Üsküdar Boşanma Avukatı – 2026 Danışmanlık & Ücretleri

Deneyimimizle yanınızdayız, haklarınızı en iyi şekilde koruyoruz.

Ayça Bolak
Avukat

Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.

Bize Ulaşın
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Boşanma, yalnızca bir evliliğin hukuken sona ermesi değildir. Velayet, nafaka, tazminat ve mal rejimi başlıklarının aynı anda yeniden düzenlendiği; bir kararın on yıl sonrasını dahi etkileyebildiği çok katmanlı bir süreçtir.

Üsküdar Boşanma Avukatı

Bu nedenle Üsküdar boşanma avukatı arayışına giren kişilerin ilk sorması gereken soru “dava ne kadar sürer” değil, “hangi hukuki yolun benim somut olayıma uygun olduğu” sorusudur. Zira yanlış seçilen dava türü, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.

Bolak Hukuk Bürosu olarak Üsküdar ve çevresinde yürüttüğümüz dosyalarda edindiğimiz deneyim şunu göstermektedir: Dava dilekçesinin hazırlandığı ilk aşamada belirlenen kusur ve delil stratejisi, çoğu zaman kararın kendisinden daha belirleyicidir.

Bu makalede 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve uygulamadan varsayımsal örneklerle boşanma sürecinin tüm aşamalarını ele alacağız.

Anlaşmalı Boşanma Avukatı Desteği: TMK m. 166/3 Kapsamında Şartlar

Anlaşmalı boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Kanun koyucu, tarafların iradeleri örtüştüğünde sürecin hızlanmasına imkân tanımıştır. Ancak bu hızlılık, denetimsizlik anlamına gelmez.

Bir anlaşmalı boşanma avukatı ile çalışmanın temel faydası, protokolün hâkim denetiminden geçebilecek nitelikte hazırlanmasıdır. Uygulamada anlaşmalı boşanma taleplerinin reddedilme sebeplerinin başında, protokoldeki eksik veya çelişkili düzenlemeler gelmektedir.

Anlaşmalı Boşanmanın Kanuni Şartları

  • Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması: Bu süre dolmadan anlaşmalı boşanma hükümleri uygulanamaz.
  • Ortak başvuru veya kabul: Eşlerin birlikte dava açması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir.
  • Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi: İradelerin serbestçe açıklandığı konusunda mahkemenin kanaat getirmesi zorunludur.
  • Mali sonuçlar ve çocukların durumu: Hâkim, tarafların düzenlemesini uygun bulmalıdır; gerekirse değişiklik önerebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, tarafların duruşmada bizzat hazır bulunmaması veya vekil aracılığıyla beyanda bulunulması anlaşmalı boşanma için yeterli değildir. Bu kural, iradenin baskı altında oluşmadığını güvence altına almayı amaçlar.

Protokolde En Sık Karşılaşılan Hatalar

Anlaşmalı boşanma protokolü, ileride icra takibine veya yeni bir davaya konu olabilecek bir sözleşmedir. Bu nedenle her cümlesi, uygulanabilirlik gözetilerek kaleme alınmalıdır.

  1. Nafaka türünün belirtilmemesi: “Nafaka ödenecektir” ifadesi; yoksulluk nafakası mı, iştirak nafakası mı olduğunu göstermediğinden ihtilaf doğurur.
  2. Artış oranının yazılmaması: TÜFE veya ÜFE gibi bir artış kriteri belirlenmezse, her yıl için ayrı nafaka artırım davası açmak gerekebilir.
  3. Kişisel ilişki takviminin muğlak bırakılması: “Baba çocuğu istediği zaman görebilir” şeklindeki düzenlemeler, icra kabiliyeti taşımaz.
  4. Ziynet ve mal rejimi alacaklarının atlanması: Feragat iradesi açıkça yazılmazsa, boşanma sonrası ayrı bir tasfiye davasıyla karşılaşılabilir.

Avukat Ayça Bolak olarak uygulamada gözlemlediğimiz üzere, tek celsede sonuçlanan bir anlaşmalı boşanmanın ardından açılan mal rejimi davaları, protokolün eksik hazırlanmasından kaynaklanmaktadır.

Çekişmeli Boşanma Avukatı ile Kusur Tespiti ve Delil Yönetimi

Taraflar boşanmanın kendisinde veya sonuçlarında anlaşamıyorsa, çekişmeli boşanma davası gündeme gelir. Bu davada belirleyici olan tek şey vardır: ispat. Haklı olmak ile haklılığını hukuka uygun delillerle ortaya koymak farklı kavramlardır.

Deneyimli bir çekişmeli boşanma avukatı, dosyayı yalnızca dilekçe düzeyinde değil; tanık listesi, müzekkere talepleri ve bilirkişi incelemeleri düzeyinde de kurgular. Kusur oranı, hem tazminat hem de nafaka taleplerinin kaderini doğrudan etkiler.

Türk Medeni Kanunu’nda Boşanma Sebepleri

Boşanma sebepleri, özel ve genel sebepler olmak üzere ikiye ayrılır. Özel sebeplerde ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat yükü bulunmaz; sebebin varlığı yeterlidir.

  • Zina (TMK m. 161): Öğrenmeden itibaren altı ay, her hâlde fiilden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre söz konusudur.
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162): Fiziksel şiddet ve ağır hakaret vakaları bu kapsamda değerlendirilir.
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163): Süreklilik unsuru aranır.
  • Terk (TMK m. 164): Ayrılığın en az altı ay sürmesi ve usulüne uygun ihtar çekilmesi gerekir.
  • Akıl hastalığı (TMK m. 165): Resmî sağlık kurulu raporu ile iyileşemeyeceğinin tespiti şarttır.
  • Evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166): Uygulamada en sık başvurulan genel sebeptir.

Bir hususu özellikle vurgulamak gerekir: TMK m. 161/3 ve m. 162/3 uyarınca, eşini affeden tarafın dava hakkı düşer. Yargıtay içtihatlarında da, olayları hoşgörüyle karşılayarak evlilik birliğini sürdüren eşin sonradan aynı vakıalara dayanamayacağı kabul edilmektedir.

Delillerin Hukuka Uygunluğu Meselesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 189. maddesinin ikinci fıkrası, hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağını açıkça düzenlemiştir. Bu kural, çekişmeli boşanma davalarında sıklıkla ihmal edilmektedir.

Eşin telefonuna casus yazılım yüklemek, konuşmalarını gizlice kaydetmek veya kişisel verilerini izinsiz ele geçirmek yalnızca delilin reddine yol açmaz; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 132 ila 134. maddeleri kapsamında ayrı bir ceza soruşturmasının konusu hâline gelebilir.

Buna karşılık Yargıtay, tarafların ortak yaşam alanında bulunan ve bir daha ele geçirilme imkânı olmayan delillerin korunmasına yönelik bazı hâllerde daha esnek bir yaklaşım benimsemiştir. Ancak bu istisna dar yorumlanmakta olup, her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekir.

Delil Türüİspat GücüDikkat Edilmesi Gereken Husus
Tanık BeyanıYüksekOlayı bizzat gören kişi olmalı; duyuma dayalı beyan zayıftır
Sosyal Medya PaylaşımıOrta – YüksekNoter e-tespiti ile sabitlenmesi ispat değerini artırır
Adli Rapor (Darp)Çok YüksekOlay günü alınması ve kolluk kaydıyla desteklenmesi önemlidir
Banka ve Tapu KayıtlarıÇok YüksekMahkeme müzekkeresiyle celbi hukuka uygunluğu güvence altına alır
Gizli Ses/Görüntü KaydıTartışmalıHukuka aykırılık iddiasıyla reddedilme ve ceza riski taşır

Kusur, Tazminat ve Nafaka: Yargıtay İçtihatları Işığında Değerlendirme

Boşanma davasında hâkimin belirlediği kusur oranı, mali sonuçların tamamını şekillendirir. Bu nedenle kusur, davanın matematiği olarak nitelendirilebilir.

Maddi ve Manevi Tazminat (TMK m. 174)

TMK m. 174/1 uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. İkinci fıkra ise kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf lehine manevi tazminat imkânı tanır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 2. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış uygulamasına göre, eşit kusurlu eş lehine maddi veya manevi tazminata hükmedilemez. Bu ilke, tazminat taleplerinin reddedilme sebeplerinin başında gelmektedir.

Tazminat miktarı, TMK m. 4 kapsamında hâkimin takdir yetkisi dahilinde belirlenir. Tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilir.

Nafaka Türleri ve Hukuki Nitelikleri

  • Tedbir Nafakası (TMK m. 169): Dava süresince geçerlidir; kusur araştırması yapılmaksızın, ihtiyaç ve gelir dengesine göre hükmedilir.
  • Yoksulluk Nafakası (TMK m. 175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş lehine, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz olarak takdir edilebilir.
  • İştirak Nafakası (TMK m. 182): Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasıdır; çocuğun hakkı olduğundan feragat edilemez.

Yargıtay’ın yerleşik kabulüne göre yoksulluk nafakasında “yoksulluk” kavramı, asgari yaşam koşullarını kendi geliriyle sağlayamama olarak yorumlanmaktadır. Sürekli ve düzenli bir gelirin varlığı, genel kural olarak bu talebin reddine gerekçe oluşturabilmektedir.

Velayet Uyuşmazlıkları ve Çocuğun Üstün Yararı İlkesi

Velayet düzenlemesinde tek ölçüt, ebeveynlerin talepleri değil; çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke, TMK m. 182 ve m. 336 ile Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesinden kaynaklanır.

Yargıtay uygulamasında, idrak çağındaki çocuğun mahkemece ya da uzman eşliğinde dinlenmesi zorunlu görülmektedir. Çocuğun beyanı tek başına bağlayıcı olmasa da, pedagog raporuyla birlikte değerlendirilerek karara esas alınır.

Ortak velayet konusunda ise önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017 yılında verdiği ve İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’ye Ek 7 Numaralı Protokol’ün 5. maddesine dayanan kararıyla, ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olmadığı kabul edilmiştir.

Bununla birlikte ortak velayet, otomatik bir sonuç değildir. Ebeveynler arasında yüksek düzeyde iletişim ve iş birliği bulunmadığı hâllerde mahkemeler, çocuğun istikrarı gerekçesiyle bu talebi reddedebilmektedir.

Mal Rejimi Tasfiyesi ve Katılma Alacağının Hesaplanması

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Kanun ile yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimi olarak belirlenmiştir (TMK m. 202). Bu tarihten önceki dönem için ise mal ayrılığı rejimi ve katkı payı alacağı hükümleri geçerlidir.

Uygulamada en sık yapılan yanılgı, “evlilikte alınan her şey yarı yarıya bölünür” düşüncesidir. Oysa TMK m. 220 kapsamındaki kişisel mallar tasfiye dışında tutulur.

Varlık TürüHukuki Nitelikİstisna veya Açıklama
Evlilik içinde elde edilen maaş ve gelirlerEdinilmiş malKural olarak katılma alacağına konu olur
Miras veya bağış yoluyla edinilen mallarKişisel mal (TMK m. 220)Bu malların geliri edinilmiş mal sayılır
Evlilik öncesi edinilen taşınmazKişisel malEvlilik içinde ödenen krediler için değer artış payı doğabilir
Ziynet eşyalarıKural olarak kadına aittirAksine yerel örf veya anlaşma varsa değerlendirme değişebilir
Kişisel kullanım eşyalarıKişisel malNitelik itibarıyla tasfiye dışıdır

Yargıtay’ın ziynet eşyalarına ilişkin yerleşik görüşü, düğünde takılan takıların kime takıldığına bakılmaksızın kadına ait sayılması yönündedir. Erkeğe özgü nitelikteki ziynetler ise bu kabulün dışında tutulmaktadır.

Mal rejimi davalarında malların üçüncü kişilere devrini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunulması, alacağın tahsil kabiliyeti açısından kritik önemdedir. Tasfiye talepleri, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren işleyen on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Üsküdar Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca Aile Mahkemesidir. Yetki bakımından ise TMK m. 168 belirleyicidir.

Bu maddeye göre yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Üsküdar ilçesinde ikamet eden veya son altı ayını burada geçirmiş eşler bakımından dava, İstanbul Anadolu Adliyesi bünyesindeki Aile Mahkemelerinde görülür.

Yetki kuralı kesin nitelikte olmadığından, süresi içinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde dava açıldığı mahkemede görülmeye devam eder. Bu nedenle boşanma avukatı Üsküdar bölgesinde arayan kişilerin, dilekçe aşamasında yetki ve görev incelemesini titizlikle yapması gerekir.

Uygulamadan Varsayımsal Vaka Örnekleri

Teorik bilgiyi somutlaştırmak amacıyla, isimsiz ve varsayımsal üç senaryoyu değerlendirelim.

Birinci Senaryo: Aceleyle İmzalanan Protokol

Sekiz yıllık evliliğini anlaşmalı yolla sonlandırmak isteyen bir müvekkil, hazır bulduğu bir protokol örneğini imzalamak üzeredir. Metinde yalnızca “taraflar birbirlerinden nafaka talep etmemektedir” ifadesi yer almaktadır.

Ancak protokolde müşterek çocuk için iştirak nafakası düzenlenmemiştir. İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan, anne veya babanın feragati sonuç doğurmaz. Bu durumda hâkim protokolü uygun bulmayabilir ya da boşanmanın ardından ayrı bir iştirak nafakası davasıyla karşılaşılabilir.

İkinci Senaryo: Hukuka Aykırı Delil Riski

Eşinin sadakatsizliğinden şüphelenen bir kişi, telefonuna izleme yazılımı yükleyerek yazışmaları kaydeder. Elde ettiği kayıtları davaya delil olarak sunmayı planlamaktadır.

Bu durumda iki ayrı risk doğar: Deliller HMK m. 189/2 gereği hükme esas alınmayabilir ve ayrıca TCK m. 132 ve devamı kapsamında ceza sorumluluğu gündeme gelebilir. Bunun yerine tanık beyanı, ortak sosyal çevre kayıtları veya noter e-tespiti gibi hukuka uygun ispat araçlarına yönelmek daha isabetli bir stratejidir.

Üçüncü Senaryo: Kusurun Dengelenmesi

Çekişmeli bir dosyada davacı eş, ekonomik şiddet ve hakaret vakıalarına dayanmaktadır. Davalı eş ise karşı dava açarak güven sarsıcı davranışları ileri sürer.

Mahkeme her iki tarafı da kusurlu bulursa, eşit kusur ilkesi gereği tazminat talepleri reddedilebilir. Bu nedenle çekişmeli boşanma avukatı desteğiyle yürütülen dosyalarda, karşı tarafın kusurunu ispat kadar kendi müvekkilinize yöneltilen kusur iddialarını çürütmek de aynı derecede önem taşır.

Boşanma Sürecinde Aşama Aşama Yol Haritası

AşamaYapılacak İşlemTahmini Süre
Hukuki DanışmaDava türünün ve kusur stratejisinin belirlenmesi1 – 5 gün
Delil HazırlığıHukuka uygun delillerin toplanması ve tasnifi1 – 4 hafta
Dava AçılmasıDilekçe, tedbir ve nafaka taleplerinin sunulması1 gün
Dilekçeler TeatisiCevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri2 – 3 ay
TahkikatTanık dinlenmesi, müzekkereler, uzman incelemesi6 – 18 ay
Karar ve Kanun Yoluİstinaf ve gerekirse temyiz incelemesi8 ay – 2 yıl

Anlaşmalı boşanmalarda süreç genellikle tek celsede tamamlanır ve ortalama bir ilâ üç ay içinde sonuçlanır. Çekişmeli davalarda ise süre, delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne göre önemli ölçüde değişebilmektedir.

Acil Durumlar: 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma

Şiddet veya şiddet tehlikesi bulunan hâllerde 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun devreye girer. Bu kanun kapsamındaki tedbir kararları için delil sunma zorunluluğu aranmaz; beyan esas alınarak gecikmeksizin karar verilebilir.

  • Şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılması
  • İletişim araçlarıyla rahatsız edilmenin önlenmesi
  • Korunan kişinin bulunduğu yerlere yaklaşmama yükümlülüğü
  • Gerekli hâllerde geçici koruma ve barınma tedbirleri

Başvurular kolluk birimlerine, Cumhuriyet başsavcılığına veya doğrudan Aile Mahkemesine yapılabilir. Tedbir kararına aykırılık hâlinde zorlama hapsi uygulanabilmektedir.

Neden Üsküdar Boşanma Avukatı ile Çalışmalısınız?

Hukuki bilgi tek başına yeterli değildir; davanın yönetimi, usul ekonomisine uygun hamleler ve yerel yargı pratiğine hâkimiyet sonucu belirler. Üsküdar’ın bağlı bulunduğu İstanbul Anadolu Adliyesi’nde dosya takibi, tahkikat aşamasının doğru yürütülmesi bakımından ayrı bir tecrübe gerektirir.

Bolak Hukuk Bürosu olarak benimsediğimiz yaklaşım, müvekkilin yalnızca dava sonucunu değil; boşanma sonrası hayatını da gözeten bütüncül bir planlamadır. Nafakanın artırım koşulları, velayet düzenlemesinin uygulanabilirliği ve mal rejimi alacağının tahsil kabiliyeti bu planlamanın parçasıdır.

Belirsizlik, boşanma sürecindeki kaygının en büyük kaynağıdır. Her aşamada şeffaf bilgilendirme yapılması, müvekkilin süreci kontrol edebildiğini hissetmesini sağlar. Unutulmamalıdır ki her somut olay kendine özgüdür ve nihai değerlendirme, dosyanın tüm unsurları incelendikten sonra yapılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Üsküdar boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede görülür ve ortalama 1 ilâ 3 ay içinde sonuçlanır. Çekişmeli boşanma davaları ise tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi ve kanun yolu aşamaları nedeniyle ortalama 1,5 ilâ 3 yıl sürebilmektedir. Süre, dosyanın delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne göre değişir.

Boşanmada eşit kusurlu taraf tazminat alabilir mi?

Genel kural olarak hayır. TMK m. 174 uyarınca tazminat talep edebilmek için kusursuz veya daha az kusurlu olmak gerekir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında eşit kusurlu eş lehine maddi veya manevi tazminata hükmedilmemektedir. Ancak kusur oranının tespiti, somut olayın özelliklerine göre hâkimin takdir yetkisi dahilindedir.

Anlaşmalı boşanma protokolünden sonra nafaka artırım davası açılabilir mi?

Evet. Protokolde artış oranı belirlenmemişse ya da ekonomik koşullar önemli ölçüde değişmişse, TMK m. 176/4 kapsamında nafakanın artırılması talep edilebilir. İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan, protokoldeki feragat beyanları bu talebi engellemez.

Boşanma davası sürerken eşimin mal kaçırmasını nasıl engellerim?

Avukatınız aracılığıyla mahkemeden taşınmazlar, araçlar ve banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep edebilirsiniz. Taşınmazlar bakımından tapu kaydına şerh düşülmesi, üçüncü kişilere devri fiilen engeller. Bu talebin dava dilekçesiyle birlikte sunulması, hak kaybı riskini azaltır.

Boşanma davası açmak için avukat tutmak zorunlu mudur?

Hukuken zorunlu değildir; taraflar davalarını bizzat takip edebilir. Ancak velayet, nafaka, tazminat ve mal rejimi taleplerinin usulüne uygun ileri sürülmemesi ya da hak düşürücü sürelerin kaçırılması telafisi güç sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle alanında deneyimli bir anlaşmalı boşanma avukatı veya çekişmeli boşanma avukatı ile çalışmak, uygulamada güçlü şekilde tavsiye edilmektedir.

Scroll
Bize Ulaşın