
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Mahkemeden çocuk teslimine veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir karar almış olmak, çoğu zaman sürecin sonu değil başlangıcıdır. Kararın kâğıt üzerinde var olması ile hayatta uygulanabilmesi arasında ne yazık ki her zaman doğrudan bir bağ bulunmuyor.
Bolak Hukuk Bürosu olarak en sık karşılaştığımız sorulardan biri şudur: “Karar elimde ama karşı taraf çocuğu teslim etmiyor, ne yapabilirim?” Bu sorunun cevabı, 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren yürürlüğe giren yeni sistemle birlikte kökten değişmiştir.
Bu yazıda, çocuk teslimi veya kişisel ilişki kararına uyulmaması hâlinde başvurulabilecek hukuki yolları; teslim müzekkeresinden disiplin hapsine, ceza sorumluluğundan velayetin değiştirilmesi davasına kadar adım adım ele alıyoruz.
Uzun yıllar boyunca çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre icra daireleri eliyle yerine getiriliyordu. Bu uygulama, çocuğun bir “alacak” gibi takip konusu yapılması sonucunu doğurduğu için haklı eleştirilere konu olmuştu.
7343 sayılı Kanun ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen hükümler, bu düzeni değiştirdi. Artık çocuk teslimine ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararları, Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yerine getirilmektedir.
Bu değişikliğin pratik sonuçları önemlidir:
Hak sahibinin başvurusu üzerine müdürlük, yükümlü tarafa (çocuğu teslim etmesi gereken kişiye) bir teslim emri gönderir. Bu emir, sürecin bel kemiğini oluşturur.
Teslim emrinde; kararın gereğinin ne şekilde ve hangi zaman diliminde yerine getirileceği, çocuğun hangi yerde teslim edileceği ve yükümlülüğe aykırı davranılması hâlinde karşılaşılacak yaptırımlar açıkça belirtilir. Yani karşı taraf, hangi sonuçla karşılaşacağı konusunda resmen ihtar edilmiş olur.
Uygulamada ihlal, her zaman kapıyı açmamak biçiminde ortaya çıkmaz. Aşağıdaki davranışların tamamı, somut olayın özelliklerine göre yükümlülüğe aykırılık olarak değerlendirilebilir:
Son madde özellikle önemlidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, ana ve babanın her birine, diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınma yükümlülüğü yükler. Çocuğu diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde olumsuzlamak, hukuken korunan bir tutum değildir.
Teslim emrinin gereği yerine getirilmezse, müdürlük çocuğun bulunduğu yerin kolluğuna müzekkere yazarak çocuğun teslim alınmasını sağlayabilir. Bu aşamada çocuk; evinden, okulundan veya bulunduğu diğer yerlerden alınabilir.
Ancak burada kritik bir denge vardır. Kanun, çocuğun teslim alınması sırasında çocuğun üstün yararının gözetilmesini ve işlemin çocuğun ruh sağlığını zedelemeyecek biçimde yürütülmesini emreder. Bu nedenle uygulamada uzman görevlendirilmesi ve çocuğun teslime hazırlanması ön plandadır.
Zorla teslim, sistemin ilk tercihi değil son çaresidir. Bu yüzden ihlalin süreklilik taşıdığını ortaya koyan belgeler, talebinizin ciddiyetini göstermek bakımından belirleyici olur.
Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kararının yerine getirilmesine ilişkin yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, şikâyet üzerine aile mahkemesi tarafından üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılabilir.
Bu yaptırımın uygulanabilmesi için şikâyet hakkının süresinde kullanılması şarttır. Kanun, ihlalin öğrenilmesinden itibaren kısa bir şikâyet süresi öngörmüştür; bu süre kaçırıldığında yaptırım imkânı ortadan kalkar. Bu nedenle teslim gerçekleşmediği anda tutanak tutturmak ve vakit kaybetmeden başvurmak, uygulamada en sık atlanan ama en kritik adımdır.
Disiplin hapsi, klasik anlamda bir “ceza mahkûmiyeti” değildir. Aradaki farkı şu tablo üzerinden görmek yararlı olur:
| Ölçüt | Disiplin Hapsi | Ceza Mahkûmiyeti |
|---|---|---|
| Amacı | Yükümlülüğü yerine getirmeye zorlamak | İşlenen fiili cezalandırmak |
| Karar mercii | Aile mahkemesi | Ceza mahkemesi |
| Adli sicile işlenmesi | Kural olarak işlenmez | İşlenir |
| Başvuru yolu | Şikâyet (süreye tabi) | Suç duyurusu / soruşturma |
| Yükümlülük yerine getirilirse | Yaptırımın devamı gündemden düşebilir | Cezayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz |
Disiplin hapsinin asıl işlevi caydırıcılıktır. Uygulamada, teslim emrinin ardından şikâyet yoluna başvurulduğunda pek çok dosyada teslimlerin düzene girdiğini gözlemliyoruz.
İhlal, bazı hâllerde disiplin hapsinin ötesine geçerek bağımsız bir suç oluşturur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesi, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması fiilini düzenler.
Bu hükme göre, velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da belirli derecedeki kan hısımlarının, on altı yaşını bitirmemiş çocuğu; veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunduran kimsenin yanından cebir ve tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması hapis cezasını gerektirir.
Fiilin cebir veya tehditle işlenmesi ya da çocuğun on iki yaşından küçük olması hâlinde ceza artırılır. Ayrıca kanun, kendisine teslim edilen çocuğu belirlenen süre içinde iade etmeyen kişi bakımından da benzer bir sorumluluk öngörmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: aynı fiil hem disiplin hapsi şikâyetine hem de ceza soruşturmasına konu olabilir. Hangi yolun öncelikli olduğu, ihlalin ağırlığına ve tekrar edip etmediğine göre değerlendirilmelidir.
Olabilir. Türk Medeni Kanunu, durumun değişmesi hâlinde velayete ilişkin düzenlemenin yeniden ele alınabileceğini kabul eder. Kişisel ilişkinin sürekli ve kasıtlı biçimde engellenmesi de bu kapsamda değerlendirilebilecek bir “değişiklik” olarak görülür.
Yüksek mahkemenin yerleşik yaklaşımı, çocuğun diğer ebeveyniyle ilişkisini bilinçli olarak engelleyen velinin bu tutumunun çocuğun üstün yararına aykırı olduğu yönündedir. Zira çocuğun her iki ebeveyniyle de sağlıklı bağ kurabilmesi, kişilik gelişiminin temel unsurlarındandır.
Ancak velayetin değiştirilmesi otomatik bir sonuç değildir. Mahkeme; engellemenin süreklilik taşıyıp taşımadığını, çocuğun yaşını ve iradesini, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu ve uzman raporlarını birlikte değerlendirir. Nitekim velayetin değiştirilmesi talebinin nasıl bir yargılama sürecinden geçtiğini ayrıntılı ele aldığımız yazımızda da vurguladığımız gibi, burada belirleyici olan tek ölçüt çocuğun yararıdır.
Bu tür bir talep hazırlanırken ihlalin belgelenmiş olması hayati önem taşır. Tutanaklar, disiplin hapsi kararları ve teslim müzekkereleri, iddianızın somut dayanağını oluşturur. Talebin usulüne uygun biçimde kaleme alınması bakımından dilekçenin taşıması gereken unsurları incelediğimiz rehberimiz yol gösterici olacaktır.
Bu, uygulamada en hassas başlıktır. Yükümlü taraf çoğu zaman “ben engellemiyorum, çocuk gitmek istemiyor” savunmasını ileri sürer.
Hukuken çocuğun iradesi tek başına belirleyici değildir; ancak yaşı ve idrak gücü büyüdükçe ağırlığı artar. Ayırt etme gücüne sahip, ergenlik çağına yaklaşmış bir çocuğun süreklilik gösteren ve gerekçelendirilebilen reddi ile küçük bir çocuğun anlık isteksizliği aynı kefeye konulamaz.
Mahkemeler bu noktada uzman incelemesine başvurur ve gerektiğinde çocuğu dinler. Çocuğun mahkemede hangi yaşta ve nasıl dinlendiğine ilişkin esaslar, bu tür uyuşmazlıklarda sıklıkla gündeme gelir.
Şunu da açıkça belirtelim: Çocuğun isteksizliği, teslimi engelleyen ebeveyni kendiliğinden aklamaz. İsteksizliğin kaynağının yönlendirme olup olmadığı, uzman raporlarıyla ortaya konulmaya çalışılır.
Çocuğun izinsiz biçimde yurt dışına çıkarılması hâlinde iç hukuk araçları tek başına yeterli olmaz. Bu durumda, Türkiye’nin de taraf olduğu Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi kapsamında iade talebinde bulunulması gündeme gelir.
Başvuru, Adalet Bakanlığı merkezî makam sıfatıyla yürütülür. Sürecin işleyebilmesi için çocuğun mutat meskeninin Türkiye olduğunun ve götürülmenin hukuka aykırı olduğunun ortaya konulması gerekir.
Bu tür dosyalarda zaman son derece kritiktir; gecikme, çocuğun yeni ülkeye “yerleşmiş” sayılması riskini doğurabilir. Böyle bir ihtimal söz konusuysa vakit kaybetmeden hukuki destek alınmasını öneriyoruz.
Boşanma kararıyla velayeti anneye verilen 8 yaşındaki bir çocuk bakımından, babaya iki haftada bir hafta sonu kişisel ilişki hakkı tanınmış olsun. İlk üç ay sorunsuz geçmiş, ardından teslimler aksamaya başlamıştır.
Baba, belirlenen günlerde teslim merkezine gitmiş ancak çocuk getirilmemiştir. Bu noktada baba iki farklı yol izleyebilir:
İkinci yolu izleyen tarafın elinde, tarihleri ve tanıkları belli, resmî kayıtlara dayanan bir dosya oluşur. Aynı somut olayda iki yaklaşımın sonucu birbirinden çok farklı olabilir.
Hayır. 1 Ocak 2022’den itibaren çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararları icra daireleri yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yerine getirilmektedir. Başvuru, kural olarak çocuğun yerleşim yerindeki müdürlüğe yapılır.
Hayır. Kararın yerine getirilmesine ilişkin giderler Devlet tarafından karşılanır. Hak sahibinden harç veya masraf talep edilmez. Avukatla temsil edilmeniz hâlinde yalnızca vekâlet ilişkisinden doğan ücret söz konusu olur.
Yükümlülüğe aykırı davranan kişi, süresinde yapılacak şikâyet üzerine aile mahkemesi tarafından üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılabilir. Fiil ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 234. maddesi kapsamında suç oluşturuyorsa bağımsız bir ceza soruşturması da yürütülür.
Kural olarak yeterli değildir. Mahkemeler, engellemenin süreklilik ve kasıt taşıyıp taşımadığını arar. Tek seferlik bir aksama yerine, belgelenmiş ve tekrarlanan ihlaller değerlendirmede belirleyici olur.
Çocuğun iradesi, yaşı ve idrak düzeyiyle orantılı biçimde dikkate alınır. Ancak isteksizliğin diğer ebeveyn tarafından yönlendirilerek oluşturulup oluşturulmadığı uzman incelemesiyle araştırılır ve bu tespit sonucu doğrudan etkileyebilir.
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesinde 2022 sonrası dönem, çocuğu icra dosyasının konusu olmaktan çıkararak uzman desteğini merkeze alan bir anlayış getirmiştir. Sistem, kararın uygulanmasını hem daha hızlı hem de çocuk açısından daha az örseleyici hâle getirmeyi amaçlar.
Buna karşılık, hukuki yolların işleyebilmesi tamamen zamanında ve belgeye dayalı hareket etmeye bağlıdır. Süresi içinde yapılmayan bir şikâyet, tutulmayan bir tutanak veya kayda geçirilmeyen bir ihlal, en haklı talebi bile savunmasız bırakabilir.
Velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen unsurun tarafların birbirine yönelttiği suçlamalar değil, dosyaya yansıyan somut veriler olduğunu hatırlatmakta fayda var. Velayetin hangi ölçütlere göre belirlendiğini anlamak, ihlal hâlinde izlenecek stratejiyi de şekillendirir.
Avukat Ayça Bolak olarak, bu tür dosyalarda her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Çocuk teslimi kararına uyulmaması hâlinde atılacak adımların sıralaması ve zamanlaması konusunda profesyonel destek almak için aile hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilir, büromuzla iletişime geçebilirsiniz.