz” şeklindeki genel bir beyandan ibaret olmaması gerekir. Etkili bir itiraz dilekçesinde şu hususlar somutlaştırılmalıdır:

  1. Hangi mukayese belgelerinin eksik olduğu ve neden gerekli olduğu.
  2. Raporda hangi teknik ölçütlerin (baskı derecesi, hız, tremor vb.) değerlendirilmediği.
  3. Bilirkişinin ilgili uzmanlık alanında listeye kayıtlı olup olmadığı.
  4. İncelemenin belgenin aslı üzerinden yapılıp yapılmadığı.
  5. Varsa dosyadaki diğer delillerle raporun çelişen yönleri.

Uygulamadan Varsayımsal Vaka Örnekleri

Senaryo 1: Eski İş Ortağının Elindeki Bono

Bir esnaf, yıllar önce ortaklığını sonlandırdığı kişinin elindeki bono nedeniyle icra takibiyle karşılaşır. Bononun altındaki imza kendisine aittir; ancak bono boş olarak imzalanmış ve rakam hanesi sonradan doldurulmuştur.

Bu tabloda savunma stratejisi, imzanın sahteliği üzerine değil; senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası üzerine kurulur. Zira imza gerçek olduğundan grafolojik inceleme sonuç vermeyecek, buna karşılık mürekkep ve yazı katmanı analizi ile senedin sonradan doldurulduğunun ortaya konulması gündeme gelecektir. Genel kural olarak bu iddianın ispatı senedi imzalayan tarafa düşer ve oldukça güç bir ispat faaliyetidir.

Senaryo 2: Haberi Olmadan Kefil Gösterilen Kişi

Bir kişi, hiç imzalamadığı bir kredi sözleşmesinde kefil olarak gösterildiğini icra dairesinden gelen tebligatla öğrenir. Burada iddia doğrudan imzanın sahteliğine yöneliktir ve süresinde, açık ve kesin biçimde imzaya itiraz edilmesi zorunludur.

Böyle bir dosyada, banka nezdindeki sözleşmenin aslının getirtilmesi, sözleşme tarihine yakın dönemde farklı kurumlarda atılmış imzaların toplanması ve kişinin sözleşme tarihinde şehir dışında ya da yurt dışında bulunduğuna dair kayıtların (HTS, seyahat, konaklama kayıtları) dosyaya kazandırılması bütünsel bir savunma oluşturur. Bilirkişi raporu tek başına değil, bu yan delillerle birlikte değerlendirildiğinde ikna edici hâle gelir.

Senaryo 3: Miras Bırakanın Vekâletnamesi

Mirasçılar, murisin vefatından kısa süre önce noterde düzenlendiği görünen bir vekâletnameyle taşınmazının devredildiğini öğrenir. Burada belge resmî senet niteliğinde olduğundan ispat yükü sahtelik iddiasında bulunan mirasçılardadır.

Bu tür dosyalarda yalnızca imza incelemesi yeterli olmayabilir; murisin işlem tarihindeki fiil ehliyeti de tartışma konusu yapılır. Hastane kayıtları, ilaç raporları ve tanık beyanları ile birlikte yürütülen bir strateji, salt grafolojik incelemeye kıyasla çok daha kapsamlı bir değerlendirme imkânı sağlar. Sonuç, elbette hâkimin takdir yetkisi dâhilinde şekillenecektir.

Sahte İmzanın Cezai Boyutu

Sahte imza yalnızca hukuk davasının konusu değildir; aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eder. Hukuk yargılamasıyla paralel yürüyen ceza süreci, çoğu zaman delil toplanması bakımından da avantaj sağlar.

  • TCK m. 204 – Resmî belgede sahtecilik: Noter senedi, tapu kaydı gibi resmî belgeler bakımından uygulanır ve daha ağır yaptırıma tabidir.
  • TCK m. 207 – Özel belgede sahtecilik: Sözleşme, senet, kira kontratı gibi adi belgelerde söz konusu olur.
  • TCK m. 209 – Açığa imzanın kötüye kullanılması: Belirli bir amaçla boş olarak verilen imzalı kâğıdın, anlaşmaya aykırı doldurulması hâlinde gündeme gelir.

Ceza mahkemesinde alınan kriminal rapor, hukuk dosyasına celbedilerek delil olarak sunulabilir. Bununla birlikte, ceza mahkemesinin beraat kararının her durumda hukuk hâkimini bağlamayacağı; bağlayıcılığın kararın gerekçesine ve maddi vakıa tespitine göre değerlendirileceği unutulmamalıdır.

Sahte İmza İddiasında En Sık Yapılan Beş Hata

  1. İtiraz süresinin kaçırılması. Özellikle kambiyo senetlerindeki beş günlük süre son derece kısadır ve telafisi çoğu zaman mümkün olmaz.
  2. Belirsiz beyanda bulunmak. “Böyle bir borcum yok” demek, imzayı inkâr etmek anlamına gelmez.
  3. Mukayese belgelerini takip etmemek. Mahkemenin resen getirteceği belgelerle yetinmek yerine, hangi kurumlardan hangi belgelerin isteneceğini dilekçeyle somut olarak talep etmek gerekir.
  4. Fotokopi belgeyle yetinmek. Belgenin aslının dosyaya kazandırılması talep edilmelidir.
  5. Rapora şeklî itiraz etmek. Teknik gerekçe içermeyen itirazlar, uygulamada çoğunlukla reddedilmektedir.

Sahte İmza İddiasında İzlenecek Yol Haritası

AşamaYapılacak İşlemDikkat Edilmesi Gereken Nokta
1. TespitBelgenin türünün (adi/resmî) ve tebliğ tarihinin belirlenmesiİspat yükü ve süre buna göre değişir
2. İtirazSüresinde, açık ve kesin biçimde imza inkârıMuğlak ifadelerden kaçınılmalı
3. Belge TeminiUyuşmazlık konusu belgenin aslının getirtilmesi talebiFotokopi üzerinden inceleme sakıncalıdır
4. MukayeseKurum kayıtlarından yakın tarihli imza örneklerinin celbiTalep dilekçede tek tek belirtilmeli
5. İncelemeUzman bilirkişi tarafından grafolojik ve teknik analizUzmanlık alanı kaydı kontrol edilmeli
6. İtirazRapora süresinde teknik gerekçeli itirazEksik incelenen ölçütler somutlaştırılmalı
7. KararHâkimin raporu serbestçe takdir ederek hüküm kurmasıRapor hâkimi kendiliğinden bağlamaz

Sıkça Sorulan Sorular

İmza incelemesi ne kadar sürer?

Bilirkişi incelemesi, mukayese belgelerinin toplanması dâhil olmak üzere genellikle birkaç ay içinde tamamlanır. Adli Tıp Kurumu’na gönderilen dosyalarda ise kurumun iş yoğunluğuna bağlı olarak süre daha uzun olabilmektedir. Toplam yargılama süresi, dosyanın niteliğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir.

Bilirkişi raporu imzanın bana ait olduğunu söylerse ne yapabilirim?

Rapora yasal süresi içinde, teknik gerekçelerle itiraz edebilir ve yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasını talep edebilirsiniz. HMK m. 282 uyarınca hâkim raporu serbestçe değerlendirir; rapor tek başına bağlayıcı bir hüküm niteliğinde değildir. İtirazın somut eksikliklere dayandırılması başarı ihtimalini artırır.

Sadece fotokopi belge varsa sahte imza iddiası ileri sürülebilir mi?

İddia ileri sürülebilir; ancak sağlıklı bir imza incelemesi için belgenin aslı aranır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında, fotokopi üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. Belgenin aslı elde edilemiyorsa, ispat faaliyeti güçleşir.

İmza incelemesi masrafını kim öder?

Bilirkişi ücreti kural olarak incelemeyi talep eden ya da ispat yükü kendisinde bulunan tarafça gider avansı olarak yatırılır. Yargılama sonunda ise bu masraf, haksız çıkan tarafa yüklenir. Maddi durumu yetersiz olanlar için adli yardım talebinde bulunma imkânı bulunmaktadır.

Sahte imza attığı belirlenen kişi hangi cezayla karşılaşır?

Belgenin resmî ya da özel belge olmasına göre TCK m. 204 veya m. 207 uygulanır. Cezanın türü ve miktarı; suçun işleniş biçimine, meydana gelen zarara ve failin kişisel durumuna göre mahkemenin takdir yetkisi dâhilinde belirlenir.

Avukat Ayça Bolak Değerlendiriyor

Sahte imza iddiası, sonucun tek bir teknik rapora bağlı göründüğü ancak gerçekte usul kurallarına hâkimiyetle kazanılan bir uyuşmazlık türüdür. Süresinde ve doğru içerikle yapılmayan bir itiraz, en güçlü teknik savunmayı dahi işlevsiz bırakabilir.

Bolak Hukuk Bürosu olarak bu tür dosyalarda, mukayese materyalinin eksiksiz toplanmasına ve bilirkişi raporunun teknik denetimine özel önem veriyoruz. Karşı karşıya kaldığınız belgeye ilişkin sürecin nasıl yürütüleceği somut olayın özelliklerine göre şekilleneceğinden, süre kaybetmeden alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek almanızı tavsiye ederim.

Scroll
Bize Ulaşın