
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, aralarında iştirak iradesi bulunsun veya bulunmasın üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçlar “toplu suç” olarak tanımlanmaktadır. Bu tür suçlarda, olayın karmaşıklığı, şüpheli sayısının fazlalığı ve delillerin toplanmasındaki zorluklar nedeniyle kanun koyucu, bireysel suçlardan farklı bir gözaltı rejimi öngörmüştür. Gözaltı süreci, kişinin kolluk kuvvetleri tarafından fiilen yakalanması ile başlar ve bu andan itibaren özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler devreye girer. Özellikle toplu suç isnadıyla karşı karşıya kalan kişilerin, sürecin en başından itibaren hukuki destek alması, ileride telafisi imkansız hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır.
Toplu suçlarda gözaltı süresinin belirlenmesi, soruşturmanın selameti ve delillerin karartılmaması amacıyla savcılık makamının takdir yetkisine bırakılmış özel durumlar içerir. Avukat Ayça Bolak, toplu suç dosyalarında sürecin sadece süresel takibini değil, aynı zamanda suç vasfının doğru nitelendirilip nitelendirilmediğini de denetleyerek müvekkillerinin haksız yere uzun süre gözaltında kalmasını engellemeyi hedefler. Zira bazen aslında bireysel olan bir eylem, kolluk tarafından hatalı bir değerlendirme ile toplu suç gibi gösterilerek gözaltı süresi haksız yere uzatılmaya çalışılabilmektedir.
Yakalanan şüpheliye, neden yakalandığı ve hakkındaki iddialar derhal bildirilmeli, toplu suç kapsamında işlem görüp görmediği açıkça izah edilmelidir. Bu bilgilendirme yükümlülüğü, şüphelinin savunma hakkını kullanabilmesi için anayasal bir zorunluluktur ve ihlal edilemez. Gözaltı birimine getirilen kişi için süreç resmen başlamış olur ve bu aşamadan sonra işleyecek her saat, yasal denetime tabidir.
Bireysel suçlarda gözaltı süresi, yakalama anından itibaren 24 saati geçemezken, toplu suçlarda bu durum istisnai bir düzenlemeye tabidir. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu hallerinde, Cumhuriyet savcısı gözaltı süresini her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatabilir. Bu durumda, ilk 24 saate eklenen uzatmalarla birlikte, toplu suçlarda toplam gözaltı süresi 4 güne kadar çıkabilmektedir.
Uzatma kararı otomatik olarak uygulanan bir prosedür değildir; savcılığın bu konuda yazılı bir emir vermesi ve gerekçesini belirtmesi zorunludur. Avukat Ayça Bolak, savcılık tarafından verilen uzatma kararlarının hukuki gerekçeye dayanıp dayanmadığını inceleyerek, keyfi uygulamalara karşı itiraz mekanizmalarını işletmektedir. Her uzatma kararı, şüphelinin özgürlüğünden bir gün daha mahrum kalması anlamına geldiği için, bu kararın somut delillere ve zorunluluk haline dayanması şarttır.
Gözaltı süresinin uzatılmasına karar verildiğinde, bu durum derhal gözaltındaki şüpheliye tebliğ edilmeli ve bir yakınına haber verilmelidir. Bu bildirim yapılmadan sürenin uzatılması, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali anlamına gelir.
Bu kuralların sıkı bir şekilde uygulanması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Gözaltı süreleri hesaplanırken, şüphelinin yakalandığı yer ile en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken yol süresi, belirtilen yasal sürelere dahil edilmez. Ancak kanun koyucu, bu yol süresinin keyfi olarak uzatılmasını önlemek amacıyla 12 saatlik bir üst sınır belirlemiştir. Yani şüpheli, ülkenin bir ucundan diğer ucuna götürülse dahi, yol için eklenecek süre yarım günü geçemez.
Toplu suçlarda 4 güne kadar uzayabilen gözaltı süresine, maksimum 12 saatlik yol süresi eklendiğinde, kişi özgürlüğünün kısıtlanabileceği azami süre ortaya çıkar. Bu sürelerin aşılması durumunda, yapılan işlem hukuka aykırı hale gelir ve “haksız tutuklama/gözaltı” kapsamında tazminat sorumluluğu doğar. Kolluk kuvvetleri, nakil işlemlerini mümkün olan en kısa sürede tamamlamakla yükümlüdür.
Yol süresinin hesaplanmasında, kullanılan ulaşım aracının niteliği ve yol koşulları dikkate alınır ancak teknolojik imkanlar gözetilerek makul olan süre esas alınır. Avukat Ayça Bolak, müvekkilinin nakil sırasında geçirdiği sürenin tutanaklara doğru geçirilip geçirilmediğini kontrol ederek, fiili gözaltı süresinin yasal sınırları aşıp aşmadığını tespit eder. Yol süresi adı altında şüphelinin bekletilmesi veya sorgulanması kesinlikle yasaktır.
Toplu suçlarda verilen gözaltı uzatma kararları kesin değildir ve bu kararlara karşı yargı yolu açıktır. Şüpheli, müdafii (avukatı), kanuni temsilcisi, eşi veya birinci/ikinci dereceden kan hısımları, gözaltı alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin karara karşı Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurabilirler. Bu başvuru, kişinin haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakıldığını iddia ederek derhal serbest bırakılmasını talep etme hakkını içerir.
Sulh Ceza Hakimi, yapılan itirazı evrak üzerinden inceleyerek en geç 24 saat içinde bir karar vermek zorundadır. Eğer itiraz haklı bulunursa, gözaltı süresi dolmamış olsa bile şüphelinin derhal salıverilmesine veya soruşturmanın tutuksuz devam etmesine karar verilir. Bu mekanizma, savcılık makamının yetkisini denetleyen en önemli yargısal güvencedir.
İtiraz dilekçesinin hukuki gerekçelerle, somut olayın özelliklerine atıf yapılarak hazırlanması sonucun olumlu olmasını kolaylaştırır. Avukat Ayça Bolak, müvekkillerinin haksız uzatma kararlarına karşı etkili ve hızlı bir itiraz süreci yürüterek, özgürlük kısıtlamasının asgari düzeyde tutulmasını sağlamaktadır. Özellikle delil toplama işleminin tamamlandığı durumlarda, uzatma kararı verilmesi hukuka aykırıdır ve itirazla kaldırılabilir.
Gözaltı sürecinin en kritik aşaması, şüphelinin kolluk veya savcılık makamında ifadesinin alınmasıdır. Toplu suçlarda, birden fazla şüpheli olduğu için ifadeler arasındaki çelişkiler veya şüphelilerin birbirini suçlaması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle, şüphelinin susma hakkını kullanıp kullanmayacağına veya ifadesini ne yönde vereceğine karar verirken mutlaka bir avukatla istişare etmesi gerekir.
Şüpheliye, kendisini suçlamama ve susma hakkı olduğu, ifadesini sadece avukat huzurunda vermek istediği hatırlatılmalıdır. Baskı, tehdit, vaat veya yasak sorgu yöntemleriyle alınan ifadeler, hukuken geçerli delil niteliği taşımaz ve mahkeme aşamasında hükme esas alınamaz. Toplu dosyalarda “etkin pişmanlık” gibi hükümlerden faydalanmak isteyen şüpheliler için de doğru hukuki yönlendirme hayati önem taşır.
İfade tutanağının imzalanmadan önce avukat tarafından titizlikle okunması ve şüphelinin beyanlarının aynen geçirilip geçirilmediğinin kontrol edilmesi şarttır.
Hatalı bir ifade, sadece ifadeyi vereni değil, dosyada adı geçen diğer kişileri de haksız yere zor durumda bırakabilir.
Gözaltına alınan her şüphelinin, gözaltı birimine girişinde ve çıkışında, ayrıca gözaltı süresi uzatıldığında doktor kontrolünden geçirilmesi zorunludur. Bu raporlar, kişinin gözaltında kaldığı süre boyunca herhangi bir kötü muameleye (darp, işkence vb.) maruz kalıp kalmadığını belgeleyen en önemli resmi evraklardır. Toplu suçlarda gözaltı süresi uzun olduğu için, sağlık kontrollerinin periyodik olarak yapılması daha da önem kazanır.
Sağlık raporu alınırken, kolluk görevlisinin muayene odasında bulunmaması, şüphelinin hekimle baş başa kalarak şikayetlerini özgürce dile getirebilmesi gerekir. Avukat Ayça Bolak, müvekkillerinin sağlık kontrolü süreçlerini takip ederek, raporların usulüne uygun alınıp alınmadığını ve herhangi bir darp izinin rapora işlenip işlenmediğini denetler. Usulüne uygun alınmayan raporlar, ileride işkence iddialarının ispatını zorlaştırabilir.
Eğer şüphelinin kronik bir rahatsızlığı varsa veya düzenli ilaç kullanması gerekiyorsa, bu durumun sağlık raporuna işlenmesi ve ilaç temininin sağlanması devletin sorumluluğundadır. İlaçların verilmemesi veya tedavinin aksatılması, insan hakları ihlali olarak kabul edilir. Gözaltı süresi boyunca kişinin beden ve ruh sağlığının korunması, devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır.
Dört güne kadar uzayabilen gözaltı süresinin sonunda, Cumhuriyet savcısı mevcut delil durumunu değerlendirerek iki karardan birini verir: Ya şüpheliyi serbest bırakır ya da tutuklama veya adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk eder. Toplu suçlarda delillerin karmaşıklığı nedeniyle savcılar genellikle dosyayı riske atmamak adına tutuklama tedbirine başvurma eğiliminde olabilirler.
Mahkeme aşamasında (sorgu), şüphelinin ve avukatının yapacağı savunma, hakimin vereceği kararı doğrudan etkiler. Tutuklama, bir ceza değil tedbir olduğundan, kaçma şüphesi veya delil karartma ihtimali yoksa hakim adli kontrol şartıyla (imza atma, yurt dışı yasağı vb.) serbest bırakma kararı verebilir. Bu aşamada, dosyadaki delillerin yetersizliğinin veya şüphelinin suçla bağının zayıflığının vurgulanması gerekir.
Serbest bırakılma kararı verilse bile, soruşturma süreci devam eder ve ilerleyen aşamalarda dava açılabilir. Bu nedenle, gözaltı sürecinin bitmesi hukuki desteğin sona erdiği anlamına gelmez; aksine, iddianame hazırlanana kadar geçecek sürede savunma stratejisinin güçlendirilmesi gerekir. Hukuka aykırı uzun gözaltı süreleri nedeniyle beraat veya takipsizlik alan kişiler, devletten maddi ve manevi tazminat talep etme hakkına da sahip olurlar.
Toplu suçlarda gözaltı süresi en fazla kaç gündür?
Toplu suçlarda gözaltı süresi, ilk 24 saate ek olarak savcılık kararıyla 1’er gün uzatılarak toplamda 4 günü bulabilir. Bu süreye, şüphelinin adliyeye götürülmesi için gereken en fazla 12 saatlik yol süresi dahil değildir.
Her suç toplu suç sayılır mı?
Hayır, bir suçun “toplu suç” sayılabilmesi için aralarında iştirak iradesi bulunsun ya da bulunmasın en az üç kişi tarafından işlenmiş olması gerekir. İki kişi tarafından işlenen suçlar toplu suç kapsamına girmez ve bu suçlarda gözaltı süresi uzatılamaz.
Gözaltı süresi uzatıldığında aileye haber verilir mi?
Evet, gözaltına alma işleminde olduğu gibi, gözaltı süresinin uzatılmasına dair karar verildiğinde de bu durum derhal şüphelinin belirlediği bir yakınına veya elçiliğine (yabancı ise) bildirilmek zorundadır. Avukat Ayça Bolak, bu bildirimlerin yapılmaması durumunda sürece müdahil olmaktadır.
Toplu suçlarda avukatla görüşme kısıtlanabilir mi?
Kural olarak şüpheli her zaman avukatıyla görüşme hakkına sahiptir. Ancak Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki bazı suçlarda veya örgütlü suçlarda, hakim kararıyla ilk 24 saat avukat görüş kısıtlaması getirilebilir; fakat bu sürede ifade de alınamaz.
Haksız yere 4 gün gözaltında kalan kişi tazminat alabilir mi?
Eğer kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) veya yargılama sonunda beraatine karar verilirse, gözaltında kaldığı süreler için devletten maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı (CMK 141) doğar.