
Avukatlık Hizmetlerimizi karşılıklı güven, gizlilik ve şeffaflık ilkelerine uygun şekilde yürütmekteyiz.
Kira uyuşmazlıkları, taraflar arasında yıllara yayılan bir ilişkiyi bir anda hukuki çekişmeye dönüştürebilen, usul kurallarının son derece katı olduğu bir alandır. Özellikle Silivri gibi hem yerleşik konut stokunun hem de yazlık ve sezonluk kullanıma açık taşınmazların bir arada bulunduğu bir ilçede, kira ilişkisinin niteliği dosyanın kaderini doğrudan etkiler.
Bu rehberde, Silivri’de kiraya veren ve kiracı konumundaki tarafların en sık karşılaştığı sorunları; kira bedelinin artırılması, tahliye yolları, ihtarname usulü ve zorunlu arabuluculuk başlıkları altında ele alıyoruz. Amacımız, dava yoluna başvurmadan önce hangi hakka sahip olduğunuzu ve hangi süreye tabi olduğunuzu net biçimde görmenizi sağlamaktır.
Kira hukuku ülke genelinde aynı kanuna, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na tabidir. Buna karşın uyuşmazlığın çözümünde delil değerlendirmesi, taşınmazın bulunduğu bölgenin özelliklerinden bağımsız düşünülemez. Silivri özelinde dosyalara sıklıkla yansıyan başlıklar şunlardır:
Bolak Hukuk Bürosu olarak bu tür dosyalarda ilk incelediğimiz belge, taraflar ne kadar haklı olduğunu düşünürse düşünsün, kira sözleşmesinin kendisi ve ödeme kayıtlarıdır. Sözlü iddia ne kadar güçlü olursa olsun, banka dekontuyla desteklenmeyen bir ödeme savunmasının ispatı güçtür.
Türk Borçlar Kanunu’nun kira bedelinin belirlenmesine ilişkin 344. maddesi uyarınca, tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak artışa ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu sınır, sözleşmede daha yüksek bir oran kararlaştırılmış olsa bile uygulanır.
Konut kiralarında bir dönem yürürlükte olan yüzde yirmi beşlik tavan uygulaması sona ermiştir; bugün geçerli ölçüt yeniden genel kanun hükmüdür. Sınırın kalkmasının pratik sonuçlarını konut kiralarındaki artış tavanının sona ermesini ele aldığımız yazımızda ayrıntılı biçimde değerlendirdik.
Endeks oranındaki artış, piyasa gerçeğinin çok altında kaldığında kiraya verenin başvuracağı yol kira tespit davasıdır. Burada iki ihtimali ayırmak gerekir:
Tespit davasında en kritik teknik nokta süredir. Yeni bedelin dönemin başından itibaren geçerli olması isteniyorsa, davanın kira döneminin başlangıcından en az otuz gün önce açılması ya da kiraya verenin bu süre içinde artış iradesini yazılı olarak bildirmiş olması gerekir. Aksi halde tespit edilen bedel bir sonraki dönemde uygulanır. Dava dilekçesinin hazırlanmasından delil listesine kadar izlenmesi gereken adımları kira tespit davasının nasıl açıldığını anlattığımız rehberimizde adım adım açıkladık.
Bu davalarda mahkeme, taşınmazın bulunduğu bölgede keşif yapar ve bilirkişi marifetiyle emsal araştırması yürütür. Silivri’de sahile yakınlık, site içinde olup olmama ve ulaşım imkânları emsal seçiminde belirleyici olduğundan, dosyaya sunulan emsallerin gerçekten benzer nitelikte taşınmazlardan seçilmesi sonucu doğrudan etkiler.
Uygulamada en sık rastladığımız yanılgı, kiraya verenin “sözleşme bitti, evimi istiyorum” diyerek tahliye talep edebileceği düşüncesidir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kanun kiracıyı korumakta, tahliyeyi yalnızca sınırlı sayıda sebebe bağlamaktadır.
| Tahliye sebebi | Dayanak | Dikkat edilecek süre |
|---|---|---|
| Kira bedelinin ödenmemesi (temerrüt) | TBK m. 315 | Konut kirasında en az 30 günlük yazılı süre verilmesi |
| Bir kira yılı içinde iki haklı ihtar | TBK m. 352/2 | Kira yılının bitiminden itibaren 1 ay içinde dava |
| Yazılı tahliye taahhüdü | TBK m. 352/1 | Taahhüt tarihinden itibaren 1 ay içinde dava veya icra takibi |
| Kiraya verenin konut ihtiyacı | TBK m. 350 | Belirli sürede sürenin sonunda, belirsiz sürede fesih dönemine bağlı |
| Yeni malikin ihtiyacı | TBK m. 351 | Edinme tarihinden itibaren 1 ay içinde yazılı bildirim |
| On yıllık uzama süresinin dolması | TBK m. 347 | Uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce bildirim |
Kiracı kira bedelini ödemezse, kiraya veren yazılı bildirimle borcun ifası için süre tanır ve bu sürede ödenmezse sözleşmeyi feshedeceğini bildirir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında bu sürenin en az otuz gün olması zorunludur. İhtarnamenin içeriğindeki bir eksiklik, aylar süren bir tahliye sürecinin en başa dönmesine yol açabilir; bu nedenle metnin hazırlanışında kira borcunu ödemeyen kiracıya gönderilecek noter ihtarnamesine ilişkin örnek ve açıklamalarımızı incelemenizi öneririz.
Kiracı, bir kira yılı içinde kira bedelini ödemediği için kendisine iki kez haklı ihtarda bulunulmasına sebep olursa, kiraya veren kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde tahliye davası açabilir. Buradaki incelik, ihtarların farklı aylara ait borçlar için ve borç muaccel olduktan sonra gönderilmiş olmasıdır. Aynı aya ilişkin iki ihtar tek ihtar sayılır. Bu yolun şartlarını ve uygulamadaki sık hataları iki haklı ihtara dayalı kiracı tahliyesini incelediğimiz yazımızda ayrıntılandırdık.
Yüksek mahkeme, ihtarların usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasını ve kiracının ödemeyi ihtardan sonra yapmış bulunmasını aramaktadır.
Belirli süreli konut kiralarında, sözleşme süresinin bitiminden itibaren on yıllık uzama süresi dolduğunda kiraya veren, herhangi bir sebep göstermeksizin ve en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla sözleşmeyi sona erdirebilir. Sürenin nasıl hesaplandığı konusunda uygulamada ciddi karışıklık yaşanmaktadır; hesaplama yöntemini on yıllık kiracının tahliyesine ilişkin rehberimizde örneklerle gösterdik.
7445 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme uyarınca, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda -kira tespiti ve tahliye talepleri dahil- dava açmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Arabuluculuk aşaması tamamlanmadan açılan dava, esasa girilmeksizin usulden reddedilir.
Bu kuralın önemli bir istisnası vardır: İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen ilamsız icra yoluyla tahliye talepleri arabuluculuk şartına tabi değildir. Dolayısıyla kira alacağı için icra takibi başlatmak ile mahkemede tahliye davası açmak, birbirinden farklı usullere tabi iki ayrı yoldur ve somut olayın özelliklerine göre hangisinin daha hızlı sonuç vereceği baştan değerlendirilmelidir.
Kira hukuku yalnızca kiraya vereni korumaz. Silivri’de kiracı konumundaki müvekkillerimizin en sık başvurduğu başlıklar şunlardır:
Birinci durum: Silivri’de bir sitede yazlık dairesini üç yıldır aynı kiracıya veren mülk sahibi, sözleşme süresinin sona erdiğini gerekçe göstererek kiracıdan çıkmasını istiyor. Kiracı çıkmayınca doğrudan tahliye davası açılıyor. Burada dava, sürenin dolmasının tek başına tahliye sebebi olmaması nedeniyle reddedilme riski taşır. Doğru yaklaşım, somut olayda kanunda sayılan sebeplerden hangisinin bulunduğunu tespit etmek ve dosyayı o sebebe göre kurmaktır.
İkinci durum: Kiracı, iki ay üst üste kira bedelini geciktirerek ödüyor; kiraya veren her seferinde ihtarname gönderiyor. Ancak ihtarnamelerin ikisi de aynı aya ilişkin düzenlenmiş. Kira yılı sonunda açılan tahliye davasında, ihtarların ayrı aylara ait olmaması nedeniyle iki haklı ihtar şartının oluşmadığı sonucuna varılabilir. Bu örnek, sürecin başındaki tek bir belge hatasının bir yıllık zaman kaybına dönüşebileceğini göstermektedir.
Her iki örnek de varsayımsaldır ve genel işleyişi anlatmak amacıyla kurgulanmıştır; benzer görünen dosyalarda dahi sonuç, somut olayın özelliklerine ve hâkimin takdir yetkisine göre değişebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, kira ilişkisinden doğan alacak ve tahliye davalarında -ilamsız icra yoluyla tahliye hariç- görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi ile davalının yerleşim yeri mahkemesi seçenekleri gündeme gelir. Silivri sınırları içindeki bir taşınmaza ilişkin uyuşmazlık, kural olarak Silivri Adliyesi bünyesindeki sulh hukuk mahkemesinde görülür.
Süreç ortalama olarak arabuluculuk aşamasıyla başlar, anlaşma sağlanamazsa son tutanakla birlikte dava açılır. Keşif ve bilirkişi incelemesi gerektiren tespit davalarında yargılama daha uzun sürebilir.
Evet. Kira sözleşmesi geçerlilik şartı olarak yazılı şekle tabi değildir; sözlü sözleşme de geçerlidir. Ancak sözleşmenin varlığı, bedeli ve başlangıç tarihi ispat edilmelidir. Banka ödeme kayıtları, tanık beyanları ve yazışmalar bu noktada belirleyici olur.
Kural olarak tahliye taahhüdünün, kiracı kiralananı teslim aldıktan sonra verilmiş olması aranır. Sözleşmeyle aynı anda alınan taahhütler, kiracının serbest iradesiyle verilmediği gerekçesiyle geçersiz sayılabilmektedir. Bu nedenle taahhüdün tarihi ve düzenlenme koşulu titizlikle incelenmelidir.
Hayır. Artışı kabul etmemek başlı başına bir tahliye sebebi değildir. Kiraya verenin yolu, kira bedelinin mahkemece tespitini istemektir. Kiracının bu süreçte eski bedeli ödemeye devam etmesi, temerrüde düşmemesi bakımından önem taşır.
Dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir. Bu durumda yeniden arabuluculuk sürecinin işletilmesi ve davanın yeniden açılması gerekir; bu da ciddi bir zaman ve masraf kaybı anlamına gelir.
Kira uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen çoğu zaman tarafların haklılığı değil, hakkın kanunun öngördüğü usul ve süreler içinde kullanılıp kullanılmadığıdır. Yanlış zamanda gönderilen bir ihtarname ya da eksik kurgulanmış bir dava dilekçesi, esasen haklı olan tarafı bir kira yılı daha beklemek zorunda bırakabilir.
Avukat Ayça Bolak olarak, Silivri ve çevresindeki taşınmazlara ilişkin kira uyuşmazlıklarında sürecin başından itibaren belge düzeninin kurulmasını ve doğru hukuki yolun seçilmesini önceliklendiriyoruz. Kira sözleşmeniz, tahliye talebiniz veya kira bedelinin tespitine ilişkin sorularınız için gayrimenkul ve kira hukuku alanındaki çalışmalarımızı inceleyebilir, dosyanıza özgü değerlendirme için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.