Adli Tatilde İtiraz Süresi Nasıl Hesaplanır? – 2026 Rehber

Deneyimimizle yanınızdayız, haklarınızı en iyi şekilde koruyoruz.

Ayça Bolak
Avukat

Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.

Bize Ulaşın
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Adli tatil döneminde eline bir mahkeme kararı tebliğ edilen kişinin ilk düşüncesi çoğu zaman aynıdır: “Nasıl olsa süre işlemiyor, adliye açılınca başvururum.” Bu varsayım, uygulamada en sık hak kaybına yol açan yanlış inanışlardan biridir.

Gerçek şu ki adli tatilde süreler durmaz; yalnızca belirli koşullar gerçekleştiğinde uzamış sayılır. Üstelik bu uzama her dava türü için geçerli değildir. Kanun koyucu, adli tatilde de görülmeye devam eden bir dizi dava ve işi ayrıca saymış; bu dosyalarda süre uzamasını kabul etmemiştir.

Adli Tatilde İtiraz Süresi

Bolak Hukuk Bürosu olarak bu yazıda, adli tatilde verilen ya da tebliğ edilen kararlara karşı itiraz, istinaf ve temyiz sürelerinin nasıl hesaplanacağını; hukuk, ceza ve idari yargı bakımından ayrı ayrı, adım adım ele alıyoruz.

Adli Tatil Hangi Tarihler Arasındadır?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesi uyarınca adli tatil, her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer. Yeni adli yıl 1 Eylül’de açılır.

Aynı takvim, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 331. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 61. maddesinde de benimsenmiştir. Yani üç yargı kolunda da çalışmaya ara verme dönemi aynı tarihleri kapsar.

2026 yılı bakımından bu dönem 20 Temmuz 2026 Pazartesi günü başlamış, 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü sona ermiştir. Takvimin yıllar itibarıyla ayrıntısı için adli tatilin başlangıç ve bitiş tarihlerini ele aldığımız yazımızı inceleyebilirsiniz.

Temel Kural: HMK m. 104 ve “Sürenin Bitmesi” Ölçütü

Hukuk yargılamasında sürelerin uzamasını düzenleyen hüküm HMK m. 104’tür. Maddeye göre, adli tatile tabi olan dava ve işlerde Kanun’un öngördüğü sürenin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süre ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

Bu cümlenin en kritik kelimesi “bitmesi”dir. Uzama, sürenin adli tatil içinde başlamasına değil, adli tatil içinde sona ermesine bağlıdır.

Sürenin başlaması değil, son günü belirleyicidir

Uygulamada en çok karıştırılan nokta budur. Kararın veya tebligatın adli tatilde yapılmış olması tek başına hiçbir şey ifade etmez. Bakılacak tek şey, normal hesaplamayla bulunan son günün 20 Temmuz – 31 Ağustos aralığına düşüp düşmediğidir.

  • Son gün tatil aralığındaysa: Süre, adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzar. Uygulamada bu tarih 7 Eylül olarak kabul edilir.
  • Son gün 31 Ağustos’tan sonraya düşüyorsa: Herhangi bir uzama söz konusu değildir. Süre kendi normal takvimine göre işler.
  • Son gün 20 Temmuz’dan önceyse: Yine uzama yoktur; süre adli tatil başlamadan zaten dolmuştur.

HMK m. 93 uyarınca resmî tatil günleri süreye dâhildir; ancak son gün resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün çalışma saati sonunda biter. Dolayısıyla 7 Eylül hafta sonuna denk geliyorsa süre ertesi iş gününe kayar. 7 Eylül 2026 Pazartesi gününe rastladığından, 2026 yılı bakımından böyle bir kayma gerçekleşmemiştir.

Süresi Uzamayan Dava ve İşler: HMK m. 103 Listesi

HMK m. 104’ün ilk cümlesi “adli tatile tabi olan dava ve işlerde” ifadesiyle başlar. Bu, uzamanın koşulsuz olmadığı anlamına gelir. HMK m. 103’te sayılan dava ve işler adli tatilde de görülmeye devam ettiğinden, bunlar “adli tatile tabi” sayılmaz ve sürelerinde uzama uygulanmaz.

Kanun’un 103. maddesinde sayılan başlıca dava ve işler şunlardır:

  • İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti gibi geçici hukuki korumalara ilişkin işler
  • Her çeşit nafaka davası ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler
  • Nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin dava ve işler
  • Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar
  • İflas ve konkordato ile ilgili işler
  • Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri
  • Çekişmesiz yargı işleri
  • Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler

Bu listeye giren bir dosyada karar aldıysanız, adli tatil sizin lehinize bir gün bile kazandırmaz. Süre normal takvimine göre işlemeye devam eder.

Uzayan ve uzamayan süreler karşılaştırması

Dosya türüSüre uzar mı?Gerekçe
Alacak, tazminat, tapu iptal ve tescil davalarıEvetHMK m. 103 listesinde yer almaz
İşçilik alacağı ve işe iade davalarıHayırİş sözleşmesinden doğan davalar adli tatilde görülür
Nafaka davaları (tedbir, iştirak, yoksulluk)HayırKanunda açıkça sayılmıştır
Velayet ve soybağına ilişkin davalarHayırKanunda açıkça sayılmıştır
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarıHayırGeçici hukuki koruma niteliğindedir
Çekişmesiz yargı işleriHayırKanunda açıkça sayılmıştır
Kira tespiti, tahliye, ortaklığın giderilmesi davalarıEvetListede yer almaz

Adım Adım Hesaplama: Altı Soruluk Kontrol Listesi

Elinizdeki karara ilişkin sürenin son gününü şu sırayla belirleyebilirsiniz:

  1. Dosyanız HMK m. 103 listesinde mi? Cevabınız evet ise burada durun; uzama yoktur, normal süreyi hesaplayın.
  2. Süre ne zaman başladı? Hukuk yargılamasında istinaf ve temyiz süreleri, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğiyle işlemeye başlar. Duruşmada tefhim edilmiş olması süreyi başlatmaz.
  3. Sürenin uzunluğu nedir? İstinaf ve temyiz için kural iki haftadır. İhtiyati tedbire itiraz gibi bazı başvurularda süre bir haftadır.
  4. Normal son günü bulun. Hafta olarak belirlenen sürelerde, başladığı güne son hafta içinde karşılık gelen gün son gündür.
  5. Son gün 20 Temmuz – 31 Ağustos aralığında mı? Evetse süre, adli tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzar.
  6. Bulunan son gün resmî tatil veya hafta sonu mu? Öyleyse süre, izleyen ilk iş gününün mesai bitiminde sona erer.

Sürelere ilişkin genel çerçeveyi adli tatil döneminde dikkat edilmesi gereken süreleri topluca derlediğimiz rehberde de ayrıntılı biçimde ele aldık.

Yargı Kollarına Göre Uzama Miktarı Farklıdır

Hukuk, ceza ve idari yargı için uzama süresi aynı değildir. Bu ayrımın gözden kaçırılması, özellikle birden fazla dosyayı aynı anda takip eden kişilerde ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır.

Yargı koluYasal dayanakUzama miktarı2026 için son gün
Hukuk yargılamasıHMK m. 104Tatilin bitiminden itibaren 1 hafta7 Eylül 2026
Ceza yargılamasıCMK m. 331Tatilin bitiminden itibaren 3 gün3 Eylül 2026
İdari yargıİYUK m. 8Ara vermenin bitiminden itibaren 7 gün7 Eylül 2026

Ceza yargılamasında durum

CMK m. 331 hükmü uyarınca adli tatile rastlayan süreler işlemez ve bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır. Hukuk yargılamasındaki bir haftalık uzamaya güvenerek ceza dosyasında hareket etmek, dört günlük bir gecikmeyle başvurunun süre yönünden reddine yol açabilir.

Ayrıca CMK m. 331, soruşturma işlemleri ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların adli tatilde de yürütüleceğini öngörür. Tutukluluğa ilişkin kararlara karşı itirazlarda süre uzamasına güvenilmemeli, başvuru derhâl yapılmalıdır.

İdari yargıda durum

İYUK m. 8 hükmüne göre, bu Kanun’da yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır. Uygulamada son gün 7 Eylül olarak kabul edilmektedir.

Ancak İYUK m. 61 uyarınca, yargı çevresine dâhil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan ve yalnızca bir idare ya da vergi mahkemesi bulunan yerlerdeki mahkemeler çalışmaya ara vermeden yararlanamaz. Bu yerlerdeki dosyalarda uzama beklentisine girmemek gerekir.

Uygulamadan Varsayımsal Vaka Örnekleri

Örnek 1: Uzamanın işlediği tipik durum

Bir alacak davasında davacı aleyhine karar verilmiş, gerekçeli karar 24 Temmuz’da tebliğ edilmiştir. İstinaf süresi iki hafta olduğundan normal son gün 7 Ağustos’tur. Bu tarih adli tatil aralığına düştüğü için süre 7 Eylül mesai bitimine kadar uzar.

Bu dosyada davacının 7 Ağustos’ta başvuru yapmaması hak kaybı doğurmaz; ancak 8 Eylül’de yapacağı başvuru süresinde sayılmaz.

Örnek 2: Uzamanın işlemediği tuzak durum

Kıdem ve ihbar tazminatı talepli bir işçilik alacağı davasında karar, aynı şekilde 24 Temmuz’da tebliğ edilmiştir. Normal son gün yine 7 Ağustos’tur. Ne var ki iş sözleşmesinden kaynaklanan davalar HMK m. 103 kapsamında adli tatilde de görüldüğünden süre uzamaz ve 7 Ağustos’ta sona erer.

İki dosya arasındaki tebliğ tarihi ve süre uzunluğu birebir aynı olmasına rağmen sonucun tamamen farklı olması, dava türünü tespit etmenin neden ilk adım olduğunu göstermektedir.

Örnek 3: Tatilin son günlerinde yapılan tebligat

Bir tapu iptal ve tescil davasında gerekçeli karar 25 Ağustos’ta tebliğ edilmiştir. İki haftalık sürenin normal son günü 8 Eylül’dür. Bu tarih adli tatilin bitiminden sonraya düştüğünden hiçbir uzama uygulanmaz ve süre 8 Eylül’de dolar.

Burada sık görülen hata, tebligatın adli tatilde yapılmış olmasına bakılarak “süre nasılsa 7 Eylül’e uzadı” sonucuna varılmasıdır. Oysa bu yorum, gerçekte 8 Eylül olan son günü kısaltmakta, kimi dosyalarda ise tam tersi yönde geç başvuruya yol açmaktadır.

Örnek 4: Boşanma kararının fer’î hükümleri

Boşanma davası HMK m. 103’te sayılmadığından kural olarak adli tatile tabidir. Ancak boşanma kararı çoğu zaman velayet ve nafakaya ilişkin hükümler de içerir ve bu konular Kanun’da açıkça adli tatilde görülecek işler arasında sayılmıştır.

Kararın yalnızca velayet ya da nafaka bölümüne yönelik bir başvuruda süre uzamasının uygulanıp uygulanmayacağı tereddüt doğurabilir. Bolak Hukuk Bürosu olarak bu tür dosyalarda uzamaya güvenmemeyi, başvuruyu normal süre içinde tamamlamayı tavsiye ediyoruz.

Sürelerin Uzamadığı Diğer Önemli Haller

HMK m. 104, uzamayı “bu Kanunun tayin ettiği süreler” ile sınırlamıştır. Bu ifade, iki önemli sonucu beraberinde getirir.

  • Hâkimin tayin ettiği süreler: Mahkemenin verdiği kesin süreler kanun tarafından değil, hâkim tarafından belirlendiğinden, bu sürelerde HMK m. 104’ün uygulanmayacağı görüşü ağırlıktadır. Delil listesi sunma veya gider avansı yatırma gibi kesin sürelerde adli tatile güvenmek riskli bir tercihtir.
  • Diğer kanunlarda öngörülen süreler: Özel kanunlarda düzenlenen sürelerin HMK m. 104 kapsamında uzayıp uzamayacağı her zaman tartışmasız değildir.

Bu ikinci başlığın en pratik görünümü icra hukukudur. İcra daireleri adli tatilde çalışmaya devam eder ve takip işlemleri kural olarak durmaz. Konunun ayrıntısını icra takiplerinin adli tatilde durup durmadığını incelediğimiz çalışmamızda ele aldık.

Ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin adli tatille hiçbir ilgisi bulunmadığını da hatırlatmak gerekir. Bunlar usul süresi değil, maddi hukuka ilişkin sürelerdir ve adli tatilde işlemeye devam eder.

Yüksek Mahkemenin Yerleşik Yaklaşımı

Yargıtay, süre uzamasına ilişkin değerlendirmelerinde önce dosyanın niteliğini tespit etmekte; dava HMK m. 103 kapsamında ise uzama talebini kabul etmemektedir. Uzamanın uygulanabilmesi için hem davanın adli tatile tabi olması hem de sürenin son gününün tatil aralığına rastlaması aranmaktadır.

Kesin süreler bakımından ise Yargıtay’ın, HMK m. 104’ün yalnızca kanunla belirlenmiş süreleri kapsadığı, hâkimin tayin ettiği kesin sürelerin bu hükümden yararlanamayacağı yönündeki yaklaşımı öne çıkmaktadır.

Ceza yargılamasında ise CMK m. 331 hükmündeki üç günlük uzamanın, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmalar bakımından farklı değerlendirildiği görülmektedir.

Bu kararlar somut olayın özelliklerine göre şekillendiğinden, benzer bir dosyada aynı sonucun doğacağı taahhüt edilemez. Her dosyanın kendi tebligat tarihi, dava türü ve karar içeriği üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Adli Tatilde İtiraz Dilekçesi Verilebilir mi?

Evet. Süre uzaması bir imkândır, beklemek zorunluluğu değildir. Adli tatilde nöbetçi mahkemeler görev yapar ve UYAP üzerinden elektronik imzalı başvuru yapılması her zaman mümkündür.

Nitekim HMK m. 103, kanun yollarına başvuru için öngörülen sürelere ilişkin işleri adli tatilde görülecek işler arasında saymıştır. Yani başvurunun kayda alınmasında bir engel bulunmamaktadır.

Uygulamadaki tavsiyemiz nettir: uzamayı bir yedek güvence olarak görün, planınızı normal süreye göre yapın. Tebligatın usulsüzlüğü, dosya türünün farklı nitelendirilmesi ya da tarih hesabındaki küçük bir hata, tek başına uzamaya dayanan bir stratejiyi çökertebilir.

Kararın kesinleşip kesinleşmediğini ve dosyanızın güncel durumunu takip etmek için karara bağlanan dosyanın UYAP üzerinden nasıl görüntülendiğini anlattığımız yazımızdan yararlanabilirsiniz.

Sık Yapılan Beş Hata

  1. “Adli tatilde süreler durur” sanmak. Süreler durmaz; hukuk yargılamasında yalnızca belirli koşullarda uzamış sayılır.
  2. Dava türünü kontrol etmemek. Nafaka, velayet, işçilik alacağı ve çekişmesiz yargı dosyalarında uzama yoktur.
  3. Ceza dosyasında bir haftalık uzamayı uygulamak. Ceza yargılamasında uzama üç gündür.
  4. Tefhim tarihini esas almak. Hukuk yargılamasında kanun yolu süresi, gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğiyle başlar.
  5. Son gün mesai bitimini kaçırmak. Süre, son günün çalışma saati sonunda dolar; akşam saatlerinde yapılan fiziki başvurular kabul edilmeyebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Adli tatilde istinaf süresi ne zaman biter?

Dava adli tatile tabi ise ve iki haftalık istinaf süresinin son günü 20 Temmuz – 31 Ağustos aralığına düşüyorsa, süre 7 Eylül mesai bitiminde sona erer. Son gün hafta sonuna rastlarsa süre izleyen ilk iş gününe kayar.

Adli tatilde tebliğ edilen her kararın süresi uzar mı?

Hayır. Uzama için iki koşul birlikte aranır: davanın HMK m. 103’te sayılan işlerden olmaması ve sürenin son gününün adli tatil aralığına rastlaması. Tebligatın adli tatilde yapılmış olması tek başına yeterli değildir.

Ceza davasında adli tatilde itiraz süresi kaç gün uzar?

CMK m. 331 uyarınca adli tatile rastlayan süreler işlemez ve tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır. 2026 yılı bakımından bu tarih 3 Eylül 2026’dır. Tutukluluğa ilişkin işlerde uzamaya güvenilmemelidir.

İşçilik alacağı davasında adli tatilde süre uzar mı?

Hayır. İş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtığı davalar HMK m. 103 kapsamında adli tatilde de görülür. Bu dosyalarda istinaf ve temyiz süreleri normal takvimine göre işler.

Zamanaşımı süreleri adli tatilde durur mu?

Hayır. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler maddi hukuka ilişkin sürelerdir; adli tatilden etkilenmez ve işlemeye devam eder.

Avukat Ayça Bolak Yorumluyor

Adli tatilde süre hesabı, göründüğünden daha teknik bir konudur. Doğru sonuca ulaşmak için önce dosyanın türü, ardından sürenin başlangıcı ve son günü tespit edilmeli; uzama ancak bu iki adımdan sonra devreye sokulmalıdır.

Yanlış bir hesabın bedeli, başvurunun esasa girilmeden süre yönünden reddedilmesi ve kararın kesinleşmesidir. Bu nedenle tereddüt duyduğunuz her dosyada, süre dolmadan bir avukatla değerlendirme yapmanız yerinde olur.

Avukat Ayça Bolak olarak, elinizdeki kararın türü ve tebligat tarihi üzerinden başvuru süresini birlikte hesaplamak isterseniz online hukuki danışmanlık hizmetimiz aracılığıyla hızlıca görüş alabilirsiniz. Somut olayın özelliklerine göre yapılacak bir ön değerlendirme, çoğu zaman geri dönülemez hak kayıplarının önüne geçer.

Scroll
Bize Ulaşın