
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Adli tatil döneminde eline bir mahkeme kararı tebliğ edilen kişinin ilk düşüncesi çoğu zaman aynıdır: “Nasıl olsa süre işlemiyor, adliye açılınca başvururum.” Bu varsayım, uygulamada en sık hak kaybına yol açan yanlış inanışlardan biridir.
Gerçek şu ki adli tatilde süreler durmaz; yalnızca belirli koşullar gerçekleştiğinde uzamış sayılır. Üstelik bu uzama her dava türü için geçerli değildir. Kanun koyucu, adli tatilde de görülmeye devam eden bir dizi dava ve işi ayrıca saymış; bu dosyalarda süre uzamasını kabul etmemiştir.

Bolak Hukuk Bürosu olarak bu yazıda, adli tatilde verilen ya da tebliğ edilen kararlara karşı itiraz, istinaf ve temyiz sürelerinin nasıl hesaplanacağını; hukuk, ceza ve idari yargı bakımından ayrı ayrı, adım adım ele alıyoruz.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102. maddesi uyarınca adli tatil, her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer. Yeni adli yıl 1 Eylül’de açılır.
Aynı takvim, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 331. maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 61. maddesinde de benimsenmiştir. Yani üç yargı kolunda da çalışmaya ara verme dönemi aynı tarihleri kapsar.
2026 yılı bakımından bu dönem 20 Temmuz 2026 Pazartesi günü başlamış, 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü sona ermiştir. Takvimin yıllar itibarıyla ayrıntısı için adli tatilin başlangıç ve bitiş tarihlerini ele aldığımız yazımızı inceleyebilirsiniz.
Hukuk yargılamasında sürelerin uzamasını düzenleyen hüküm HMK m. 104’tür. Maddeye göre, adli tatile tabi olan dava ve işlerde Kanun’un öngördüğü sürenin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süre ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.
Bu cümlenin en kritik kelimesi “bitmesi”dir. Uzama, sürenin adli tatil içinde başlamasına değil, adli tatil içinde sona ermesine bağlıdır.
Uygulamada en çok karıştırılan nokta budur. Kararın veya tebligatın adli tatilde yapılmış olması tek başına hiçbir şey ifade etmez. Bakılacak tek şey, normal hesaplamayla bulunan son günün 20 Temmuz – 31 Ağustos aralığına düşüp düşmediğidir.
HMK m. 93 uyarınca resmî tatil günleri süreye dâhildir; ancak son gün resmî tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün çalışma saati sonunda biter. Dolayısıyla 7 Eylül hafta sonuna denk geliyorsa süre ertesi iş gününe kayar. 7 Eylül 2026 Pazartesi gününe rastladığından, 2026 yılı bakımından böyle bir kayma gerçekleşmemiştir.
HMK m. 104’ün ilk cümlesi “adli tatile tabi olan dava ve işlerde” ifadesiyle başlar. Bu, uzamanın koşulsuz olmadığı anlamına gelir. HMK m. 103’te sayılan dava ve işler adli tatilde de görülmeye devam ettiğinden, bunlar “adli tatile tabi” sayılmaz ve sürelerinde uzama uygulanmaz.
Kanun’un 103. maddesinde sayılan başlıca dava ve işler şunlardır:
Bu listeye giren bir dosyada karar aldıysanız, adli tatil sizin lehinize bir gün bile kazandırmaz. Süre normal takvimine göre işlemeye devam eder.
| Dosya türü | Süre uzar mı? | Gerekçe |
|---|---|---|
| Alacak, tazminat, tapu iptal ve tescil davaları | Evet | HMK m. 103 listesinde yer almaz |
| İşçilik alacağı ve işe iade davaları | Hayır | İş sözleşmesinden doğan davalar adli tatilde görülür |
| Nafaka davaları (tedbir, iştirak, yoksulluk) | Hayır | Kanunda açıkça sayılmıştır |
| Velayet ve soybağına ilişkin davalar | Hayır | Kanunda açıkça sayılmıştır |
| İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları | Hayır | Geçici hukuki koruma niteliğindedir |
| Çekişmesiz yargı işleri | Hayır | Kanunda açıkça sayılmıştır |
| Kira tespiti, tahliye, ortaklığın giderilmesi davaları | Evet | Listede yer almaz |
Elinizdeki karara ilişkin sürenin son gününü şu sırayla belirleyebilirsiniz:
Sürelere ilişkin genel çerçeveyi adli tatil döneminde dikkat edilmesi gereken süreleri topluca derlediğimiz rehberde de ayrıntılı biçimde ele aldık.
Hukuk, ceza ve idari yargı için uzama süresi aynı değildir. Bu ayrımın gözden kaçırılması, özellikle birden fazla dosyayı aynı anda takip eden kişilerde ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır.
| Yargı kolu | Yasal dayanak | Uzama miktarı | 2026 için son gün |
|---|---|---|---|
| Hukuk yargılaması | HMK m. 104 | Tatilin bitiminden itibaren 1 hafta | 7 Eylül 2026 |
| Ceza yargılaması | CMK m. 331 | Tatilin bitiminden itibaren 3 gün | 3 Eylül 2026 |
| İdari yargı | İYUK m. 8 | Ara vermenin bitiminden itibaren 7 gün | 7 Eylül 2026 |
CMK m. 331 hükmü uyarınca adli tatile rastlayan süreler işlemez ve bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır. Hukuk yargılamasındaki bir haftalık uzamaya güvenerek ceza dosyasında hareket etmek, dört günlük bir gecikmeyle başvurunun süre yönünden reddine yol açabilir.
Ayrıca CMK m. 331, soruşturma işlemleri ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların adli tatilde de yürütüleceğini öngörür. Tutukluluğa ilişkin kararlara karşı itirazlarda süre uzamasına güvenilmemeli, başvuru derhâl yapılmalıdır.
İYUK m. 8 hükmüne göre, bu Kanun’da yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır. Uygulamada son gün 7 Eylül olarak kabul edilmektedir.
Ancak İYUK m. 61 uyarınca, yargı çevresine dâhil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan ve yalnızca bir idare ya da vergi mahkemesi bulunan yerlerdeki mahkemeler çalışmaya ara vermeden yararlanamaz. Bu yerlerdeki dosyalarda uzama beklentisine girmemek gerekir.
Bir alacak davasında davacı aleyhine karar verilmiş, gerekçeli karar 24 Temmuz’da tebliğ edilmiştir. İstinaf süresi iki hafta olduğundan normal son gün 7 Ağustos’tur. Bu tarih adli tatil aralığına düştüğü için süre 7 Eylül mesai bitimine kadar uzar.
Bu dosyada davacının 7 Ağustos’ta başvuru yapmaması hak kaybı doğurmaz; ancak 8 Eylül’de yapacağı başvuru süresinde sayılmaz.
Kıdem ve ihbar tazminatı talepli bir işçilik alacağı davasında karar, aynı şekilde 24 Temmuz’da tebliğ edilmiştir. Normal son gün yine 7 Ağustos’tur. Ne var ki iş sözleşmesinden kaynaklanan davalar HMK m. 103 kapsamında adli tatilde de görüldüğünden süre uzamaz ve 7 Ağustos’ta sona erer.
İki dosya arasındaki tebliğ tarihi ve süre uzunluğu birebir aynı olmasına rağmen sonucun tamamen farklı olması, dava türünü tespit etmenin neden ilk adım olduğunu göstermektedir.
Bir tapu iptal ve tescil davasında gerekçeli karar 25 Ağustos’ta tebliğ edilmiştir. İki haftalık sürenin normal son günü 8 Eylül’dür. Bu tarih adli tatilin bitiminden sonraya düştüğünden hiçbir uzama uygulanmaz ve süre 8 Eylül’de dolar.
Burada sık görülen hata, tebligatın adli tatilde yapılmış olmasına bakılarak “süre nasılsa 7 Eylül’e uzadı” sonucuna varılmasıdır. Oysa bu yorum, gerçekte 8 Eylül olan son günü kısaltmakta, kimi dosyalarda ise tam tersi yönde geç başvuruya yol açmaktadır.
Boşanma davası HMK m. 103’te sayılmadığından kural olarak adli tatile tabidir. Ancak boşanma kararı çoğu zaman velayet ve nafakaya ilişkin hükümler de içerir ve bu konular Kanun’da açıkça adli tatilde görülecek işler arasında sayılmıştır.
Kararın yalnızca velayet ya da nafaka bölümüne yönelik bir başvuruda süre uzamasının uygulanıp uygulanmayacağı tereddüt doğurabilir. Bolak Hukuk Bürosu olarak bu tür dosyalarda uzamaya güvenmemeyi, başvuruyu normal süre içinde tamamlamayı tavsiye ediyoruz.
HMK m. 104, uzamayı “bu Kanunun tayin ettiği süreler” ile sınırlamıştır. Bu ifade, iki önemli sonucu beraberinde getirir.
Bu ikinci başlığın en pratik görünümü icra hukukudur. İcra daireleri adli tatilde çalışmaya devam eder ve takip işlemleri kural olarak durmaz. Konunun ayrıntısını icra takiplerinin adli tatilde durup durmadığını incelediğimiz çalışmamızda ele aldık.
Ayrıca zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin adli tatille hiçbir ilgisi bulunmadığını da hatırlatmak gerekir. Bunlar usul süresi değil, maddi hukuka ilişkin sürelerdir ve adli tatilde işlemeye devam eder.
Yargıtay, süre uzamasına ilişkin değerlendirmelerinde önce dosyanın niteliğini tespit etmekte; dava HMK m. 103 kapsamında ise uzama talebini kabul etmemektedir. Uzamanın uygulanabilmesi için hem davanın adli tatile tabi olması hem de sürenin son gününün tatil aralığına rastlaması aranmaktadır.
Kesin süreler bakımından ise Yargıtay’ın, HMK m. 104’ün yalnızca kanunla belirlenmiş süreleri kapsadığı, hâkimin tayin ettiği kesin sürelerin bu hükümden yararlanamayacağı yönündeki yaklaşımı öne çıkmaktadır.
Ceza yargılamasında ise CMK m. 331 hükmündeki üç günlük uzamanın, tutuklu işlere ilişkin kovuşturmalar bakımından farklı değerlendirildiği görülmektedir.
Bu kararlar somut olayın özelliklerine göre şekillendiğinden, benzer bir dosyada aynı sonucun doğacağı taahhüt edilemez. Her dosyanın kendi tebligat tarihi, dava türü ve karar içeriği üzerinden ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Evet. Süre uzaması bir imkândır, beklemek zorunluluğu değildir. Adli tatilde nöbetçi mahkemeler görev yapar ve UYAP üzerinden elektronik imzalı başvuru yapılması her zaman mümkündür.
Nitekim HMK m. 103, kanun yollarına başvuru için öngörülen sürelere ilişkin işleri adli tatilde görülecek işler arasında saymıştır. Yani başvurunun kayda alınmasında bir engel bulunmamaktadır.
Uygulamadaki tavsiyemiz nettir: uzamayı bir yedek güvence olarak görün, planınızı normal süreye göre yapın. Tebligatın usulsüzlüğü, dosya türünün farklı nitelendirilmesi ya da tarih hesabındaki küçük bir hata, tek başına uzamaya dayanan bir stratejiyi çökertebilir.
Kararın kesinleşip kesinleşmediğini ve dosyanızın güncel durumunu takip etmek için karara bağlanan dosyanın UYAP üzerinden nasıl görüntülendiğini anlattığımız yazımızdan yararlanabilirsiniz.
Dava adli tatile tabi ise ve iki haftalık istinaf süresinin son günü 20 Temmuz – 31 Ağustos aralığına düşüyorsa, süre 7 Eylül mesai bitiminde sona erer. Son gün hafta sonuna rastlarsa süre izleyen ilk iş gününe kayar.
Hayır. Uzama için iki koşul birlikte aranır: davanın HMK m. 103’te sayılan işlerden olmaması ve sürenin son gününün adli tatil aralığına rastlaması. Tebligatın adli tatilde yapılmış olması tek başına yeterli değildir.
CMK m. 331 uyarınca adli tatile rastlayan süreler işlemez ve tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır. 2026 yılı bakımından bu tarih 3 Eylül 2026’dır. Tutukluluğa ilişkin işlerde uzamaya güvenilmemelidir.
Hayır. İş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtığı davalar HMK m. 103 kapsamında adli tatilde de görülür. Bu dosyalarda istinaf ve temyiz süreleri normal takvimine göre işler.
Hayır. Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler maddi hukuka ilişkin sürelerdir; adli tatilden etkilenmez ve işlemeye devam eder.
Adli tatilde süre hesabı, göründüğünden daha teknik bir konudur. Doğru sonuca ulaşmak için önce dosyanın türü, ardından sürenin başlangıcı ve son günü tespit edilmeli; uzama ancak bu iki adımdan sonra devreye sokulmalıdır.
Yanlış bir hesabın bedeli, başvurunun esasa girilmeden süre yönünden reddedilmesi ve kararın kesinleşmesidir. Bu nedenle tereddüt duyduğunuz her dosyada, süre dolmadan bir avukatla değerlendirme yapmanız yerinde olur.
Avukat Ayça Bolak olarak, elinizdeki kararın türü ve tebligat tarihi üzerinden başvuru süresini birlikte hesaplamak isterseniz online hukuki danışmanlık hizmetimiz aracılığıyla hızlıca görüş alabilirsiniz. Somut olayın özelliklerine göre yapılacak bir ön değerlendirme, çoğu zaman geri dönülemez hak kayıplarının önüne geçer.