
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Birkaç saniyelik bir ses örneğiyle herhangi bir kişinin sesini taklit edebilen yapay zekâ araçları artık herkesin erişimine açık. Bu durum, mahkemelerde en sık başvurulan delillerden biri olan ses kayıtlarının güvenilirliğini ciddi biçimde sorgulatıyor. Karşı tarafın, hiç söylemediğiniz sözleri içeren bir ses kaydını dava dosyasına sunması artık teorik bir ihtimal değildir.
Bu yazıda, yapay zekâ ile üretilen sahte ses kaydının delil olup olamayacağını, mahkemelerin sahteliği nasıl tespit ettiğini, hakkınızda böyle bir kayıt sunulduğunda neler yapmanız gerektiğini ve sahte kayıt üreten kişinin karşılaşacağı hukuki ve cezai sonuçları Bolak Hukuk Bürosu olarak uygulamadaki karşılıklarıyla birlikte ele alıyoruz.
Deepfake ses (derin sahte ses), yapay zekâ modellerinin bir kişinin ses tonunu, vurgusunu ve konuşma ritmini öğrenerek o kişi hiç söylemediği hâlde sözler üretmesidir. Buna uygulamada ses klonlama da denir. Sosyal medyadaki kısa bir video ya da bir sesli mesaj, çoğu zaman bu işlem için yeterli malzeme sağlar.
Hukuki sorun iki yönlüdür:
Dolayısıyla konu yalnızca sahte kaydın mağdurunu değil, elinde gerçek bir ses kaydı bulunan herkesi ilgilendirmektedir.
Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla Türk mevzuatında yapay zekâ ile üretilen içeriklere özgü ayrı bir delil kuralı bulunmamaktadır. Sahte ses kayıtları, usul kanunlarının genel delil hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu alandaki mevzuat gelişmelerinin yakından takip edilmesi gerektiğini de belirtmek isteriz.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesi, ses kaydını açıkça belge kavramı içinde saymaktadır. Yani boşanma, alacak, tazminat veya iş davalarında ses kaydı delil olarak sunulabilir.
Ancak aynı Kanun’un 189. maddesinin ikinci fıkrasına göre kanuna aykırı olarak elde edilen deliller, bir vakıanın (olgunun) ispatında dikkate alınamaz. İspat yükü ise kural olarak HMK madde 190 uyarınca iddia edilen olgudan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217. maddesine göre yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir ve hâkim delilleri vicdani kanaatine göre serbestçe takdir eder. CMK madde 206’ya göre ise kanuna aykırı olarak elde edilmiş delil reddedilir.
Bu düzenlemelerin anayasal dayanağı, Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan “kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği” ilkesidir.
Sahte olduğu tespit edilen bir ses kaydı hükme esas alınamaz. Ancak burada kritik bir nokta vardır: Mahkeme bir kaydın sahte olduğunu kendiliğinden bilemez. Sahtelik iddiasının zamanında ve gerekçeli biçimde ileri sürülmesi, gerekirse teknik incelemeyle ortaya konması gerekir.
Uygulamada sık karıştırılan iki durumu birbirinden ayırmak gerekir:
| Durum | Sorun | Sonuç |
|---|---|---|
| Gerçek kayıt, gizlice alınmış | Delilin elde ediliş yöntemi hukuka aykırı olabilir | Kural olarak hukuka aykırı delil; istisnalar Yargıtay içtihadıyla şekillenir |
| Yapay zekâ ile üretilmiş kayıt | Delilin içeriği gerçeği yansıtmaz | Sahteliği tespit edilirse hiç değerlendirilmez; üreten ve kullanan kişi için cezai sorumluluk doğabilir |
| Gerçek kaydın bir kısmı yapay zekâyla değiştirilmiş | Kaydın bütünlüğü bozulmuştur | Montaj/manipülasyon tespit edilirse kaydın tamamının güvenilirliği sarsılır |
Gizlice alınan kayıtlar bakımından Yargıtay, kişinin başka türlü delil elde etme imkânının bulunmadığı ve anlık gelişen bir olay sırasında alınan kayıtları belirli koşullarda hukuka uygun kabul edebilmektedir. Yapay zekâ ürünü bir kayıtta ise tartışma elde ediliş yöntemine değil, kaydın gerçekliğine yöneliktir.
Bir ses kaydının gerçek mi, yapay zekâ ürünü mü olduğu hâkimin kendi gözlemiyle çözebileceği bir mesele değildir. Özel ve teknik bilgi gerektiren bu tür konularda mahkeme, HMK madde 266 ve CMK madde 63 uyarınca bilirkişi incelemesine başvurur.
Ses kaydı incelemesi, mantık olarak sahte imza iddiasında yürütülen bilirkişi incelemesine benzer: İncelenen örnek, kişiye ait olduğu kesin olan mukayese örnekleriyle karşılaştırılır. Uygulamada öne çıkan teknik yöntemler şunlardır:
Şunu açıkça belirtmek gerekir: Yapay zekâ ses üretim teknolojileri hızla geliştiği için hiçbir tespit yöntemi her durumda kesin sonuç vermez. Bilirkişi raporlarında “tespit edilemedi” ile “sahte değildir” arasındaki farka dikkat edilmesi büyük önem taşır.
Sahtelik incelemesinin sağlıklı yapılabilmesi için kaydın ilk oluşturulduğu cihazın veya orijinal dosyanın incelemeye sunulması gerekir. Mesajlaşma uygulamalarıyla iletilmiş, sıkıştırılmış ya da CD’ye aktarılmış bir kopya, üst verilerinin önemli kısmını kaybetmiş olabilir.
Ceza soruşturmalarında dijital materyal üzerinde yapılacak işlemler CMK madde 134 çerçevesinde yürütülür; bu kapsamda alınan imajın (birebir dijital kopya) değiştirilmediğini gösteren hash değeri (dosyanın dijital parmak izi) kayıt altına alınır. Yargıtay, montaj iddiası bulunan ses kayıtlarında bu tür teknik inceleme yapılmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme olarak değerlendirebilmektedir.
Bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz; taraflar rapora karşı itirazlarını gerekçeli olarak bildirebilir. Hukuk davalarında HMK madde 293, ceza yargılamasında ise CMK madde 67 kapsamında tarafların kendi seçtikleri bir uzmandan bilimsel mütalaa (uzman görüşü) alarak dosyaya sunma imkânı bulunmaktadır. Teknik niteliği yüksek deepfake uyuşmazlıklarında bu imkân çoğu zaman belirleyici rol oynar.
Karşı tarafın size ait olmayan sözler içeren bir ses kaydını dosyaya sunması durumunda, izlenecek adımların sırası büyük önem taşır:
Yapay zekâ ile sahte ses kaydı üretmek tek başına ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmemiş olsa da, kaydın hangi amaçla ve nasıl kullanıldığına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndaki birçok suç gündeme gelebilir.
Bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek amacıyla yetkili makamlara şikâyette bulunan veya o kişi hakkında soruşturma başlatılmasını sağlayan kişi iftira suçunu işler. TCK madde 267’nin ikinci fıkrasına göre fiilin maddi eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması cezanın artırılmasını gerektirir. Yapay zekâ ile üretilmiş bir “itiraf” veya “tehdit” kaydının savcılığa sunulması tipik olarak bu kapsamda değerlendirilebilir.
İftira ile hakaret sıklıkla birbirine karıştırılır; iki suç arasındaki farkı iftira ve hakaret suçlarının hukuki farklarını anlattığımız yazımızda ayrıntılı olarak inceledik.
Sahte kayıt, bir kişinin onur ve saygınlığını zedeleyecek biçimde üçüncü kişilere dinletiliyor veya sosyal medyada yayılıyorsa TCK madde 125’teki hakaret suçu gündeme gelebilir. Kaydın yayılması, suçun alenen işlenmesi niteliğini de taşıyabilir.
Bir kişinin sesi, onu tanımlamaya elverişli olduğu ölçüde kişisel veridir; kimlik tespiti amacıyla işlendiğinde 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesindeki özel nitelikli (biyometrik) veri kapsamında da değerlendirilebilir. Ses örneğinin rıza dışında toplanıp klonlama için kullanılması veya üretilen içeriğin yayılması, TCK madde 135 ve 136’daki suçlar yönünden incelenmelidir. Bu suçların unsurlarını kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi suçunu ele aldığımız yazımızda açıkladık.
Ses klonlamanın en yaygın kötüye kullanımlarından biri, bir yakının veya işverenin sesi taklit edilerek para transferi istenmesidir. Bu durumda bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması nedeniyle TCK madde 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçu gündeme gelebilir.
Cezai sorumluluğun yanında sahte ses kaydının mağduru, özel hukuk yollarına da başvurabilir:
Çekişmeli bir boşanma davasında kadın eş, kocasının kendisini tehdit ettiğini gösteren bir ses kaydı sunar. Koca, bu sözleri hiç söylemediğini ileri sürer. Kayıt yalnızca bir mesajlaşma uygulaması üzerinden iletilmiş bir dosyadır ve ilk kaydın yapıldığı cihaz ibraz edilmemiştir.
Böyle bir durumda mahkemenin, orijinal kaynağı istemesi ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırması beklenir. Orijinal kaynağın sunulamaması, teknik incelemenin kesin bir sonuca ulaşamaması ve kaydı destekleyen başka bir delil bulunmaması hâlinde kaydın kusur belirlemesinde tek başına belirleyici kabul edilmesi, somut olayın özelliklerine göre güçleşecektir.
Bir şirketin muhasebe çalışanı, sesi yöneticisininkine birebir benzeyen bir kişiden acil ödeme talimatı alır ve transferi gerçekleştirir. Sonradan yöneticinin böyle bir arama yapmadığı anlaşılır.
Bu olayda nitelikli dolandırıcılık yönünden suç duyurusu yapılması, arama kayıtlarının ve banka hareketlerinin derhâl güvence altına alınması gerekir. Çalışanın ve şirketin sorumluluğu ise iç talimat prosedürlerine uyulup uyulmadığına göre ayrıca değerlendirilir.
Deepfake teknolojisinin yaygınlaşması, gerçek kayıtlara yönelik “yapay zekâ ürünü” itirazlarını da artırmaktadır. Elinizde gerçek bir ses kaydı varsa, ispat gücünü korumak için şu noktalara dikkat etmenizi öneririz:
Yüksek mahkemelerin yerleşik yaklaşımında, ses kaydının hukuka uygunluğu değerlendirilirken kişinin özel hayatının gizliliği ile hakkını ispat etme menfaati arasında bir denge kurulmaktadır.
Sahte olduğu tespit edilen bir ses kaydı hükme esas alınamaz. Ancak sahtelik kendiliğinden anlaşılmaz; kaydın aleyhine sunulduğu tarafın sahteliği zamanında ileri sürmesi ve gerekirse bilirkişi incelemesi talep etmesi gerekir.
Ses kaydının gerçekliği mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi aracılığıyla incelenir. Bu incelemede konuşmacı tanıma, spektrografik analiz, üst veri ve montaj tespiti gibi yöntemler kullanılır; orijinal cihazın incelenmesi sonucun güvenilirliğini önemli ölçüde artırır.
Kaydı ilk fırsatta açıkça inkâr etmeli, orijinal dosyanın ve cihazın ibrazını istemeli ve bilirkişi incelemesi talep etmelidir. Kayıt bilerek üretilmişse iftira ve diğer ilgili suçlar yönünden suç duyurusunda bulunulabilir.
Ses taklidi tek başına ayrı bir suç olarak düzenlenmemiştir; ancak üretilen kayıt iftira, hakaret, dolandırıcılık veya kişisel verilere ilişkin suçlarda araç olarak kullanılıyorsa cezai sorumluluk doğar. Ayrıca kişilik hakkı zedelenen kişi manevi tazminat talep edebilir.
Yapay zekâ ile üretilen sahte ses kayıtları, delil hukukunun yıllardır dayandığı “ses kişiyi tanımlar” varsayımını sarsmaktadır. Türk hukukunda bu konuya özgü bir düzenleme henüz bulunmasa da mevcut usul kuralları, sahteliği tespit edilen kaydın hükme esas alınmasını engeller; kaydı üreten veya bilerek kullanan kişi ise ağır cezai ve hukuki sonuçlarla karşılaşabilir.
Her somut olayın teknik ve hukuki boyutu farklıdır; sahtelik iddiasının ileri sürülme zamanı ve biçimi davanın seyrini doğrudan etkileyebilir. Avukat Ayça Bolak olarak, hakkınızda sahte ses kaydı sunulduğunu düşünüyorsanız veya bu tür bir kayıt nedeniyle suç duyurusunda bulunmak istiyorsanız, ceza hukuku alanındaki hizmetlerimiz kapsamında sürecin her aşamasında yanınızda olmaya hazırız.