
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Yapay zekâ; iş başvurularının değerlendirilmesinden kredi kararlarına, sosyal medyada dolaşan sahte videolardan sözleşme taslaklarına kadar günlük hayatın her alanına girmiş durumda. Bu yaygınlık, müvekkillerimizin bize en sık yönelttiği sorulardan birini de beraberinde getiriyor: Türkiye’de yapay zekâya özgü, yürürlükte bir kanun var mı?
Kısa cevap şudur: Ekim 2026 itibarıyla Türkiye’de yapay zekâyı bütünüyle düzenleyen, yürürlükte bir çerçeve kanun bulunmamaktadır. Ancak bu, yapay zekâ kullanımının hukuki bir boşlukta kaldığı anlamına gelmez. Kişisel verilerin korunmasından ceza hukukuna, fikri mülkiyetten tazminat hukukuna kadar mevcut kanunlar yapay zekâ kaynaklı uyuşmazlıklara bugün de uygulanmaktadır.
Avukat Ayça Bolak olarak bu yazıda; yürürlükteki durumu, hazırlık aşamasındaki düzenlemeleri ve hem bireylerin hem de şirketlerin bugün hangi kurallara tabi olduğunu sade bir dille ele alıyoruz.
Türk hukukunda “Yapay Zekâ Kanunu” adını taşıyan ya da yapay zekâ sistemlerini risk düzeyine göre sınıflandırıp her sınıfa özel yükümlülük getiren bir kanun henüz Resmî Gazete’de yayımlanmamıştır. Avrupa Birliği’nin Yapay Zekâ Tüzüğü’ne (AI Act) benzer, yatay ve kapsamlı bir düzenleme şu an için Türkiye’de mevcut değildir.
Bununla birlikte, 2025 ve 2026 yılları bu alanda önemli adımların atıldığı bir dönem olmuştur. Konuyu üç başlık altında değerlendirmek mümkündür:
Kamuoyunda “yapay zekâ düzenlemesi yürürlüğe girdi” şeklinde aktarılan gelişme, aslında Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030)‘dır. Bu plan, 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Burada hukuki nitelendirme önemlidir. Genelge (idarenin kendi birimlerine yönelik talimat niteliğindeki düzenleyici işlem), kamu kurumlarına görev ve sorumluluk yükler; vatandaşlar veya şirketler için doğrudan yaptırım içeren bir kanun değildir. Eylem Planı da bu yönüyle bir yol haritası ve politika belgesidir.
Eylem Planı’nın “Yönet” ekseni ise geleceğe ilişkin önemli ipuçları taşımaktadır. Plan; Avrupa Birliği’nin orantılı risk yaklaşımını dikkate alan ulusal bir hukuki ve etik çerçevenin oluşturulmasını hedeflemektedir. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre risk düzeyine göre kademeli yükümlülükler, algoritmik etki değerlendirmeleri ve düzenleyici deney alanları (yeni teknolojilerin denetim altında, sınırlı bir alanda test edilmesine imkân veren yapılar) gibi araçlar da bu çerçevede gündemdedir.
Önemli not: Eylem Planı’nda yer alan bu hedefler, ayrı bir kanun veya yönetmelikle hayata geçirilmedikçe kişiler açısından bağlayıcı bir yükümlülük doğurmaz.
2025 yılında TBMM’ye, yapay zekânın kötüye kullanımını önlemeye yönelik kanun teklifleri sunulmuştur. Kamuoyuna yansıyan teklif metinlerinde öne çıkan başlıklar şunlardır:
Bu teklifler, bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla yasalaşmamıştır. Teklif aşamasındaki bir metin, Genel Kurul’da kabul edilip Resmî Gazete’de yayımlanmadıkça hukuken uygulanamaz. Ayrıca yasalaşma sürecinde içeriğin önemli ölçüde değişmesi de mümkündür.
Bunun yanında TBMM bünyesinde kurulan Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu, 2026 yılının başında kapsamlı bir taslak rapor hazırlamıştır. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre rapor, Türkiye’ye özgü ve ihtiyaç odaklı bir yapay zekâ kanunu çıkarılmasını, bir yapay zekâ kurumunun kurulmasını ve insan iradesini manipüle eden sistemlerin yasaklanmasını önermektedir. Komisyon raporları da tek başına bağlayıcı değildir; ancak gelecekteki kanunun yönünü göstermesi bakımından önem taşır.
Yapay zekâya özgü bir kanunun bulunmaması, bu alanın kuralsız olduğu sonucunu doğurmaz. Türk hukukundaki kanunların büyük kısmı teknolojiden bağımsız biçimde kaleme alınmıştır. Yani bir zarar ister bir insan eliyle ister bir yapay zekâ aracıyla doğsun, ilgili kanun hükmü uygulanır.
Yapay zekâ kaynaklı uyuşmazlıklarda en sık başvurulan kanunları aşağıdaki tabloda özetledik:
| Kanun | Yapay zekâ ile ilişkisi |
|---|---|
| Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (m. 20) | Özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı |
| 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) | Yapay zekâ ile kişisel veri işlenmesi, yurt dışına veri aktarımı, otomatik kararlara itiraz |
| 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) | Deepfake ile hakaret, tehdit, şantaj, dolandırıcılık, özel hayatın ihlali |
| 5651 sayılı İnternet Kanunu | Kişilik hakkını ihlal eden içeriklere erişim engeli ve içeriğin çıkarılması |
| 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu | Kişilik hakkı ihlali, haksız fiil, maddi ve manevi tazminat, sözleşmesel sorumluluk |
| 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) | Yapay zekâ çıktılarında eser sahipliği, eğitim verilerinde telif ihlali |
| 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun | Yapay zekâ destekli ürün ve hizmetlerde tüketici hakları, ayıplı hizmet |
| 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu | Yapay zekâ sistemlerinin de dâhil olduğu bilişim altyapılarının güvenliği |
Yapay zekâ sistemleri çoğunlukla büyük miktarda veri ile çalışır ve bu verilerin önemli bir kısmı kişisel veridir. Bu nedenle uygulamada en sık karşılaşılan düzenleme KVKK’dır. Bir şirketin çalışanlarının veya müşterilerinin bilgilerini bir yapay zekâ aracına yüklemesi, KVKK anlamında bir veri işleme faaliyetidir.
Bu çerçevede dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:
Kişisel Verileri Koruma Kurumu da bu alanda yol gösterici çalışmalar yayımlamaktadır. Kurum, Kasım 2025’te “Üretken Yapay Zekâ ve Kişisel Verilerin Korunması Rehberi”ni yayımlamıştır. Rehberde, modelin kişisel veriyi hedeflemese dahi çıktısında kişisel veri üretebileceği ve bu durumun da KVKK kapsamında değerlendirileceği vurgulanmaktadır. Rehberler kanun değildir; ancak Kurum’un denetimlerde nasıl bir yaklaşım benimseyeceğini göstermesi bakımından dikkate alınmalıdır.
Kişisel verilerin izinsiz ele geçirilmesi veya yayılması ise yalnızca idari para cezası değil, cezai sorumluluk da doğurabilir. Bu suçların unsurlarını kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi suçunu incelediğimiz yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Türk Ceza Kanunu’nda “yapay zekâ ile suç işleme” başlıklı ayrı bir suç tipi bulunmamaktadır. Ancak deepfake (yapay zekâ ile üretilmiş, gerçeğe çok benzeyen sahte görüntü, ses veya video) içerikler, mevcut suç tiplerinin işlenmesinde bir araç olarak değerlendirilir. Somut olayın özelliklerine göre gündeme gelebilecek başlıca suçlar şunlardır:
Uygulamada son dönemde en sık karşılaşılan örnek, tanınmış kişilerin yapay zekâ ile taklit edilen görüntüleriyle yapılan sahte yatırım reklamlarıdır. Bu tür olaylarda izlenecek yolu internet üzerinden işlenen dolandırıcılık suçuna ilişkin rehberimizde bulabilirsiniz.
Deepfake mağduru bir kişi, ceza yolunun yanında hukuk yoluna da başvurabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı saldırılara karşı koruma sağlar. Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi ise kişilik hakkı zedelenen kişiye manevi tazminat talep etme imkânı tanır.
İçeriğin hızla kaldırılması ise çoğu zaman tazminattan daha acil bir ihtiyaçtır. 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi, kişilik hakkı ihlal edilen kişinin sulh ceza hâkimliğine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve erişimin engellenmesini talep etmesine imkân verir. Bu sürecin nasıl işlediğini erişim engelleme kararlarını anlattığımız yazımızda açıkladık.
Yüksek mahkemeler, internet ortamındaki kişilik hakkı ihlallerinde ihlalin yayılma hızını ve içeriğin kalıcılığını dikkate alarak koruma tedbirlerinin etkin biçimde uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Sahte hesaplar ve anonim paylaşımlar üzerinden yapılan saldırılarda failin tespiti ve tazminat sürecini ise sahte hesaplardan yapılan saldırılarda ceza ve manevi tazminat yollarını anlattığımız yazımızda ele aldık.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, eser sahibini eseri meydana getiren kişi olarak tanımlar. Öğretide hâkim görüş, insan katkısı bulunmayan, tamamen yapay zekâ tarafından üretilmiş bir çıktının FSEK anlamında eser olarak korunmasının güç olduğu yönündedir.
Buna karşılık, insanın yaratıcı seçimlerinin belirleyici olduğu ve yapay zekânın yalnızca bir araç olarak kullanıldığı durumlarda koruma gündeme gelebilir. Bu konuda henüz yerleşmiş bir yüksek mahkeme içtihadı bulunmadığından, her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Yapay zekâ sistemlerinin hukuki kişiliği yoktur; dolayısıyla sorumluluk her durumda bir gerçek veya tüzel kişiye yöneltilir. Somut olayın özelliklerine göre sorumluluk; sistemi geliştiren şirkete, sistemi kendi işinde kullanan işletmeye veya sistemi hatalı biçimde kullanan kişiye ait olabilir.
Bu değerlendirmede genel kural olarak Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen 49. maddesi ile sözleşmeye aykırılık hükümleri uygulanır. Tüketiciye sunulan yapay zekâ destekli hizmetlerde ise 6502 sayılı Kanun’daki ayıplı hizmet hükümleri gündeme gelebilir.
Mevcut mevzuatın yapay zekâ uyuşmazlıklarına nasıl uygulandığını daha somut göstermek için aşağıda isimsiz ve varsayımsal üç örnek paylaşıyoruz.
Örnek 1 – Sahte video ile itibar zedelenmesi: Bir esnafın yüzü kullanılarak müşterilerini aldattığını itiraf ediyormuş gibi gösteren bir video sosyal medyada yayılıyor. Bu durumda mağdur; içeriğin kaldırılması için sulh ceza hâkimliğine başvurabilir, hakaret suçu yönünden şikâyette bulunabilir ve ayrıca manevi tazminat davası açabilir. Yapay zekâya özgü bir kanun olmaması, bu yolların hiçbirini kapatmaz.
Örnek 2 – Çalışan verilerinin yapay zekâ aracına yüklenmesi: Bir şirketin insan kaynakları birimi, performans değerlendirmesi için çalışanların sağlık raporlarını da içeren dosyaları yurt dışı merkezli bir sohbet robotuna yüklüyor. Sağlık verileri özel nitelikli kişisel veridir. Bu uygulama KVKK kapsamında hem hukuki sebep hem de yurt dışına aktarım yönünden ciddi riskler doğurur ve idari para cezasıyla sonuçlanabilir.
Örnek 3 – Otomatik ret kararı: Bir finans kuruluşu, kredi başvurusunu tamamen algoritmik bir puanlama sistemiyle reddediyor ve başvuru sahibine gerekçe sunmuyor. Başvuru sahibi, KVKK’nın 11. maddesine dayanarak münhasıran otomatik işlemeye dayalı bu aleyhe sonuca itiraz edebilir. Talebin sonucu, kuruluşun karar sürecindeki insan denetiminin varlığına göre değişebilir.
Avrupa Birliği’nin Yapay Zekâ Tüzüğü (AI Act), aşamalı olarak uygulamaya girmektedir ve tüzüğün genel uygulama tarihi 2 Ağustos 2026’dır. Bu tüzük Türkiye’de doğrudan uygulanmaz; ancak AB pazarına ürün veya hizmet sunan Türk şirketleri için önemli sonuçlar doğurabilir.
Tüzük, yapay zekâ sistemlerini risk düzeyine göre sınıflandırmakta ve AB’de kullanıma sunulan sistemlere, sağlayıcının nerede kurulu olduğuna bakılmaksızın yükümlülükler getirmektedir. Dolayısıyla AB’ye ihracat yapan ya da AB’deki müşterilere yapay zekâ destekli hizmet veren bir Türk şirketi, Türkiye’de özel bir kanun olmasa dahi bu kurallara uyum sağlamak durumunda kalabilir.
Ayrıca Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’nın AB’nin risk temelli yaklaşımını dikkate aldığı göz önünde bulundurulduğunda, gelecekteki Türk düzenlemesinin de benzer bir yapıda olması beklenebilir. Bu nedenle şirketlerin uyum çalışmalarına şimdiden başlaması öngörülü bir yaklaşım olacaktır.
Bolak Hukuk Bürosu olarak, yapay zekâya özgü kanunun yürürlüğe girmesini beklemeden aşağıdaki adımların atılmasını öneriyoruz:
Ekim 2026 itibarıyla Türkiye’de yapay zekâya özgü, yürürlükte bir çerçeve kanun bulunmamaktadır. Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) ve TBMM’deki çalışmalar, yakın gelecekte risk temelli bir düzenlemenin gündeme geleceğine işaret etse de bu metinler bugün için kişiler bakımından bağlayıcı değildir.
Buna karşılık KVKK, Türk Ceza Kanunu, 5651 sayılı Kanun, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve FSEK, yapay zekâ kaynaklı uyuşmazlıklara bugün de uygulanmaktadır. Deepfake mağduriyeti, kişisel verilerin ihlali veya yapay zekâ aracılığıyla işlenen dolandırıcılık gibi durumlarda haklarınızı korumak için ceza hukuku alanındaki danışmanlık ve dava takibi hizmetlerimiz hakkında bilgi alabilirsiniz. Her somut olayın kendine özgü koşulları bulunduğundan, atılacak adımların bir avukatla birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Hayır. Ekim 2026 itibarıyla Türkiye’de yapay zekâyı bütünüyle düzenleyen bir kanun yürürlükte değildir. Ağustos 2026’da yayımlanan düzenleme bir Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe konulan Yapay Zekâ Eylem Planı’dır; bu belge kanun niteliğinde değildir.
Deepfake üretmek başlı başına ayrı bir suç olarak tanımlanmamıştır. Ancak içeriğin kullanım amacına göre hakaret, tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal veya nitelikli dolandırıcılık gibi Türk Ceza Kanunu’ndaki suçlar oluşabilir.
Evet. Yapay zekâ aracılığıyla kişisel veri işleniyorsa 6698 sayılı KVKK uygulanır. Hukuki sebep, aydınlatma, veri güvenliği ve yurt dışına aktarım yükümlülükleri yapay zekâ kullanımında da geçerlidir.
Genel kural olarak FSEK, eseri bir insanın meydana getirmesini arar. İnsan katkısı olmayan, tamamen yapay zekâ ürünü çıktıların korunması tartışmalıdır; insanın yaratıcı katkısının belirleyici olduğu durumlarda ise koruma gündeme gelebilir.